Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Sevgili Özgürlük Dünyası okuyucuları,

13. sayımızda yeni bir dizgi sistemine geçmiş ama bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmamıştık. Doğrusu, bu açıklamayı, yapmayı unuttuğumuzdan dolayı değil, yeni sisteme geçişin hayhuyunu yoğun bir şekilde yaşadığımız ve o karışıklıkta akla gelen binbir şeyden birini atlayıp bir sonraki sayıda açıklamanın daha kolay olacağını düşündüğümüzden yapmamıştık.
Yeni bir sisteme geçmek pek öyle kolay olmuyor. Geçmişte çalışılan sistemlerin alışkanlıkları, yeni sistemin bilinmezleri, derken... ilk denemede pek de hoş olmayan biçimler, bol yazım hataları, unutulan ya da atlanan konular ve kaybolan yazı sonları. Bunların tümünü yaşadık geçen sayımızda, öyle ki arka kapakta Arnavutluk'un kuruluş yıldönümünü 45 diye belirtecekken 35 diye geçmişiz. Bu yüzden okuyucularımızdan Arnavutluk'un kurtuluşunu on yıl geriye almışsınız diye kinayeli telefonlar aldık.
Yeni sisteme geçtikten sonra işimiz epeyce kolaylaştı sayılır. Artık eskisi gibi pikaj, film gibi şeylerle uğraşmayacak ve en önemlisi bunların neden olduğu zaman kaybını yaşamayacağız. Ancak hepsinden önemlisi, artık bundan sonra ayın 1'inde okuyucularımızın elinde olacak Özgürlük Dünyası. Yeni sisteme geçişin ilk ayında, şimdiye kadar ulaşamadığımız bir rekor kırıyor ve dergimizi ayın ikinci gününde okuyucularımıza ulaştırıyoruz.
Belki bu sayımızda da bir miktar hatamız ve unuttuğumuz bazı şeyler olacak. Ancak bundan sonra daha az hatalı ve daha güzel bir Özgürlük Dünyası ulaştıracağız siz sevgili okuyucularımıza. Bir konu dışındalirelemeler ya da Cağaloğlu dilinin dışına çıkacak olursak, heceleme ve satır sonlarındaki bozukluklar. Yeni geçtiğimiz sistem (Macintosh) Türkçe hecelemeyi henüz, doğru ve hatasız bir biçimde yapmayı başaramadı. Bu bakımdan yazılarda heceleme hataları olabilecek. Hecelemelerden doğan hatalardan dolayı okuyucularımız bizi hoş görsünler, çünkü bu eksikliği hiç değilse şimdilik giderebilmemiz olanaklı değil.
Ve kuşkusuz geçen sayımız da toplatıldı. 9. sayıdan itibaren istikrara kavuşan toplatmalardaki başarı grafiği 13. sayının da toplatılmasıyla yükselmeye devam etti. Dilimizi ve üslubumuzu değiştirmek gibi bir niyetimiz olmadığı için yükselmeye de devam edecek herhalde. Görülecek: devrimci ve sosyalist basın susturulmayacak. Hele bu, toplatmalarla hiç mi hiç olamayacak.
Bu arada okuyucularımızın hoşuna gideceğini sandığımız bir haberimiz var: İlk toplatılan 3. sayımız beraat etti ve iade edildi. Böylece dergiyi toplatanların gerçek amacı da ortaya çıkıyor: dergiyi ekonomik bakımdan çökertmek. Öyle ya, madem iade edecektiniz, o zaman niye topladınız?
Çok sayıda okuyucumuz sürekli olarak bizden 3. sayıyı istiyordu. Bu sayıyı, başvurmaları durumunda okuyucularımıza gönderebileceğiz.
Geçen sayımızda yeni sisteme geçişten dolayı pek çok hata ve atlama olduğunu belirtmiştik. İlgilenen okuyucularımız zaten çok sayıda mektupla bizi bu konuda uyarmıştı. Şimdi bu hataların en önemlilerini aşağıda belirtiyoruz:
Konumuz: Demokrasi-4 yazısının Demokrasinin son sınırı: işçi grevleri (s. 53-54) kutusunun dört satırı düşmüştür. Paragrafın tümünü aşağıya alıyoruz:
İşçi grevlerinin ve ulusal hareketlenmelerin istemlerinin kapsamı ve hedefleri ve bunun karşısında Sovyet gericiliğinin izlediği politika, Gorbaçov demokratizminin sınıf niteliğinin somutlaşmasının bir göstergesini oluşturmaya yetiyor.
'80'lerde Türk-İş (3) yazısının Sendikal mücadele ya da sınıf sendikacılığı üzerine (s. 22-23) kutusunun 9. paragrafının ilk iki tümcesi şöyle olacak:
"Özgürlük mücadelesi partilerin, ekmek mücadelesi sendikaların faaliyetinin esasını oluşturur anlayışı, emeğe dayanan ekonomik ve siyasi yapılanım mücadelesinde sendikaların üstlendiği fonksiyonları sınırlar. Böylece, sermayeye dayanan ekonomik ve siyasi yapılanımın devamı esas alınmış olur."
Aynı yerde, 4-Sendikal birlik mücadelesi maddesinde 2. paragrafın 2. tümcesi de şöyle olacak:
"Diğer bir anlatımla sendikal bürokratların tepede anlaşarak kuracakları birlik, işçi sınıfının sendikal birliği olarak değerlendirilemez."
Aynı yazının Kaynakça'sının son satırları da düşmüştür, belirtiyoruz:
Kaynakça (s.35)
108- ibid, 321, 184, 177, 178, 324,406
110- ABD kaynaklı yayın (1971), Aktaran Y. Koç, 11. Tez, Mayıs 1986, s. 251
117- Yılmaz Gümüşbaş, Cumhuriyet, 14 Mart 1976
126- A: Işıklı, Gün, Haziran 1986,
127- Y. Koç, age, s. 125-133, 143
128- Arayış dergisi, 22 Ağustos 1981, sayı 27, s. 71
129- Yeni Gündem, 1-14 Kasım 1985, s.13
130- Şükran Ketenci, Cumhuriyet, 1 Ocak. 1987
131- 14 GKÇR-Belgeler. s. 35
132-14 GKÇR. s. 25-26
Öğrenci hareketinin bazı olanakları ve sınırlılıkları üzerine yazısının sondan önceki iki paragrafının dizgi hatası sonucu yerleri değişmiştir.

Aralık 1989