Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Varsayalım Ki Öğrenciler 9. Kez İktisat Kongresi Yapıyor

Bu sene 9. su gerçekleştirilen Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresi 3-4-5 Mart tarihlerinde ODTÜ’de gerçekleştirildi. ODTÜ Ekonomi Topluluğu’nun ev sahipliğini yaptığı kongreye 22 üniversiteden 400 civarında öğrenci katıldı. 2002 yılında derslerde ana akım (neo-klasik) iktisadın tek ve sorgulanamaz bir doğruymuş gibi anlatılmasına, matematiğin iktisat eğitiminde bir araç olmaktan çıkarak giderek bir sosyal bilim olan iktisada da hâkim hale gelmesine karşı bir tepki olarak gelişen post-otistik iktisat hareketiyle bağlantı kurularak “Varsayalım ki Öğrenciler Bir İktisat Kongresi Yapıyor.” sloganı ile yola çıkan kongre artık bir hayli yol almış durumda. Kongrenin ilk yıllarında gelen tebliğ özetlerine göre yerleştirilen oturumlar yerine; kongre son 4 yıldır ülke ve dünya gündeminde tartışılan güncel bir kongre başlığı belirleyerek toplanıyor. Bu seneki kongrenin başlığı da “Ekonomik ve Sosyal Yönleriyle Son 10 Yılda Ne Oldu?” olarak belirlendi ve özellikle AKP döneminde uygulanan sosyo-ekonomik politikalar eleştirel bir çerçeveden 3 gün boyunca farklı yönleriyle tartışıldı. Kongreye adını da veren bağımsız olması vurgusuna uygun olarak öğrenciler her türlü fikri özgürce tartışabilecekleri bir platformu hayata geçirdiler. Kongrenin tamamen sponsorsuz gerçekleştirilmesi; yalnızca üniversitelerin, öğrencilerin ve emekçilerin (sendikalar, meslek odaları…) kaynaklarına dayanılarak kongre giderlerinin karşılanması “bağımsızlık” vurgusunu güçlendirmeye bu sene de devam etti. İktisadın sosyoloji, siyaset bilimi, felsefe gibi diğer sosyal bilim alanlarından ayrılamayacağına dair sesini yükselterek yola koyulan kongre artık bu söylediğini pratik olarak gerçekleştirmektedir.

Aynı zamanda kongrenin de başlığı olan son 10 yılda neler olup bittiğinden, kadın emeğine, Kürt sorunundan ekonomik krize, çevre sorunundan özelleştirmelere, üniversitelerdeki dönüşümden sendikal yaşama, eğitim ve sağlıktan dünya ekonomisi ve kalkınmaya çok geniş bir yelpazede 20 farklı oturum, 70 kadar da tebliğ sunumu gerçekleşti. Kongre kendi iktisat anlayışından başkasını yok sayan, kendisini tek doğru gibi dayatan neo-klasik iktisat anlayışına karşı üniversite öğrencilerinin alternatif, eleştirel akımları da tartışabilecekleri ya da o çerçevelerden bakarak olayları değerlendirebilecekleri özgür tartışma platformlarından en önemlilerinden birisi olma özelliğini de kazanmış görünüyor. Özellikle hemen tüm konu başlıklarında AKP’nin uyguladığı konu başlıklarına ilişkin köklü eleştirilerin varlığına dikkat çekmek gerekiyor. Özellikle kongrenin son birkaç yılına birden damgasını vuran Kürt sorununa ilişkin tartışmalar bazen kongreyi dahi tehdit edecek tarzda bir gerginliğe yol açsa da iktisat kongresinde bu meselenin tartışılabilmesi, ön yargıların kırılabilmesi ve sorunun çözümü konusunda öğrencilerin kafa yorması bakımından çok değerli görünüyor. Bu konuda ülkedeki politik çevrelerin de tutumlarından bağımsız olmayan farklı anlayış ve yaklaşımlardan bahsedilebilir. Ancak bu sorunu tartışmaya devam edeceksek ki etmeliyiz: sorunu şimdiye dek egemenler tarafından körüklenen önyargıları gözeten ama sürekli ikna etme üzerine kurulu,  kazanıcı bir dil kullanmakta ve inkâra karşı Kürt halkının ve gençliğinin taleplerini savunmakta ısrar etmeye devam etmeliyiz. Karşısındakini anlamadan hızla iten, kazanmaya çalışmaktan uzak anlayışlar olsa da Kürt sorununun tartışılmasında kongrenin bir hayli yol aldığı söylenebilir. Yine kongre buradaki tartışmalarda meselenin daha fazla içinde olmak, sorunun bizzat muhatabı olarak söz söylemek gerektiğini de ortaya çıkardı.

 

AKP NE DEDİ? NE YAPTI?

AKP’yi birçok öğrenci farklı tanımlasa da, sunumlardaki genel eğilim eleştirel idi. Çok farklı noktalardan AKP’nin o alanlarda uyguladığı politikalar masaya yatırılarak tartışıldı. Özellikle AKP dönemi Kürt sorununda yapılanlar-söylenenler arasındaki çelişki, kadına karşı işlenen suçlardaki devasa artış, AKP’nin sermaye grupları ile ilişkilerine dair veriler bunlardan en çarpıcı olanlarıydı. Burada AKP’nin liberal-muhafazakâr ideolojik bir hegemonya çabasını büyük ölçüde hayata geçirdiği bunu da ekonomik ve siyasal olarak yaptırım gücüyle ilişkili olduğuna dair söylenenler aslında son 10 yılın adeta bir özeti gibiydi.

Ekonomik ve siyasal olana ilişkin ilişkilendirme ve bu alanları birbirinden bağımsız görmeksizin değerlendirme çabalarındaki baskın eğilim kongrenin yapmaya çalıştıkları bakımından bir hayli yol aldığını gösteriyor. Meselelerin böyle ele alınması ve tartışılması iktisadı salt ‘kıt kaynaklarla, sınırsız ihtiyaçlar arasındaki asimetrik ilişki’ ile açıklayan neo-klasik iktisadın, iktisadı tüm diğer alanlardan bağımsız ele almasına karşı iyi bir cevap niteliği de taşıyor. Çok baskın bir şekilde ortaya çıkmasa da öğrencilerin emek alanına dair ilgilerinin özellikle son yıllardaki gelişmelerden sonra artmış görünüyor. Özellikle memlekette gelişen işçi direnişleri, bu alandaki deneyimler, çalışma yaşamı ve sendikal yaşam gibi alanlarda yürütülen tartışmalar bunu açığa çıkardı. Aslında uzun denebilecek bir süredir gündemde olan ve bu dönüşüm tamamlanana dek de gündemde kalacağa benzeyen Bologna sürecinin tartışıldığı bir oturumun gerçekleşmesi kongre ve katılımcılar için ilerletici olmakla birlikte, bu konuda çok yaygın bir bilgilendirmenin ve buna karşı bir mücadelenin örgütlenmesinin gerekliliğini de gösterdi.

Kongrede gerçekleşen her tebliğ sunumu ve yürütülen her tartışma, ayrıca kendine has bir önem taşıyor. Burada bunların tamamına değinmek imkânsız, fakat bize düşen kongre kitabını sunulan tüm tebliğlerle bir an önce basıp bu kitabın yaygın bir dağıtımını iktisadi idari bilimler fakültelerinde yapmaktır. Bunun, kongrenin çok daha geniş bir çevreyi dahil etmesi ve kendisini anlatması bakımından kritik bir rolü olacaktır.

 

YA BUNDAN SONRA…

Kongreyi örgütleyen öğrenci topluluklarının yani kongre platformunun daha fazla iletişim halinde olması ve memleket gündeminde çokça tartışılan sorunlara ilişkin ya da bizzat üniversitelere dair tartışmalarda söz söyleyebilmesi yine düzenleme kurulu tarafından belirlenen yakıcı ihtiyaçlardan bir tanesi idi. Söz gelimi Başbakan “kriz bizi teğet geçti” dediğinde TÜÖBİK olarak buna cevaben bir açıklama yapılması, ya da eğitimin paralı hale getirilmesini savunan hocalara karşı bir cevabın verilmesi kongreyi,  kongrenin kurumsallığını da daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Daha da önemlisi böyle bir müdahaleye üniversitelerin de bir hayli ihtiyacı olduğu açık. Memleketteki ayrışma noktalarının en başında olan türban tartışmaları konusunda dahi kongre pratik olarak hiçbir sorun yaşamamış, hatta birçok öğrenci ODTÜ’nün başörtülü gençlere zorluk çıkarmasına tepki göstermiştir. Bu olumlu örnek dahi kongre bileşenlerinin iki kongre arasında da kimi meselelerde tutum alabileceğini göstermiştir. Memleket gündemindeki, iktisat alanındaki birçok meseleyi ileri bir noktadan tartışabilenlerin pratik olarak da bir tutum almaya çağrılması üniversite hareketi bakımından etkili olacaktır. Burada Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Topluluğu’nun gerçekleştirdiği ve kongrenin de örnek bir çalışma olarak öne çıkardığı, yaygınlaştırmak için de eğilim belirlediği yerel kongrelerin önemli olduğunu söylemek gerekiyor. Bolu’daki arkadaşların bunu yaparak gelmeleri hem katılımlarının, hem de tebliğ sayılarının ve niteliklerinin de artmasını sağladı. Bu ve benzeri çalışmaları düzenleme kurulundaki ve kongre katılımcısı toplulukların yapması kongreyi çok daha ileriye taşıyacaktır.

Kongre düzenleme kurulu 10. Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresi’nin Ege Üniversitesi’nde gerçekleşmesine karar vererek bunu kongrenin değerlendirmesinin yapıldığı kapanış forumunda ilan etti. Kongre genel olarak neo-liberal iktisada karşı tepki olarak yola çıkmasıyla birlikte bunun kaçınılmaz hale de gelen bir sonucu olarak liberal-tekçi-emek düşmanı politikalara karşı da çok baskın bir eğilim olarak sesini yükseltiyor ve yükseltmeye devam edecek. Şimdi kongreyi seneye gerçekleştirmek üzere görev alan Ege Üniversitesi’nden arkadaşların, kongreye bu sene ilk kez katılan Şırnak Üniversitesi’ndeki arkadaşların heyecanı ve coşkusu ile tüm memleketteki üniversitelere kongreyi taşımamız gerekiyor.