“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Bir İngiliz tarihçisinin kaleminden: Lenin ve Rus Devrimi

"Dünyada ateş ve barutla yok edilmesi gereken çok şey kaldı." (Lenin, 1915)

Evrensel yayıncılık daha önce "1640 İngiliz Devrimi" adlı kitabı ile tanıdığımız İngiliz tarihçi Cristopher Hill'in "Lenin Ve Rus Devrimi" adlı eserini Türkçeye çevirdi. Cristopher Hill bu kitabında Lenin'in Ekim devrimine olan kalkışını, önemini, devrimi doğuran nedenleri açıklayarak, okuyucuya özet bir tarih sunmuş.
Kuşkusuz Ekim Devrimi ve Lenin'in bu büyük devrimdeki rolü konusunda sayısızca eser yayınlanmıştır. Lenin ve Stalin'in eserleri de bu devrimin tarihini öğrenmek isteyene ilk kaynağından bilgi verir. Bu durumda Hill'in kitabının önemi kendini şu şekilde ortaya koyar: Hill, bir Marksist -Leninist değil; olaylara dürüstçe bakan bir tarihçidir. Lenin ve Stalin'e, onların kaleminden "resmi tarih"e kötü niyetli bir kuşkuyla bakanların sayısının kabardığı günümüzde, Leninist olmayan bir araştırmacının kaleminden Rus Devrimini okumak önem kazanıyor.
Hill, Devrimi objektif olarak ele alır ve burjuvazi ve gericiliğin abarttığı Troçki'nin gerçek rolünü yerli yerine oturtur.
Cristopher Hill Ekim devrimini, Devrim öncesi, Devrim, ve Devrim Sonrası biçiminde üçe ayırarak incelemiş. Devrim öncesini anlattığı bölümde, Çarlık Rusya’sının toplumsal yapısında meydana gelen değişikleri, Rus işçi sınıfının ortaya çıkışını ve onunla birlikte, devrimci bir kitle hareketinin doğmasını anlatıyor.
Bu dönemde Çarlık Rusya'sında yönetime karşı mücadele eden başlıca iki grup vardı. Bunlardan Narodnikler on yıllar boyunca, çeşitli suikast yöntemleri ile Rus köylüsünü ve halkı ayaklandırmaya çalışmışlardı. Fakat Narodniklerin, II Aleksandr’a yaptıkları suikastın beklenen köylü ayaklanmasını başlatmaması, Narodnikleri geriletirken Marksistler güçlenmeye başladı. İlk Marksist grup olan Plehanov'un önderliğindeki Emeğin Kurtuluşu grubu kendini daha çok teorik incelemelere ve ideolojik olarak Narodniklere karşı mücadeleye vermişti. Bu teorileri pratiğe uygulayacak ve çeşitli Marksist grupları birleştirebilecek bir Rus siyasi partisi henüz yoktu. Cristopher Hill "böyle bir partinin kurulmasına Lenin başka herhangi bir bireyden daha çok katkıda bulundu" diyerek Lenin'in işçi sınıfını zafere götürecek ihtilalci bir partinin oluşmasında belirleyici bir yerinin olduğunu anlatıyor.
Bolşevik Partisi, 1903'te Rus Sosyal Demokrat Partisi içinde, parti örgütlenmesi üzerine çıkan ayrılıktan sonra başlayan oluşum sürecinde, "Legal ve illegal, barışçıl ve şiddetli, yeraltı ve yerüstü küçük gruplar ve kitle hareketleri parlamenter ve terörist, hareket biçimleri gibi" bütün eylem biçimlerini uygulayarak başarıya ulaştı. Lenin Narodniklerin yeraltı çalışmalarını örnek alarak, Alman sosyal demokrasisinin parlamentarizminin karşısına, onların ihtilalci geleneğini çıkarttı.
Ekim devriminin zor günlerinde çeşitli güçlüklerle karşılaşan Bolşevikler bu güçlükleri, Lenin'in önderliğinde aşmasını bildiler. Şubat devriminden sonra kurulan geçici hükümet'in Çarlığın emperyalist emellerini aynı şekilde sürdürmek istemesi üzerine, Bolşevikler "silahların bırakılması, Almanlarla dost olunması, toprak sahiplerinin topraklarının kamulaştırılması, tüm iktidarın Sovyetlere geçmesi" gibi talepleri ileri sürerek, işçi, asker ve köylü kitlelerini arkalarına almasını bildiler. İktidarı ele aldıklarında, Çarlık Rusya'sının boyunduruğu altındaki tüm halkların kendi kaderlerini tayin hakkını ilan ettiler. Emperyalist devletler ile yapılan bütün anlaşmaları açıklayarak, savaş yanlılarını barış görüşmelerine zorladılar.
Hill, devrim sonrası, Bolşeviklerin karşılaştığı güçlükleri de çarpıcı bir dille anlatıyor. 20'li yıllardan sonra Batı'da gerçekleşecek bir sosyalist devrim umudu büyük oranda kaybolmuştu. Bu nedenle sosyalizmi tek ülkede kurma zorunluluğu kendini dayattığında Lenin, uzun bir çalışma dönemi ve plan yaptı. Öncelikle devlet yönetiminde sabotaj yapmak için kalan devlet memurlarının yerine yönetme deneyimi olmayan ancak inançlı işçiler geçmeye başladı. Sanayide ise, 2000'in üzerinde fabrika, işçilerin yönetiminde işletilmeye başlandı. Tarımsal alanların bazılarında 16 bin kolektif çiftlik kuruldu. Lenin, ekonomide ve parti içinde çıkan bütün güçlüklere rağmen, her duruma uygun düşünceler ve taktikler geliştirmesini bildi. "Eğer savunduğumuz düşünce devrimci bir niteliğe ve yaşamsal bir öneme sahipse, kendisi için bir yol açacak ve tüm cansız talimat ve yorumları hükümsüz kılacaktır" sözü onun temel ilkelerinden biriydi.
"Lenin ve Rus Devrimi", devrim öncesinden Lenin'in öldüğü 21 Ocak 1924'e kadar olan süreci sade bir dille anlatarak bize Ekim Devrimi’nden ve Lenin'den mesajlar veriyor.

Temmuz 1991