Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

İstanbul Eğit-Der kongresi yapıldı

İstanbul Eğit- Der Kongresi 1 Kasım ayında yapıldı. İstanbul Eğit-Der'in yeniden geniş kitleleri kucaklayabilmesi ve icazete değil kendi gücü ve mücadelesine dayanan grevli toplu sözleşmeli sendika hakkına kavuşabilmesinin önünde engel teşkil eden revizyonist-reformist yönetim bu kez seçimi kaybetti. Bir süredir devrimci, demokrat, yurtsever öğretmenlerin İstanbul Eğit-Der içinde sürdürdükleri çalışma olumlu sonuçlarını verdi. Bülent Yüksek, A. Latif Epözdemir, Lütfü Eren, Ömer Aydın ve İsmail Sarıoğlu'dan oluşan liste yönetime seçildi.
Yeni yönetimin göreve başlamasıyla birlikte öğretmenlerin Eğit-Der'e ilgisi arttı ve kısa süre içinde üye sayısında hızlı bir artış oldu.
Milli Eğitim Müdürlüğü önünde kalabalık bir öğretmenle bir basın toplantısı düzenleyen Eğit-Der Yöneticileri basın bildirisini okuduktan sonra "Sendika hakkımız, söke söke alırız", "Sendika hakkımız engellenemez" sloganlarıyla dağıldılar
Basın bildirisini yayınlıyoruz:
Değerli Basın Mensupları; Belirli çevrelerce Öğretmenler Günü olarak ilan edilen, öğretmenlere ve kamuoyuna kabul ettirilmeye çalışılan 24 Kasım günü ile ilgili olarak aşağıdaki hususların duyurulmasında EĞİT-DER'li öğretmenler olarak yarar görüyoruz:
24 Kasım, kamuoyunu ve öğretmenleri avutmaya, yanıltmaya yönelik olarak 12 Eylül yönetimince ilan edilmiş bir gündür.
Oysa 12 Eylül yönetiminin iktidarı alır almaz ilk çattığı halkın gözünde ilk değerden düşürdüğü kesim öğretmenlerdir.
Öğretmen örgütünü kapatarak öğretmenleri örgütsüz bırakan, yöneticilerini vatandaşlıktan çıkaran, binlerce öğretmene meslekten el çektiren, binlerce öğretmeni sürgün eden, binlerce öğretmeni soruşturmalardan geçiren aynı yönetimdir. Bugün, bağımsız yargı organlarının akladığı bir örgütü yasadışı ilan eden, mal varlığına el koyan da onlardır.
Ve sanki lütuf bağışlarmış gibi, 24 Kasım'ı öğretmenler günü ilan eden de onlardır.
Bizim için 24 Kasım, Atatürk'ün, tahta başında fiilen öğretmenliğe başladığı gün olması açısından önemlidir. Bunun dışında hiçbir önemi yoktur ve olmayacaktır.
Eğitim emekçisine sorulmadan ilan edilen gün, öğretmenler günü olamaz. ÖĞRETMEN KENDİ GÜNÜNÜN HANGİSİ OLACAĞINA KENDİSİ KARAR VERİR.
Kaldı ki: Öğretmenin yaşam koşularının giderek ağırlaştığı, öğretmenin, öğretmenlikle ilgisi olmayan ikinci ve hatta üçüncü işte çalışmaya başladığı, yakacak parası, tebeşir, telefon vb. adlarla veliden para toplamak için araç durumuna getirildiği bir dönemde, öğretmenler günü kutlanması bir aldatmacadan başka bir şey olamaz, olsa olsa öğretmenle dalga geçme günü olur, buna da kimsenin hak ve yetkisi yoktur, olmayacaktır.
Öğretmenler tüm yaşamı boyunca saygın bir mesleğin, saygın bir üyesi olmak ister. Bu saygınlık öğretmene bir lütuf olarak sunulamaz. Öğretmenler buna layık olduklarını, gerek davranış biçimleriyle, gerek ülke sorunlarına karşı duyarlılıkları İle ve gerekse kamuoyuna karşı sorumluluğuyla ispat eder. Bu saygınlığa erişebilmenin, eğitim-öğretimde söz ve karar sahibi olabilmenin, özgürlük, ekonomik ve demokratik haklarımızı alabilmenin tek yolu GREVLİ-TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKA HAKKI’nı elde etmektir. Şu anda öğretmenlerin dernek boyutunda örgütlenmeleri bile engellenmektedir. Oysa Anayasa, temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz", demekte, dernekler, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin kurulmasını, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmektedir.
O halde: Derneklerin ve sendikaların kurulması anayasal bir hak ve zorunluluktur.
Öğretmenlerin ve tüm çalışanların bu hakkı engellenemez! Bu bir anayasal haktır.
Öğretmenler bu hakkı mutlaka kullanacaktır!
Öğretmenler, öğretmen günü aldatmacasına kanmayacaktır!
Yaşasın Öğretmenlerin örgütlü mücadelesi!
Yaşasın grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı!
Değerli basın mensupları;
Öğretmenlerin 24 Kasım ve benzeri aldatmacalara kanmayacaklarına, yasal ve meşru zeminlerde, grevli toplu sözleşmeli sendika haklarını elde edeceklerine olan inancımız tamdır.
Bu düşüncelerimizin kamuoyuna ve tüm öğretmen topluluğuna duyurulmasına yardımcı olmanızı dilerken, EĞİT-DER'li öğretmenler adına hepinize saygılarımı sunarım.
EĞİT-DER İSTANBUL ŞUBESİ adına YÖNETİM KURULU BAŞKANI Av. M. Bülent YÜKSEL

Aralık 1989