“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

CNN gerçeği çarpıtıyor! “Naklen savaş” ya da emperyalist savaşa propaganda desteği

Bir Amerikan TV kuruluşu, CNN, körfezdeki emperyalist savaşla birlikte, ününe ün kattı. "Naklen savaş'la CNN, herhalde bütün dünyada en çok seyredilen TV kuruluşu haline geldi.
Körfez'deki krizin sıcak savaşa dönüşmesiyle, herkesin sadece kulağı değil, gözü de körfeze döndü. Çünkü ilk kez "naklen" bir savaş izlenecekti. Bir bakıma öyle de oldu." Dünyanın belli başlı TV kuruluşları olağan programlarını değiştirerek, geceli gündüzlü CNN'den yayımlanan "savaş haberleri"ne bağlandılar. Savaş, bir yanıyla, TV aracılığı ile evlere taşındı.
Burjuva basın ve yayın kuruluşları, CNN'in bu "başarısı"nı, biraz kıskanarak da olsa, göklere çıkardılar: CNN'in başarısı bir "habercilik harikası"ydı, "nesnel yayıncılığın, demokrasinin abidesi”ydi vb. Bildikleri tüm övgü sözcüklerini CNN'in "haberciliğine" yakıştırdılar, özellikle bizim geri kalmış gazetecilerimiz, iletişimle ilgili "uzmanlarımız" ve burjuva politikacıları, CNN'in yaptığına, demokrasinin gelişmesine katkı"dan, "insanın özgürleşmesine açılan yeni olanaklara kadar payeler vermekten geri kalmadılar. CNN, ülkeler arası sınırları yıkıyor, despotik rejimlerin altındaki zemini kaydırıyordu! "Böyle bir dünyada artık kapalı rejimler yaşayamaz''dı! Savaş sonrasında, Arap şeyhlikleri bile, "demokratik seçimlerle tahtlarını halka bırakacaklardı" vs. vs.
CNN yöneticileri ve arkasındaki gücün (ABD), hiç de böyle soylu amaçlan yoktu. Onların amacı, "barış türküleri" söylerken, birden bire içine girdikleri savaşı, dünya kamuoyu gözünde sevimli göstermek, kendilerinin haklılığını kanıtlamaktı.
Dar kafalı burjuva aydınlarını, iletişim hayranı "toplumbilimciler"!, modern görünme sevdasındaki gerici politikacıları ve meslek "hastalığı"na yakalanmış gazeteci ve yayıncıları öylesine etkiledi ki CNN; emperyalistler, umduklarından bile fazlasını elde ettiler. Çünkü CNN'in propagandası öylesine baskındı ki; dünyanın, hemen her köşesindeki basın ve yayın organları onun bir şubesi gibi çalışmaya başladı çalışıyor da.
Bütün savaşlarda, gerici egemen sınıflar, savaşın kendisi kadar, savaş yanlısı propagandaya da önem vermişlerdir. Savaşın cephe gerisi olan halk yığınlarının, kendi egemenlerini haklı görmesi, savaşa destek olmaları için bir zorunluluktur. Bu yüzden de, savaştan çıkar uman gerici egemen sınıflar, kendilerini “barış" yanlısı gösterirken, karşılarındakini "saldırgan", "savaş yanlısı" olarak göstermeyi birinci amaç edinirler. Kendilerini, "barışı yeniden kurmayı amaçlayan" melekler olarak göstermek için var güçleriyle uğraşırlar. Bunun tarihteki en bilinen örneği ise; Göbels'in şahsında, Hitler faşizmidir. İletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması, gerici egemen sınıflara ve emperyalistlere, halkları aldatmak için, yeni olanaklar tanıdı. Artık Gobels'i sıradan bir kaba propagandacı durumuna düşüren, "CNN mucizesi" işte bu olanaklarla gerçekleştiriliyor.
CNN, TV'nin insanları etkileme gücünden sonuna kadar yararlanıyor Yığınları çarpıtılmış bilgi bombardımanına tutarak, onların, verilen haber ve yorumlar üstünde düşünmesini engelliyor. Haber ve yorumlarda, sözde değişik kaynaklan ekrana getirerek nesnel gerçeği olduğu gibi aktardığı imajını uyandırıyor. Emperyalist hükümetlerin savaş haberlerine koyduğu sansürü "sevimli" ve "anlaşılır bir önlem" olarak yansıtıyor. Dahası, emperyalist ülkelerin teknolojik olanaklarının sınırsız ve yenilmez olduğu düşüncesini yerleştirmeye çalışıyor.
"Çağdaş" bir Gobels: CNN
CNN, Gobels'in, yığınları tek yanlı propaganda ile koşullandırma ilkesini, artık bir "bilim" haline getirilen reklâmcılığın yöntemleriyle zenginleştirerek, yenide üretiyor. Durmaksızın, aynı haberi yeniden yeniden ekrana getirerek, tek doğru o habermiş gibi, insanları koşullandırıyor. Aynı haber, Beyaz Saray, Tahran, Tel Aviv muhabirleri ile hükümet ve askeri yetkililer tarafından, kendi ağızlarından veriliyor. 8u da yetmezse, "tarafsız" uzmanlar ekrana getiriliyor. Ama İsrail'e düşen bir füzenin yaraladığı İsrailliler, defalarca ekrana getirilerek dramatik görüntüler eşliğinde, insanlık, barış edebiyatı eşliğinde verilirken, Irak'a atılan binlerce bomba, bir havai fişek gösterisinin neşesi içinde sunuluyor. Hedefi vuran pilotlar, insanlık için hayatlarını feda etmeye hazır birer ulusal kahraman olarak reklâm ediliyor. Arada bir, saklanması olanaksız savaş karşıtı gösteriler de ekrana şöyle bir getirilerek, hem "nesnel habercilik"in namusu kurtarılıyor, hem de "demokrasi'"nin erdemlerinden dem vurma fırsatı kaçırılmıyor. Kısaca CNN, hem saldırgan emperyalistlerin, gericilerin borazanlığını yapıyor, hem de "nesnel" görünerek; izleyenlerde, "tek gerçek CNN'in gerçeğidir" imajını uyandırmayı amaçlıyor.
CNN, kendi gerçeğinin tek gerçek olduğunu kanıtlamaya çalışırken, sözde değişik kaynaklardan haberlerini "doğrultmayı" hiç ihmal etmiyor. Ama "değişik" diye sunulan kaynaklar gerçekte "aynı" kaynaklar oluyor. Bu kaynakların birincisi, değişik merkezlere yerleştirilen "tarafsız, CNN muhabirleri” Bağdat dâhil, değişik Ortadoğu kentlerindeki ve Washington'daki muhabirler, gerçekte bir muhabir gibi değil, ABD'nin istihbarat görevlileri gibi haber aktarıyorlar. Konuşurken bile, açıkça hangi yanda olduklarını belli ediyorlar. Gerçeğin, sadece emperyalistler için yararlı olacak yanını vermeye çalışıyorlar. Örneğin bir Irak füzesinin Tahran'a düştüğü anda muhabir, şaşkınlıkla; "hemen şimdi, Tahran'a bir füze düştü, bu şimdiye kadar duyduğum en büyük gürültüydü" diyor. Ama hemen birisi uyarıyor: "arkadaşlar uyardı, bu bir füze patlaması değil, bir muhabir arkadaşın yere düşürdüğü fotoğraf makinasının gürültüsü olmalı, ...kim bilir belki de bir egzoz gürültüsüdür" diyebiliyor. Ya da, İsrail'e düşen bir füzenin yirmi dolayında evi yıkmasını, görüntü eşliğinde muhabir, "burası Patriot füzesi tarafında havada vurulan Scud füzesinin parçalarının düştüğü yer" deyip, sonra da bunu bir İsrailli uzmana sorup, "herhalde füzenin başlığı da buraya düşmüş" dedirterek "doğrulatıyor".
CNN'in diğer bir kaynağı ise, ABD, İngiltere ve gerici Arap şeyhliklerinin resmi görevlileri ile generaller. CNN, Pentagon'un brifinglerini uzun uzun aktararak, haberlerde verdiğini bir de onların ağzından ekrana getirip, inandırıcılığını artırmaya çalışıyor. Ama "en inandırıcı" kaynak "bilim adamları" ve "uzmanlar" Bu "uzmanlar", bazen Amerikan hükümetinin "barışçı amaçlarla savaştığı"nı ekonomik ve siyasal gerekçeler getiren üniversite öğretim üyeleri, bazen da, "Saddam”ın kana susamış bir psikopat" olduğunu tıbbi terimlerle açıklayan, belki de bir CİA danışmanı, sosyal psikolog, ya da "Saddam'ın yok edilmesinin Batı için bir zorunluluk", "O'nun zeki ve yetenekli bir bela" olduğunu anlatan, bir eski asker, bir politikacı vb. oluyor. Ama CNN için önemli olan "uzman"ın adının önündeki unvan. CNN biliyor ki; biçimlendirdiği propaganda içinde, en geniş yığınları etkileyen şey, "uzman"ın unvanıdır.
CNN’in çabalarından birisi de, emperyalist hükümetlerin savaş haberlerine koyduğu sansürü sevimli göstermektir: Tahran, Tel-aviv, Riyad ya da Washington'daki muhabirler, savaş sansürüne giren konularda soruları, ya "benim bu konularda hiç bir bilgim yok" diye geçiştiriyorlar, ya da "bu konuda, bir şey söyleyemeyeceğim, çünkü bu haber sansüre giriyor, ama her savaşta olduğu gibi, böyle şeyleri hoş karşılamak gerekir" diyerek, emperyalist hükümetlerin ve gerici şeyhliklerin sansürünü "olağan" göstermeye çalışıyorlar. Ama benzer bir durumda, Irak'taki muhabir, "bu konu savaşla ilgili sansüre tâbi, bir şey söyleyemem" dediği zaman, sözü haber merkezi alıp, "Peter'in durumunu anlıyoruz, orada baskı altında tutuluyor" yollu, bir kaç sözle de olsa, Irak sansürünü protesto etmeyi ihmal etmiyorlar. Sanki emperyalist ve gerici ittifakın sansürü sansür değil de, sadece Irak'ın sansürü sansürmüş gibi. Dahası; brifinglerde muhabirler, yetkililerin "bu konu askeri, … bu konu güvenlikle ilgili, vb. bilgi veremem" demesini "olağan" ve "gerekli" bir tutum olarak yansıtıyorlar. Bu yüzden de dünya kamuoyu, CNN'in, "mümkün bütün gerçeği" yansıttığı propagandasının etkisinden kurtulamıyor.
CNN ideolojik bir savaş yürütüyor
CNN, sadece emperyalist savaş kışkırtıcı propagandanın başını çekmiyor, aynı zamanda emperyalist ideolojinin çığırtkanlığını da yapıyor: Ortadoğu'daki, sınırsız emperyalist yığınağın ateş gücünü rakamlara döküyor. Silahların yetenekleri ve ateş güçlerini tablolar halinde veriyor. Elektronik teçhizatla silahların ortak uyumunun ifadesi olan, bir uçağın bombalan hedefine nasıl kilitlediğinin ve "şaşmaz" bir biçimde hedefi nasıl imha ettiğinin fotoğraflarını art arda ekrana getiriyor. Ama olgular, rakamlarla verilen "bilimsel gerçekler" doğrulamadığında, "Irak sahte, plastik füze rampaları inşa ederek pilotlarımızı yanılttı", "seyyar füze rampalarını gizledikleri için pilotlarımız onları bulamıyor" gibi "gerekçeler”le, makinaların insana üstünlüğünün "kanıtını" uyduruyorlar. Bu da yetmiyor, "sosyalizm" ürünü saydıkları Scud'lar karşısında kapitalizmin ürünü olan Patriotlar'ın üstünlüğünün propagandasını öne çıkarıyorlar.
Savaşın seyrinin böyle bir çerçeve içinde verilmesi, ilk bakışta, masum bir olgu sıralamasıymış gibi görünüyorsa da, propagandanın diğer unsurlarıyla birleştirildiğinde; bunun, bilinçli ve uzak amaçlan içeren bir tutum olduğu görülüyor: Teknik karşısında insanın, emperyalizmin silah gücü karşısında inancın çaresiz kalacağını propaganda ediyorlar.
Burada, "insan"ı ve "inanç"ı Saddam gibi kötü bir örneğin temsil etmesi hiç önemli değil (hatta daha da iyi onlar için). Söylemek istedikleri açıkça şudur. Kapitalizmin teknolojik birikimi, öyle bir aşamaya gelmiştir ki ekonomik ve toplumsal yaşamın yönlendirilmesinde, "insan"ın pek bir rolü kalmamıştır; dolayısıyla, ekonomik ve teknik gücü elinde tutan kapitalist tekeller, sadece ekonominin değil, toplumsal gelişmenin de tek dinamik gücüdür! Ama söylemek istedikleri en önemli şey, emperyalizmin silah gücü karşısında, bu silahlara sahip olmayan ezilen halkların ve proletaryanın, emperyalistlerin, kapitalistlerin çıkarlarına aykırı bir başkaldırıda, başarmak için hiçbir şansları olmadığıdır. Öyleyse, ezilen halklar ve proletarya, emperyalizmin kendilerine layık gördüğüyle yetinmeli, ne özgürlük, ne de baskısız ve sömürüşüz bir dünya için emperyalizm ve kapitalizme karşı savaşmaya kalkışmamalıdır!
En son, Vietnam halkının kahramanca yürüttüğü bağımsızlık savaşında, üstün silah gücü karşısında "inanç" (bağımsızlık ve özgürlük) zafer kazanmıştı. ABD emperyalizmi ve bütün gericilik, bu "uğursuz" anıyı silmeyi, "inanç"ın zafer çağının kapandığını "kanıtlamayı" amaçlamaktadır. Üstelik karşılarında, haklı bir savaş içinde olmayan Saddam varken, bu kanıtlama onlar için, "ucuz"a bile mal olacakken, böyle fırsat kaçırılanı azdı.
İşte, CNN'in başını çektiği emperyalist propaganda merkezlerinin, savaşı evlerimizin içine getirerek, insanları sürekli olarak savaş haberleri bombardımanına tutmasının arkasında, ne insanlara savaşın dehşetini göstererek savaş karşıtı bir eğilim yaratma, ne de safdil "ilericiler"in sandığı gibi, haberleşme özgürlüğünde bir devrim yaratma, ne de demokrasiye yeni bir boyut kazandırma niyeti vardır. Amaç, emperyalistlerin yürüttüğü kanlı savaşı halkların gözünde aklamaya çatışırken, aynı zamanda emperyalizme ve kapitalizme karşı olası başkaldırıları caydıracak bir ideolojik zeminin oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.
Ama yalan ve yanıltma temeline dayanan her propaganda gibi, CNN’in propagandası da zaman geçtikçe inandırıcılığını yitirmektedir. Bir gün sonra ortaya çıkan olguların, bir önceki gün verilen haberleri yalanlaması, dünyanın her köşesindeki emekçilerin savaş karşıtı eylemlerinin yükselişi, "yalancının mumu"nun yatsıya kalmadan söndürecek rüzgârlara güç vermektedir. Sonucu belirleyecek olan da, Saddam'ın yenilip yenilmemesi değil, ezilen halkların ve proletaryanın emperyalizme, kapitalizme ve savaşa karşı savaşma isteklerinin yükselmesidir. Öyle görünüyor ki; önümüzdeki yıllarda, Ortadoğu'dan, CNN'in "usta muhabirleri" bile "sevindirici" haberler veremeyecektir.

Şubat 1991