“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Emek Gençliği; mücadelesi ve örgütlenmesi

İşçi sınıfı son on yılın mücadelelerinde biriktirdiği tecrübeyle, bu mücadelenin içinde yetişmiş öncü işçi ve sendikacı kuşağının azımsanamayacak bir kısmını açık politik bir örgüt olarak bir araya getirme, işçi sınıfının politik örgütünü yeniden inşa etme yönelimine girdi.

Sınıfının bu yöneliminin toplumun diğer emekçi kesimlerini etkilememesi ve onların yaşantılarında bir değişikliğe yol açmaması düşünülemez. Etkilenen bu kesimlerin başında da gençliğin gelmesi son derece doğaldır. Gençlik, yeniye olan tutkusu ve değiştirme isteğinin büyüklüğü ile toplumun en devrimci sınıfının bu hareketlenmesi karsısında heyecan duymakta, kendi özlemlerinin karşılanması olanağını işçi sınıfı hareketinde bulmakta; şimdiden önemli bir gençlik kesimi işçi sınıfının bu devrimci çabasına katılmaktadır.

İşçi sınıfının gençliği kazanmak istemesi ve gençliğin de kendi özlem ve taleplerinin gerçekleşmesini işçi sınıfının mücadelesinde ve onun geleceği kurmasında görmesi sınıflar mücadelesinin nesnel sonuçlarından birisidir ve güçlü maddi temellere sahiptir.

Tam da bu nedenlerden dolayı burjuvazi de gençliğe "ilgi" duymakta, gençliği gerici bir temelde kazanmak ve kendisine bağlamak istemektedir. Çünkü gençlik sorunu, karşılıklı olarak mücadele eden ve bu mücadelede eskiyi, statükoyu, egemen sömürü ilişkilerini temsil eden sınıfla -burjuvazi- yeniyi, geleceği ve özgürlükler dünyasını temsil eden sınıf -işçi sınıfı- arasındaki mücadelede çözüme kavuşturulması gereken kilit sorunlardan birisidir.

Gençliği kim kazanacak? Gençlik kimin yedek gücü olacak? Sorusunun yanıtında düğümlenen bu sorun, gençliği kazananın geleceği de kazanacağı belirlemesi üzerine kurulmuştur. Oysa burjuvazinin bir sınıf olarak geleceği yoktur ve bu anlamda gençliğe sunabileceği hiçbir gelecek ve hiçbir insani değer de yoktur. Burjuvazi gençliğe daha bu günden işsizliği, hayvanca rekabeti, eğitim olanaklarının gasp edilmesini, uyuşturucu bağımlılığını ve tüm dünyada militarizmi ve şovenizmin kışkırtılmasını "vermekte", kendi gerici sınıf çıkarları için gençliği kurban etmeyi, gençliğin yaşam enerjisini bu yolla tüketmeyi hedeflemektedir.

Bugün ülkemizde Türk ve Kürt milyonlarca emekçi çocuğu daha temel eğitimini alamadan mevcut düzen tarafından eğitimin dışına atılmakta, Kürt gençleri kendi ana dillerinde eğitim olanağından yoksun bulunmakta "okuma" şansına sahip gençler her gün biraz daha ticarethaneye dönen okullarda gerici-faşist eğitim anlayışı ile kişiliksiz bireyler olarak kalıba dökülmek istenmekte, üniversite çağına gelmiş milyonlarca gencin suratına üniversite kapıları kapatılmaktadır. Üniversiteye girme şansına sahip olan gençlerde bilimdışı bir öğretimle karşılaşmakta, pek çok emekçi çocuğu her yıl artan harçlar yüzünden okullarından ayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Okullarına devam edenleri ise gerici disiplin yönetmelikleri, kalitesiz ve bilimdışı bir eğitim, jandarma ve polis terörü, sermaye beslemesi sivil faşistlerin saldırıları beklemektedir. Kürt gençleri bütün bunlara ek olarak bir de ulusal baskı altında tutulmakta, dizginsiz bir şiddete maruz kalmaktadır.

Genç işçiler ise sendikasız ve sigortasız ağır sömürü koşulları altında ucuz işgücü olarak çalıştırılmakta, çalışma koşulları her türlü sağlık ve insani yaşam koşullarından yoksun durumda bulunmaktadır. Ülkenin başlıca büyük sanayi siteleri ve genç işçilerin yoğunlaştığı merkezler, -Merter, Siteler, Ünaldı vb.- genç işçiler için adeta bir cehennemi andırmaktadır.

Büyük kent varoşları ise işsiz ve geleceğe ilişkin umutsuz gençlerin çığ gibi büyüdükleri yerler durumundadır. Bu gençlik burjuvazi tarafından faşist demagoji ve dinsel uyuşturuculukla zehirlenmek, kahve köşelerinde çürütülmek, enerjileri düzen kanalları içinde boşaltılmak ve gericiliğin dayanağı haline getirilmek istenmektedir.

Bütün bu gerici çabalara rağmen gençlik yığınları kendi bulundukları alanda mücadeleye atılma ve gericiliğin saldırılarına karşı direnme eğilimine girmişler, ancak gençlik mücadelesi kitleselleşememiş, ileriye doğru güçlü bir atılım yapamamıştır.

İşçi ve emekçi hareketinin en yüksek mücadelelerini yaşadığı dönemler de dâhil olmak üzere gençlik hareketinin tüm bu yıllar boyunca "geri mevzide, düşük düzeyde seyreden bir hareket" olarak kaldığı bilinmektedir.

Bu durumun nedeni ise gençliğin mücadele potansiyelini yitirmesi ya da durumunda herhangi bir düzelme değildir. Bu durumu belirleyen nesnel nedenler olduğu gibi, etkili olan sübjektif nedenler de -sözde sosyalizmin yıkılmasıyla estirilen burjuva liberal rüzgârlar ve gençlik içinde yürütülen çalışmaların zaafları vb.- bulunmaktadır. Ancak gençlik yığınlarının bu nedenlerden etkilenme dereceleri ne düzeyde olursa olsun gençliğin elde etmek istediği tüm talepler karşılanmadan durmaktadır.

Sendika ve sigorta talebi, parasız demokratik eğitim talebi, özerk ve demokratik üniversite talebi, özgürce ve insanca bir yaşam ve güvenli gelecek, bağımsız, özgür ve demokratik bir ülke gençlik yığınlarının isteği durumundadır.

Gençliğin tek başına bu talepleri elde edebilmesi, burjuvazinin ve gericiliğin saldırılarını püskürtebilmesi elbette beklenemez ve beklenmemelidir. Gençlik yığınlarının ve onların bir parçası olan komünist gençliğin tek başlarına ve ellerindeki mevcut mücadele araçları ile bunu başaramayacakları açıktır. Gençlik yığınlarının ihtiyacı, işçi sınıfının mücadelesine bağlanan, tüm talep ve özlemlerinin karşılanması olanağını bu bağlanmada bulan bir mücadele ve örgütlenmedir.

Türk ve Kürt gençlerinin mücadele tarihi de kanıtlamaktadır ki, gençliğin her uyanış dönemi sosyalizme ve sınıfa bir uyanış olmuş, gençlik yığınları kendi sorunlarının çözümünü genel olarak sosyal kurtuluşta bulma yönelimine girmişlerdir. Bugün de gençlik bu olumlu hasleti taşımaktadır ve gençliğin eline şimdi ihtiyaç duyduğu; gençlik hareketindeki gelişme ve değişmelere karşılık düşen yeni mücadele araçlarını verecek olan, onun önüne yeni olanaklar açacak olan, işçi sınıfı ve onun mücadelesi olacaktır. Bu dönemde milyonlarca genci uyandırıp mücadeleye çekecek yeni bir mücadele platformuna ve yeni araçlara ihtiyaç vardır. Kapsamı genişleyen bu görevlerin üstesinden ancak bu araçlara sahip olmakla gelinebilir. Bugünden gençliğin azımsanmayacak bir kesiminin güçlü bir şekilde bu yönelime girmeye başladığının, işçi sınıfının kendisine sunduğu olanakları büyük bir istekle kullanmaya yöneldiğinin tüm belirtileri mevcuttur, gençlik işçi sınıfının bu devrimci çağrısını coşkuyla yanıtlamaktadır.

 

BİRİMLER TEMELİNDE MÜCADELE VE ÖRGÜTLENME

Bugün Türk ve Kürt halkından başta işçi gençlik olmak üzere işsiz, öğrenci, köylü tüm gençlik yığınlarının işçi sınıfının politik hareketine katılması, kendisini yeniden inşa eden bu hareketin bir parçası olması sorunu hangi içerik ve biçimde gerçekleşecektir? Şimdi yanıtlanması gereken soru budur.

Emeğin gençliğinin bugüne kadar kurulmuş olan "sosyalist" ve "sol" partilerin sözde gençlik örgütlerinin örgütlenme çizgi ve anlayışından temelde farklı bir anlayışta ve tarzda mücadeleye yaklaşması ve örgütlenmeye yönelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. O iktidara yetenekli bir sınıf örgütünün önderliğinde örgütlenmekte, daha baştan bu niteliği ile kendisini yasalcı ve parlamentarist anlayış ve örgütlenmelerden ayırmaktadır.

Emeğin gençliği, üretim, eğitim ve yerleşim birimleri temelinde, gençliği temel alarak; işçi, öğrenci, köylü gençliğin bulunduğu tüm alan ve birimlere giden, gençliği buralarda örgütleyen bir örgütlenme çizgisine ve birimleri temel alan bir mücadele hattına ve ayakları sağlamca buralara basan güçlü bir merkezileşmeye sahip olmak zorundadır. Emeğin gençliğinin faaliyeti ve mücadelesi bürolarda ve sadece kampanya dönemlerinde yürütülen ve merkezileşen bir faaliyet değil, birimler temelinde yürütülen, bu temel üzerinde merkezileşen, gençlik yığınlarının talep ve ihtiyaçlarına bağlanan, günlük bir mücadele yürüten, bu mücadeleyi genel politik mücadeleye -emeğin partisinin iktidar mücadelesine, ideolojik, politik platformuna ve günlük çağrılarına- bağlayan bir faaliyet ve mücadele olmak zorundadır. Emeğin gençliği bulunduğu ve mücadele ettiği her alanda, gençlik yığınlarının mesleki ve akademik örgütlenmesini teşvik edecek, gerçek kitle örgütlerinin doğması için çaba gösterecek, gençliğin anti-emperyalist, anti-faşist kitlesel mücadelesinin gelişmesine yardım edecektir.

Bu gençlik çalışmasının sözde sosyalist, yasalcı partilerin gençliği kendi binalarına çağıran, "gençlik çalışması" ile bir benzerliğinin olmadığı ortadadır. Emeğin gençliği birimler temelinde, bulunduğu her alanda gençlik yığınlarının günlük talep ve ihtiyaçları doğrultusunda, içtenlikli bir çabayla, gençlik yığınlarının mücadelesinin geliştirilmesine yardım edecek, bu mücadelenin en kararlı ve militan, aynı zamanda politik olarak donanmış gücü olacaktır. Gençlik yığınları girdikleri her mücadelede emeğin gençliğini bu mücadelenin en kararlı, militan ve savaşan gücü olarak yanlarında bulacaklardır.

Emeğin gençliğinin bu anlayışı ve örgütlenmesi gençliğin önüne gerçek anlamda kitlesel ve militan bir mücadele olanağı koymakta, gençliğin devrimci enerjisini, coşkusunu, fedakârlığını ve yiğitliğini özgürce ortaya koyabileceği kanalları açmaktadır. Gençliğin militan devrimci kişiliği ancak karşı devrimle açıkça ve göğüs göğse girilen bir mücadele içinde şekillenebilir ve gençlik yığınları gerçekten devrimci bir eğitimden ancak bu yolla geçebilir.

Emeğin gençliği birimler temelinde gruplar biçiminde örgütlenen, birimlerin en alt kesimlerine kadar örgütlenmeyi amaçlayan, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmeyi başarmak zorunda olan kendi iş yaşantısı gereği aynı zamanda tüm yöneticilerini buralarda ve aşağıda yukarıya doğru seçen bir iç örgütsel yaşantıya sahip olacaktır.

Emeğin gençliği örneğin bir üniversitenin tek tek fakültelerinde ve giderek bu fakültelerin sınıf, bölüm vb. de gruplar temelinde örgütlenmeyi başarmak zorunda olan bir örgütlenme ve mücadele hattına sahip olacaktır. Aynı durum sanayi siteleri vb. için de geçerlidir.

Gruplar biçiminde örgütlenmenin ne anlama geldiğini kısaca açmak gerekirse ilk elden şunları söylemek olanaklıdır. Bu gruplar rasgele bir araya gelmiş gençlik kümeleri değil, eğitim, üretim, yerleşim birimleri temelinde, bu birimlerin en alt -işyeri, bölüm, sınıf, mahalle, sokak vb.- bölümlerine kadar inen ve bu anlamda doğal olarak bir araya gelen ve bir araya gelmeleri her zaman mümkün ve gerekli olan, pek çok işi birlikte yapabilen, kendi yöneticilerini demokratik bir tarzda aşağıdan yukarı doğru seçebilen gençlik kümeleridir. Mücadele etmek isteyen, düzenden kopuş içindeki her genç bu gruplara katılabilmeli, bu gruplara katılmak isteyen gençlerin önlerine başkaca bir kıstas konmamalıdır. En küçük bir birimde bir grup olabileceği gibi, potansiyele göre birden fazla grubun olması da doğaldır.

Gruplarda yer alan gençliğin eğitilmesi ve işçi sınıfının politik platformuna kazanılması ayrıca yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Bu görev gençliğin günlük mücadelesi içinde ve bunun yanı sıra giden bir eğitimle başarılmak zorundadır. Gençlik örgütünün bir okul olma işlevini yerine getirebilmesinin bu çalışmanın başarılmasına bağlı olduğu bilinmelidir.

Her gencin mücadeleye katılan örgütlü birey haline gelmesi, buralarda ilk eğitimini alması ve mücadeleye katılması, bu örgütlenmenin ve özel olarak da bu grupların bir okul işlevi görebilmesi ile doğrudan ilişkilidir ve grupların varlık nedeni de bu işlevi yerine getirmektir.

Ancak bu gençlik örgütlenmesinin sıradan gençten isteyeceği disiplin ile yönetici organlarından ve buralarda yer alan gençlerden isteyeceği disiplinin farklı olması da kaçınılmazdır. Gençliğin yönetici organlarının ve buralarda yer alan gençlerin, emeğin partisinin ideolojisine, günlük politika ve çağrılarına tam bir bağımlılık içinde çalışması gerekir. Gençlik yolunu ancak böyle bulabilir ve enerjisini doğru bir biçimde özgürlük ve demokrasi mücadelesine kanalize edebilir. Emeğin gençliğinin örgütsel inisiyatifi ise anlamını kendi iç yaşantısını özgürce düzenlemesinde, emeğin partisinin önderliğinde ve çizgisinde kendi adına ideolojik, siyasal, kültürel, eğitsel ve örgütsel faaliyet örgütleyebilmesinde bulmaktadır. Parti bünyesindeki gençliğin bu biçimdeki örgütlenmesinin, gençliğin mücadele istek ve enerjisine, yaratıcılığına ve atılım gücüne uygun düşen en iyi biçim olduğundan kuşku yoktur. Gençlik inisiyatifini ve devrimci kişiliğini ancak bu tür bir örgütsel yapı içinde geliştirilebilir.

Gençliğin bu örgütlenmesinin partinin önderliği ile çelişmeyen, partinin önderliği anlayışını zedelemeyen, gerektiğinde partinin gençlik kollarını feshetmesi -ideolojik, politik sapma vb.- ve yeniden kurmasına engel teşkil etmeyen bir örgütlenme olması anlaşılması gereken bir zorunluluktur. Çünkü emeğin partisi daha baştan gençliği kendi ideolojisi ve politikası temelinde örgütlemiştir. Gençlik bu anlayış ile örgütlendiğinde hem partinin çağrı ve direktiflerini en üst düzeyde uygulama ve katılma olanağını elde edecek, hem kendi iç yaşantısını demokratik merkeziyetçilik temelinde düzenleyecek, aşağıdan yukarıya doğru tüm yöneticilerini seçimle işbaşına getirecek, hem de kendi adına bir çalışma yürütebilecektir.

Burada ana hatları ile özetlenmeye çalışılan gençlik çalışmasına ve mücadelesine ilişkin çizginin, gençliğin yeni dönemdeki ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalışan ama kendisini yine bu mücadelenin ihtiyaçlarına göre sürekli yenilemeye ve geliştirmeye çalışacak bir çizgi olduğunu vurgulamak gerekir. Bu durum bizzat hayatın kendisinden kaynaklanmaktadır. En geniş anlamı ile ifade edilecek olursa örgüt biçimleri mücadelenin ve hareketin değişen koşullarına uyum sağlamak, yine dönüp ona hizmet etmek zorundadırlar. Aksi takdirde hareketin gerisinde kalmaları ve doğal olarak devrimci görevleri omuzlamakta yetenek gösterememeleri kaçınılmazdır. Özetlersek, emeğin gençliği üretim, eğitim, yerleşim esasına göre gruplar temelinde aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen, gençliğin günlük mücadele ve ihtiyaçlarına bağlanan ve bu mücadeleyi emeğin partisinin yürüttüğü genel politik mücadeleye ve onun platformuna bağlayan, kendi iç yaşantısında demokratik merkeziyetçiliği uygulayan, tüm yöneticilerini seçim yoluyla görevlendiren, örgütsel bağımsızlığa sahip bir gençlik olacaktır.

Emek Gençliği bu olanağı gerçekliğe çevirebilecek, mücadele birikimine ve olgunluğuna sahiptir. Sorun bu çizgide enerjik bir çalışma ve pratik adımları atma sorunudur.

 

DEVRİMİN SESİ, Kasım-Aralık 1995

 

Aralık 1995-Şubat 1996