“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

112. Doğum Yıldönümünde Stalin'in Anısına

Bu yazı, 22 Aralık 1991 günü Stalin'in 112. doğum yıldönümü nedeniyle Londra'da düzenlenen bir toplantıda Iraklı Marksist Kamal Majid'in yaptığı konuşmanın Türkçe metnidir. Toplantıya TDKP, Peru Komünist Partisi taraftarları ile Hindistanlı ve İngiliz Marksistlerden oluşan 250 kişi katıldı.

Yoldaşlar,
Yoldaş Stalin'in doğum günü vesilesi ile sizlere özet bir biyografisini vermek uygundur. Stalin, daha 19 yaşındayken Marksizm’den etkilendi ve üç yıl sonra 1901’de Sosyal Demokrat Parti'ye katıldı ve Gürcistan'daki Tbilisi'de partinin yerel parti komitesinin üyesi oldu. Çok geçmeden yakalanması için emir çıkarıldı; ama o, yeraltına çekildi. 1902'de Batum'da yakalandı ve 1 yıl hapishanede kaldı. Bu sırada tüm Kafkasya için partinin Yürütme Komitesi'ne seçildi.
Stalin Sibirya'ya sürüldü ama kaçarak yeniden Tiflis'e döndü. Partide Bolşeviklerle Menşevikler arasında hizipleşme başladığı zaman o, Kafkasya'daki bütün parti üyelerini Bolşevikler tarafına kazanmayı başardı. Bu nedenle Lenin O'nu "mucize yaratan Gürcü" olarak tanımladı. Daha sonra O, petrol işçilerini örgütlemek için Azerbaycan'daki Bakû’ye gitti ve orada devrimin taktikleri ve stratejisi üzerine birçok makale yazdı. Bu bağlamda Lenin ona şunları yazdı: "Bu, gerçek devrimci taktiklerin harikulade bir örneğidir. Onun başarısı için bir devrimci lider bir çivi kadar sert olmalıdır".
Yoldaşları onu, Gürcücede çivi anlamına gelen KOBA adıyla çağırmaya karar verdiler.
1905 devriminde Stalin, pek çok grev organize etti, hükümetin finans merkezlerine ve iletişim (haberleşme) yollarına saldırıda uzmanlaştı. Bu aşamada silahlı mücadelenin önemini fark etti ve işçilerin bir mitinginde şöyle dedi: "Başarılı bir devrim için üç şeye ihtiyacımız var: Birinci olarak silahlara ihtiyacımız var; ikinci olarak, silahlara ihtiyacımız var; ve üçüncü olarak silahlara ve daha çok silahlara ihtiyacımız var". Bu arada 1905'de Stalin ilk kez Lenin'le Finlandiya'daki parti konferansında tanıştı. Lenin ona "çelik adam" anlamına gelen Stalin adını burada verdi.
1912'de Stalin Merkez Komite'ye seçildi ve 1913'dc beşinci kez olarak sürgün edildi. Ama bu kez Kutup Dairesi yakınındaki Yenesei'ye. Orada zamanını politik makaleler ve özellikle ilgilendiği milli mesele üzerine tezler yazarak değerlendirdi. -Burada yazdığı Milli Mesele üzerine tezleri- Lenin tarafından partinin konuya ilişkin resmi politikası haline getirildi.
Ocak 1917'de Stalin kaçarak Moskova'ya gitti; devrime katıldı. Lenin'in yokluğunda O, 6. parti kongresini organize etti. Aynı zamanda Pravda'nın editörlüğünü yaptı ve halkı devrime taşıyan birçok cesur makaleler yazdı. Devrim başarıldığı zaman Milliyetler Komiseri oldu ve böylece O, gerçekte her bir cumhuriyetin sınırlarının belirlenmesi ve çeşitli milliyetlerin yoldaşçasına birlikte çalışmaya cesaretlendirilmesinde Sovyetler Birliği'nin mimarı oldu. 1918'de emperyalistler Sovyetler Birliği'ne saldırdılar. Ülkenin beşte dördünü işgal ettiler. Stalin, Traritsin, Leningrad ve Lamber gibi önemli yerleri savunmak için birçok savaşı yönetti ve son savaş kazanılıncaya kadar Sovyet ordularını yönetmeye devam etti.
1921'de Stalin, kızıl orduyu, kendi memleketi olan Gürcistan'ı kurtarmak için yönetti -Böylece-Gürcistan, o zaman Sovyetler Birliğinin bağımsız bir cumhuriyeti oldu. Ondan sonra 1922 Mart'ında Lenin'in de hazır bulunduğu koşullarda Bolşevik Partisi Genel Sekreterliği'ne seçildi.
Lenin 1924 Ocak ayında öldüğü zaman Sovyetler Birliği, gerilemekte olan, açlığın hüküm sürdüğü bir ülkeydi. Gerilemeyi yenmek, ülkeyi değiştirmek, sanayi güçlerini ilerletmek, ağır sanayiyi nükleer enerji ve kıtalararası füzeleri kurmak, Stalin'in yaşamı boyunca kazandığı en önemli zaferler oldu. Daha 1933 Ocağında Stalin Parti Merkez Komitesi'ne verdiği raporda; şu tarım ekonomisiyle gerileyen Rusya şimdi dünyanın ikinci büyük endüstriyel gücü haline geldi ve 1936'da Sovyetler Birliği tahıl ve diğer yiyecek maddeleri ihraç etmeye başladı. Karşılaştıracak olursak 1991'deki Gorbaçov'un başarısı, bir zamanların büyük Sovyet halkını emperyalist merhametin dilenciliğine dönüştürecekti.
İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler'in orduları Moskova ve Leningrad'ın varoşlarına kadar bütün Sovyetler Birliği'nin batısını işgal etmişti bu koşullarda 20 milyon şehit vermiş olmasına karşın, Sovyetler Birliği'ni süper bir güç haline getiren Stalin'dir. Sovyet ordularının başkomutanı olarak Stalin, Sovyet halkının birleştirilmesinde ve işgalci Nazilerin kovulmasında, sadece Sovyetler Birliği'nin değil ama Berlin'e kadar tüm Doğu Avrupa'nın kurtuluşunda belirleyici bir rol oynadı.
Stalin Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki ulusların komünist partilerini inşa etmelerine yardımcı olmada anlamlı bir rol oynadı. Lenin'in ölümünden sonraki bir konuşmasında Stalin, "Ölümünden sonra yayınlanan eserleriyle yoldaş Lenin bizleri komünist enternasyonalin prensiplerine sadık kalmamız için görevlendirdi. Size yemin ederiz Yoldaş Lenin. Komünist Enternasyonali kuvvetlendirmek, bütün dünyanın işçilerini kapsayacak şekilde yaygınlaştırmak için yaşamımızı feda edeceğiz". Ve gerçekten de O -Stalin- bu partileri emperyalizme karşı birleştirmeyi başardı. Pyongyang, Pekin, Moskova, Prag, Tiran, Roma, Paris'ten Şili'deki Santiago'ya kadar, güçleri birleştirerek komünist hareketi dev boyutlara ulaştırdı. Stalin, Ulusal Kurtuluş mücadelelerine Kore'de, Çin'de, Burma'da, Malaya'da, Filipinler'de, Endenozya'da, Vietnam'da, Yunanistan'da, İspanya'da ve tüm doğu Avrupa'da silah, para ve uzmanlar göndererek yardım etti.
Bu nedenle toplumumuzu Stalin toplumu olarak adlandırdık. Çünkü Stalin, sadece Sovyetler Birliği'nin lideri değil aynı zamanda dünyanın bütün ezilen halklarının lideridir.
5 Mart 1953'de ölümüne kadar Stalin, emperyalizmi yıkmak ve yeryüzünden silmek hedefine dünya halklarını yönlendirmeye devam etti. Emperyalistlerin Stalin adından bu kadar çok nefret etmelerinin nedeni budur. Onlar, -Stalin'in- patolojik olarak ölümünün üzerinden 38 yıl geçmesine karşın ondan nefret etmekteler; çünkü emperyalistler, Stalin'in yazılarının öğrencilerinin kapitalizmin yıkılması ve insanın insan tarafından sömürülmesinin sona erdirilmesi için emperyalizme karşı mücadelelerinde yaşamaya devam edeceğini anladılar.
Emperyalistler Stalin'e saldırmaktadırlar; çünkü onlar komünizmden korkmaktadırlar. Suçlarını gizlemek için Stalin'e saldırmaktalar. Birleşik devletlerin son 200 yıllık tarihinde diğer ülkelerle ilişkilerinde 5 tanesi son 3 yıl içinde olmak üzere 379 kere askeri müdahalede bulunduğunu unutmayalım. Emperyalistler Kore'de 3 milyon kişiyi, Vietnam'da 2,5 milyon kişiyi ve bu yıl (1991) Saddam Hüseyin'in izniyle Amerikan saldırganları Irak'ta 250 bin Iraklıyı katlettiler. Emperyalistler, bu kanlı miraslarını gizlemek için Stalin'e saldırmaktadırlar.
Ve Kuruşçev'in suçlarını unutmayalım. Kruşçev, Stalin'in uluslararası komünist hareketin şükran duyulan lideri olduğunu anladı ve bu hareketi devirmek için Stalin'e saldırdı. Brejnev kendi döneminde Sovyetler Birliği'ni bir ölüm tüccarına dönüştürdü. Endonezya'nın Suhartosu, İran Şahı ve Irak'ın Saddam Hüseyin'i gibi despotlara silah satarak milyarlarca dolar kazandı. Gorbaçov, perestroyka bahanesiyle Sovyet halkından binlercesini öldürdü. Tacikistan'daki Dooshamba'da 400, Özbekistan'da 400, Kazakistan'daki Novi Uzum'da 250 kişi... 1989 Nisan'ında Gorbaçov'un ordusu, Gürcistan'da zehirli gaz kullandı, 22 protestocu öldürüldü. Yani Gorbaçov, kendi halkına karşı zehirli gaz kullanan, Saddam Hüseyin'den uzakta yaşayan diğer insandır. İki yıl önce 1990 Ocak'ında onun ordusu Azerbaycan'da 3700 kişiyi öldürdü. Fakat emperyalistler Gorbaçov'u asla suç işlemekle itham etmediler. Çünkü Gorbaçov Sovyetler Birliği'nin yıkılarak emperyalizm rüyasının gerçekleştirilmesi noktasındaydı.
Şimdi bile hala Kruşçev"le Brejnev'i savunanlar var. Gerçekte onlar kendi geçmişlerini savunuyorlar. Çünkü onlar Stalin'e Çin'e ve Arnavutluk'a çok saldırmışlardı. Onlar kendi yanlışlarını gizlemeye çalışıyorlar. Hatla onlar, Sovyetler Birliği'ni yıkarak kendilerini yerle bir eden Gorbaçov'u bile savundular.
Revizyonistlerin ve onların iflaslarının teşhiri ile dünyadaki halklar yeniden Stalin'in bayrağı altında toplanmaktadır. Yoldaş Stalin'in doğum gününü kutlamak için bugün, bu salonda sizlerin oluşturduğu bu kadar çok sayıda kalabalığın toplanmasının nedeni budur.
-YAŞASIN JOSEPH STALİN'İN ANISI!

Şubat 1992