“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Eğit-Der bölge toplantıları yapılıyor.

10.12.1989 Pazar günü İzmir'de, sendikalaşma konusunda EĞİT-D£R bölge toplantısı yapıldı. Toplantıya İzmir ve yakın çevresindeki il ve ilçelerin EĞİT-DER yöneticileri ile çalışan öğretmenler katıldı. (120 kadar)

EĞİT-DER yönetiminin yapılacak toplantıyı Öğretmen kitlesine yeterince duyuramaması geniş katılımı engelledi. Tabanın sendikalaşma konusundaki eğilimini belirleme adına yapıldığı söylenen bu toplantıya eğitim emekçilerinin geniş katılımının sağlanmaması, öğretmen mücadelesi için büyük bir olumsuzluktu.
EĞİT-DER şube yöneticileri dernek üzerindeki polis ve idare baskısından, örgütlenme konusunda öğretmenlerde korku ve yılgınlıkla korkusuzluğun bir arada bulunuşundan, kamuoyu yaratabilmek için düzen partilerinden ve yayın organından (abece) yararlanılması gerektiğinden, 12 Eylül öncesi işçi mücadelesi alanına girilmesinin yanlışlığından, fahri üye olma engelinden, genel merkezin sendikalaşma politika ve pratiğini desteklediklerinden söz ettiler.
Şube yöneticilerinin bir kısmı sendikanın hemen oluşturulması (Nasıl bir sendika istediklerini açıklamıyorlar.) yönünde tavır takındılar ki, önemli olan asıl noktada buydu. Bu görüşü daha çok revizyonistler savundular. Bir kısım yöneticiler ise hemen kurulacak bir sendikayı "cesaret gösterisi" olarak nitelediler; panel ve yayınlarla kamuoyu yaratma görüşünü savundular.
Şube yöneticilerinin konuşmalarından sonra çalışan öğretmenlere beşer dakikalık söz hakkı verileceği duyuruldu. Eğitim emekçileri buna tepki gösterip, süre kısıtlamasını benimsemediler. Yaptıkları konuşmalar ve getirdikleri önerilerle toplantıyı bir anda canlandırdılar.
Geçmiş öğretmen mücadelesine sahip çıkılmasını, çalışma öğretmenlerin sendikalaşma mücadelesinin genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğunu, eğitim emekçilerinin örgütlülükte söz ve karar sahibi olmasını darbe koşulları dâhil her koşulda mücadele edebilecek sendikal örgütlenme biçiminin yaratılmasının gerektiğini, demokrasi mücadelesinde ölüme kadar gidilebilmesini savundular. Kurulacak sendikanın renginin belli olmasını, sarı sendikacılığa karşı olduklarını, örgütlenme mücadelesinde öğretmen taleplerine sahip çıkılarak demokratik işleyişin bugünden sağlanmasını sendikanın kitlesel mücadele ile mücadele içinde kurulması gerektiğini belirttiler.
Çalışan öğretmenlerin bir kısmı bir yandan öğretmen sendikal hak mücadelesinin geliştirilmesini savunurken, diğer yandan bu mücadeleyi pasifize etmek isteyenlere eleştiri götüremediler. Hemen kurulacak bir sendikanın örgütlenmenin yeterince sağlanmadığı bu koşullarda yararlı olamayacağını dile gelirdiler.
Eğitim emekçileri toplu viziteye çıkma, sessiz yürüyüş, miting gibi eylemlerle okullarda sendika kurma komiteleri oluşturulmasını, okul temsilcilerinin seçilmesini önerdiler.
Eğitim emekçilerinin talebi BAĞIMSIZ ÖĞRETMEN SENDİKASl'dır. (EĞİT-SEN sloganını açıklıktan uzak olarak değerlendiriyoruz.) Sarı TÜRK-İŞ'in sultasında bir devlet sendikası istemiyorlar.
Kurulacak sendika GREV ve TOPLU PAZARLIK hakkına sahip olmalıdır.
Bu sendika grupçuluğu reddederek, yasal engellere karşı kitlesel mücadele içinde doğmalı, sendika içi demokrasiyi temel almalıdır, öğretmen kitlesinin mücadelesini temel almalıdır.
Burjuva yasallığına bel bağlamamalı her koşulda varlığını ve mücadelesini sürdürebilmelidir.
Faşist diktatörlüğe karşı demokrasi mücadelesinde, insanlığın geleceği yaratmada yardıma araç rolünü oynayabilmeli; revizyonizme, reformizme asla prim vermemelidir.
Yukarıdaki özellikleri taşıyan sendikayı oluşturma mücadelesi ciddi bir mücadeleyi gerektirir; icazetçi, darbeci anlayışla, oldubittiye getirilerek oluşturulamaz, oluşturulmasına da izin verilmemelidir. Ayrıca eğitim emekçilerinin sendikasının kurulma tarihini genel demokrasi mücadelesinin, örgütlülüğün ve öğretmen mücadelesinin boyutu belirler derken mücadelenin gelişmesi, hedefi beklenti içine girilerek karartılmamalıdır. Tersine öğretmen mücadelesi kitlesel pratik eylemliliklerle geliştirilmelidir. Bunun için de uygun mücadele araçları şarttır, temeldir.
Eğit-Der yönetiminin oluşturmaya çalıştığı Sendika Girişim Kurullarına EĞİT-DER fahri üyesi bütün öğretmenler katılmalı. Yapılacak toplantılarda Girişim Kurullarında yer alan öğretmenlerce (25.000 dolayında EĞİT-DER fahri üyesi var) sendika yönetim kurulları seçilmeli. Seçilen yönetim kurulları da toplantı anında öğretmenleri üye yapmalı ve sendikanın kurulduğunu bu yolla ilan etmelidir. Sendika yönetim kurulları faşist diktatörlüğün hışmına uğradığında üyeler hemen eyleme geçmelidir.
Kitlesel mücadele ile kurulacak demokratik kitle örgütleri mücadele gücüne sahip olabilirler. Gerisi tabela sendikacılığıdır; bir darbede yıkılır.
Eğitim emekçilerine Grevli Toplu Pazarlıklı Sendika Hakkı!
Tüm kamu emekçilerine Grevli Toplu Pazarlıklı Sendika Hakkı!
İzmir Öğretmen Sendikal Birlik Hareketi

Marmara Bölge toplantısı yapıldı
EĞİT-Der genel merkezinin altı ilde yapmayı planladığı bölge toplantılarından ilki 8 Aralık 1989 günü İstanbul'da yapıldı. "Sendikalaşma sürecinde bugün gelinen nokta ve olası sendika girişiminin gereksinim duyduğu teknik konuları tartışmayı" amaçlayan Marmara Bölge Toplantısını İstanbul EĞİT-DER düzenledi. Toplantı öncesi iki hafta boyunca ilçeler tabanında yapılan toplantılarda sendikalaşma konusu ve EĞİT-DER'in bugünkü durumu nicel ve nitel bakımlardan tartışıldı. Tüm ilçelerden gelen düşünceler ezici bin ağırlıkla genel merkezinin olası sendika girişiminin zamanlamasının erken olduğu, bu girişimin "ulusal mutabakat" ve legalleşme arayışları içindeki bir siyasetin genel stratejisinin öğretmen alanına bir dayatması olduğu yolundaydı. Kitlelerin gücünü, dinamizmini yadsıyan, onları dolgu maddesi olarak gören bu taktik şiddetle reddedildi. Amacın grev ve toplu sözleşme haklarından yoksun sahte bir sendika kurmak, öğretmen kitlesini, gerici Türk-İş'e yamamak olduğu vurgulandı. Genel merkez bu eleştiriler karşısında bocaladı, çelişkilere düştü. Toplantıda konuşan yurtsever devrimci bir öğretmen şunları söyledi:
(...)
Diyoruz ki!
Genel merkez her ne kadar söylev olarak sendika, sendikal girişim vb. gibi şeyler söylese de SENDİKA İSTEMİYOR...
Nedenini açıklamak açısından genel merkeze hemen şunları soruyor ve yanıtını istiyoruz?
- PTT’de çalışan 657 sayılı kanuna tabi devlet memurları, hastanelerde çalışan yine aynı kanuna tabi hemşireler, sağlık memurları dernek kurdular ve de derneklerinde asil üyeler. İSKİ'de çalışan devlet memurları da şu günlerde böyle bir girişimde bulundular.
Bildiğimiz kadarıyla derneklerine asil üye olan PTT’Iiler ve hemşireler hakkında ne de dernekleri hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı.
Peki, biz öğretmenler, her zaman çok güçlü mücadele geleneğinden söz ettiğimiz öğretmenler EGİT-DER'e neden asıl üye olamadık, olamıyoruz?
Şunu belirtiyoruz hemen: Genel merkezdeki, reformist uzlaşmacı zihniyet nesnel olarak görülüyor ki, mücadelemiz ve örgütlenmemiz önüne fahri üyelik diye bir engel dikmiştir. Bunu onlar yapmıştır. Uluslararası sözleşmelere gericiliğin attığı imzalara bakıldığında ve ulusal yasalar böyle bir yasak açısından incelendiğinde, kendileri de itiraf ediyorlar ki, öğretmenlerin derneklerine asil üye olmalarında yasal bir engel yoktur, sakınca da yoktur. Egemen sınıflar yasaklamıyor ama genel merkez yasaklıyor, işte bütün sorun bu...
Mücadele önünde, fahri üyelikten asil üyeliğe geçiş barikatı bizce bilinçli olarak konulmuştur ve bu sorun bugün EĞİT-DER açısından birincil, en önemli sorundur.
"Türk-İş’te SENDİKAL BİRLİK" istemek de sendika mücadelemize karşı olmaktır. Daha henüz resmen ilan edilmediyse de genel merkezdeki yöneticiler tarafından bu çok açık ve hiçbir ikirciklenmeye yer bırakılmadan ifade ediliyor. Genel sayman Türk İş’te örgütlü bir sendikadan yana olduğunu İstanbul’da açıkça belirtmiştir.
Türk-İş sınıf ve kitle sendikası mıdır? Hayır, Türk-İş CIA güdümünde Amerikancı faşist-gerici bir örgüttür. Bugüne kadarki çizgisine eylemine, yönelimine, amaçlarına bakınız. O, sınıfı kandıran, hakim sınıfların has örgütü bir sendikadır.
Bizce Türk-İş'te hak alınamaz. Bunu iddia etmek bile tek başına genel merkezin sendika istemediğinin bir kanıtıdır.
Şimdilerdeki "olası sendika girişimi" Sendikal Haklar Kurultayı'nın kazanımları üzerine inşa ediliyor.
Hasan Celal Güzel, Avni Akyol, Necmettin Erbakan, Erdal İnönü gibi gerici reformist kimselerden sendika rica etmek, bunun için yakarma, lütuf bekleme kurultayı olma yönü baskın bir kurultaydır bu.
Düşmandan sendika beklemenin, böyle bir mutabakat aramanın adı sınıf işbirliğidir. Sınıf işbirlikçileri sendika gibi bir aracı, mücadele aracını istemezler.
Bizce bu kurultay Genel Merkezin niyetlerini açığa çıkarması açısından önemlidir ve bu anlamda bizim için kazanımdır. Öğretmen kitlesine, onun birliğine örgütlü gücüne güvenmeyenlerin geçmişte de bu hakkı kof bir söyleme çevirdiklerini biliyoruz.
(...)
Mücadeleci bir örgüt istiyoruz.,uzlaşmacı bir örgüte.düzen örgütüne karşıyız.
Biz sendikamızı nasıl alacağız? Başka bir deyişle sendika nasıl alınır? Önce şu soruyu soralım: Tek yol yasallık mı? Öğretmenlerin işçi sınıfı ve diğer çalışanlarla birlikte kendi zorunu, kendi dayatmasını koymasını neden düşünmüyoruz? Bu yoldan neden hiç söz etmiyoruz? Yasalara rağmen sendika olmak, fiilen sendika olmak neden düşünülmüyor?
Grev hakkını grev yaparak, başka bir deyişle "tebeşir bırakarak" gerçekleştirmeyi hiç istedik mi?
(...)
Grevli, Toplusözleşmeli Sendikaya ulaşılması için günümüzde yapılması gereken acil görevleri şöyle tespit ediyoruz:
-Hemen şimdi, bugünden başlayarak fahri üyelikler iptal edilmeli (...) tüm üyeler asil üye yapılmalıdır.
- (...) Diğer çalışanlarla birlikte bir öğretmenler mitingi düzenlenmelidir.
- (...) Grev hakkı, grev yapılarak alınacaksa ki öyledir, grev komiteleri ve grev fonları kurulmalıdır.
İST. Yurtsever Devrimci Öğretmenler

Ocak 1990