Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

TDKP Röportajı

Evrensel Basım Yayın, Aralık ayı içinde yeni bir kitap yayınlıyor.- TDKP RÖPORTAJI. Bu kitap, TDKP Merkez Komitesi temsilcisi ile yapılan ve bir bölümü dergimiz Özgürlük Dünyasında yayınlanan bir dizi röportajı içeriyor. Bu kitapla, yasa-dışı bir parti olan TDKP’nin görüşleri bütünlüklü olarak okuyucuya sunuluyor. Kitap başlıca şu konulara ilişkin sorulara verilmiş cevaplardan oluşuyor;
Emperyalist sistemin açmazları, bunalım ve devrim olanakları;
Sosyalizmin aldığı geçici yenilgi, bu yenilginin nedenleri, sosyalizmin olanakları;
Emperyalist kapitalizme karşı ideolojik mücadelenin yöntem ve içeriği;
Uluslararası komünist hareketin durumu ve partiler-arası birlik ve ilişkiler sorunu;
Türkiye devriminin güncel sorunları, işçi harekelinin durumu, sendikal sorunlar, Türk-İş ve DİSK ve kamu çalışanları sendikaları;
Kürdistan’da durum, TDKP'nin Kürdistan’daki faaliyeti ve çeşitli Kürt örgütlerini değerlendirişi;
TDKP'nin ideolojik- örgütsel sorunları, parti içi yaşama ilişkin sorunlar(yasadışı yayıncılık, tezlerde yenilenme, parti içi yaşantı, demokratik merkeziyetçilik...)


KİTAPTAN
(...) Parti belgelerinizde, özellikle '80 Kongresi'nde onaylanan programınızda işçi sınıfı içindeki çalışmanın temel olduğu vurgulanıyor ve en İyi kadroların bu alanda mevzilendirilmesi, partinin esas olarak işçi üyelerin örgütlü toplamı olması gerektiği ifade ediliyor. Bu hedef ne oranda gerçekleşmiştir, işçi sınıfı ve işçi hareketi içinde durumunuz nedir?
Partimiz, Türkiye ve Türkiye Kürdistanı'nda işçi sınıfının yoğunlaştığı belli başlı sanayi kentlerinde ve maden işçilerinin yoğunlaştığı bölgelerde, proletaryanın ana kitlesinin yoğunlaştığı ve bu kitleyi temsil etme durumunda olan belli başlı işyerleri ve diğer fabrikalarda faaliyet yürütüyor. Başta partimizin yayın organı Devrimin Sesi olmak üzere, parti yayınlarının ezici bir çoğunluğu işçiler arasında dağıtılıyor. Sınıfın yoğunlaştığı tüm bölgelerde partinin yayınları dağıtılıyor ve bu bölgelerdeki fabrikaların çoğunluğuna parti yayınları ulaşıyor. Belli başlı fabrikalarla ilişkilerimiz var ve bazılarında dar, bazılarında da daha geniş parti çevreleri oluşmuş durumda. Başka etkenlerin yanı sıra, teşhir, ajitasyon ve propaganda faaliyetinin gizli ve açık, yazılı ve sözlü biçimlerinin ve faaliyetin bu yönüyle örgütlenme çalışmasının, işçi hareketindeki ilerleyişin fabrikalarda geliştirdiği olanaklar ve koşullardaki değişime uygun bir biçimde birleştirilememesi, fabrikalarda parti örgütlerinin kurulmasını ve parti çevrelerinin daha hızlı büyümesini, partiyle ilişkilerinin gelişmesini engelledi Ancak yerel örgütlerimizin tüm hatalarına ve eksikliklerine karşın, partimiz sınıf içinde gelişmekte ve işçilerle olan ilişkilerimiz kitle ilişkilerimizin ağırlıklı bir bölümünü oluşturmaktadır. Parti üyelerinin % 40'ını işçiler oluşturuyor. "Partinin esas olarak işçi üyelerin örgütlü toplamı olması gerektiği" hedefinin gerçekleştirilemediği, ancak bu doğrultuda ileri adımlar atıldığı, bu açıdan partimizin tarihinde hiçbir zaman edinilemeyen bir konuma gelindiği ve olanaklara kavuşulduğu söylenebilir.
Yasadışı faaliyeti ve yasadışı yayıncılığı temel alıyorsunuz. Aynı içerikte, dağıtım bakımından daha risksiz yasal bir ajitasyon gazetesi aynı işlevi görmez mi; örgütün önemli bir maddi teknik ve kadro gücünü bu işle görevlendirmenizin anlamı nedir? Yasadışı yayıncılık/yeraltı basım hakkında bilgilendirir misiniz?
(...) İçinde bulunduğumuz koşullarda ve süreçte, işçi sınıfının devrimci sınıf partisi, yasal, legal olanaklardan en azami ve en verimli ölçüde yararlanmayı, bunun araçlarını geliştirmeyi ve yasadışı, gizli çalışmayla koşullara uygun bir biçimde birleştirmeyi bir an bile olsun ihmal etmeksizin, yasadışı, gizli çalışmayı ve örgütlenmeyi temel almalı, yasal, legal olanaklar açık bir devrimci işçi partisini ya da açık bir faaliyeti gündeme getirecek kadar genişlese bile, sürekli güçlenen ve sağlamlaştırılan bir yeraltı aygıtına sahip olabilmelidir. Yeraltı parti basını, böyle bir aygıtı ve yeraltı çalışmasını ve ilişkilerini geliştirmenin ve örgütlemenin araçlarından biridir. Üzerinde durulması gereken üçüncü nokta da, yasal bir gazetenin böyle bir işlevi yerine getirip getiremeyeceğidir.
Türkiye'de 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren, legal, yasal olanaklar istikrarsız bir çizgide de olsa genişliyor, büyüyor ve zenginleşiyor. Bu basın yayın alanına da yansıyor. Ancak, bu genişleme, zenginleşme ve büyüme, partimizin yeraltı basınıyla aynı içerikte yasal bir basının istikrarlı ve kesintiye uğramayan bir çizgide yayınlanması ve dağıtılması düzeyine henüz erişebilmiş değil. Uygulanan iç-sansüre karşın açılan basın davaları, alınan toplatma kararları, gazete-dergi büroları ve merkezlerine, basın-yayın evlerine yapılan baskınlar, basın yayın emekçilerine yönelen politik suikastlar ve saldırılar vb. bunun en açık ve yadsınamayacak kanıtlandır. Yasadışı, yeraltı parti basını ile aynı içerikte, oto kontrol diye ifade edilen kendi kendine sansürü uygulamaksızın yayınlanacak bir gazetenin, hemen her sayısı toplatılacak, dağıtımı engellenecek ve hakkında dava açılacaktır. Yeraltı parti basınıyla aynı içerikte yasal bir gazete, düzenli periyotlarla ve kesintiye uğramaksızın yayınlanıp, dağıtılamayacağı gibi, yasal, legal olanaklardan da yararlanılamayacak ve sınırlı olanakların bir bölümü ve en verimli bir biçimde değerlendirilmesi gereken devrimci enerjinin ve potansiyelin bir bölümü boş yere harcanmış olacaktır.
Basın-yayın alanında da legal, yasal olanaklar genişlemekle birlikte, bu olanaklar anayasal ve yasal güvenceye kavuşmuş değil. Aksine, şu ya da bu gerekçeyle, basın-yayın alanında, fiilen kullanılan ya da yasal olarak tanınmış hakları da sınırlama, gasp etme anayasal ve yasal güvence altına alınmış durumda. Basın-yayın özgürlüğünü genişletmek ve güvence altına almak amacıyla çıkarıldığı açıklanan her yasa ya da gündeme getirilen her yasa tasarısı, bu hakkın nasıl, hangi yollarla sınırlanacağını da içermektedir. Politik durumdaki ve güçler ilişkisindeki değişikliklere bağlı olarak, yasalarda ve anayasada herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, basın-yayın hakkının sınırları daralmakta ya da genişlemektedir. MGK'nın aldığı kararlar ve yaptığı açıklamaların, bu sınırlar üzerindeki etkisi bilinmektedir. Kaldı ki, yasaların nasıl çıkarıldığı biliniyor ve bir yasanın iptal edilerek yerine bir yenisinin çıkarılması için, generallerin etkin olduğu MGK'nın karar alması yeterlidir.
(...) Diğer alanlarda olduğu gibi basın, yayın alanında da yasal, legal olanakların sınırlarını, diktatörlüğün izlediği taktikler ve aralarındaki ilişki, uluslararası baskı, gericilik içindeki çatışmalar vb. faktörler etkilemekle birlikte, kitle hareketinin istikrarsız bir çizgide gelişmesine bağlı olarak değişken bir özellik taşıyan devrimle karşı-devrim arasındaki güçler ilişkisi belirlemektedir. Bütün etkenlerin değişken bir özellik taşıdığı, istikrarsızlığın girdabındaki Türkiye'de, yasal ve legal olanakların da istikrarsız bir çizgide gelişmesi kaçınılmazdır. Yasal, legal olanakların partimizin yeraltı basınıyla aynı içerikte bir basının, yayın ve dağıtımını sağlayacak düzeyde genişleyip genişlemediği sorunu bir yana, bugün veya içinde bulunduğumuz dönemde yasal olarak çıkarılabilir olanın da ne kadar süreceği, değişken bir özellik taşıyan pek çok etkene bağlıdır.
Yasal bir gazete, yasa-dışı yeraltı parti basını gibi, gizli, yasadışı faaliyeti, ilişkileri ve örgütlenmeyi sağlayan, geliştiren, güçlendiren ve sağlamlaştıran bir işlev göremez. Örgütlenmenin, faaliyetin ve ilişkilerin (yasal ve yasadışı, legal ve illegal vb.) çeşitli biçimleri ve araçları, koşullara uygun bir biçimde birleştirildiklerinde birbirlerini güçlendirir, olanaklarını büyütür, zenginleştirir ve genişletir. Ancak, biçimlerden birinin araçları ve yöntemleri, bir başka biçimin araçları ve yöntemlerinin işlevini yerine getiremez, seçeneği olamaz. Uluslararası deneyimler ve sonuçlan bir yana, 12 Eylül sonrası bütün çarpıcılığı ve yalınlığıyla, yasadışı gizli faaliyetin ve örgütlenmenin, yasal, legal araçlarla gerçekleştirilemeyeceğini, geliştirilip sağlamlaştırılamayacağını gösterdi. Örgütlenmenin ve faaliyetin her biçimi, ancak bu biçime uygun araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir, güçlendirilip, sağlamlaştırılabilir.
Yukarıda belirtilenler, partimizin yasadışı, yeraltı basınıyla aynı içerikte yasal bir gazetenin çıkarılabileceği varsayılsa bile, yeraltı parti basınının işlevini yerine getiremeyeceğini, onun alternatifi olamayacağını, buna yönelmenin tam bir cinayet olacağını, diktatörlüğün saldırıları karşısında işçi sınıfını ve partiyi silahsızlandıracağını, yasal, legal olanaklardan devrimci bir perspektifle yararlanmayı da olanaksız kılacağını açıkça göstermektedir. Bu, aynı zamanda, partimizin, "önemli bir maddi, teknik ve kadro gücünü bu işle görevlendirme"sinin, niçin gerekli ve hayati bir önem taşıdığını da açıklığa kavuşturmaktadır.
İçinde bulunduğumuz süreçte; yasal, legal olanaklardan, diğer alanlarda olduğu gibi, basın-yayın alanını da azami ve en verimli ölçüde yararlanma bir an bile ihmal edilemeyeceği gibi, devrimci bir örgüt, bir yandan yeraltı örgütünü, faaliyetini ve araçlarını, diğer yandan da yasal, legal örgütlenmeyi ve faaliyeti ve araçlarını geliştirmek ve güçlendirmek, koşullara uygun bir biçimde birleştirmek zorundadır. Partimiz, yasal ve yasadışı, legal ve illegal faaliyeti ve örgütlenmeyi ve araçlarını, birbirinin alternatifi olarak ele almamakta ve geliştirmeye çalışmaktadır.
Kitle hareketinin gelişmesine, bu temelde devrimle karşı-devrim arasındaki güçler ilişkisinin, devrim lehine değişmesine bağlı olarak, yasal olanaklar ve bu olanakların bir unsuru olan yasal basın ve yayın olanakları daha da genişleyebilir ve ilerleyebilir. Partimiz, yeraltı basınını zayıflatmaksızın bundan da en azami ve verimli ölçüde yararlanmaya, bunun için gerekli araçları kullanmaya ve geliştirmeye çalışacaktır.
Partimizin merkezi yayın organı olan "Devrimin Sesi", 15 günlük periyotlarla, ayda iki sefer düzenli olarak çıkmakta ve bölgelerde zaman zaman önemli darbeler yediğimiz durumlarda düşmeler olmakla birlikte, ortalama 20 bin basılmakta ve dağıtılmaktadır. "Devrimin Sesi Gençlik Eki", ayda bir çıkmakta ve 12 bin civarında basılmakta ve dağıtılmaktadır. Partimizin Kürdistan örgütünün yayın organı olan "Denge Şoreş'lı Kürdistan" ayda bir çıkmakta ve 12-15 bin arası basılmakta ve dağıtılmaktadır. Bunlara ek olarak bugüne kadar 17 propaganda broşürü gizli olarak basıldı ve dağıtıldı. Son broşürler ortalama 8 bin adet basılmakta ve dağıtılmaktadır. Partimizin, yeniden inşa ve örgütlenmesinin başladığı 1987 ortalarından bu yana izlediği çizginin sonuçlarından biri de, yerel parti örgütlerinin, partinin çağrılarını, başta bildiriler olmak üzere günlük teşhir ve ajitasyon materyallerini, kısa sürede kitlelere ulaştıracak bir yeraltı basım ve dağıtım ağına sahip olmasıdır.

Aralık 1992