“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Tiroj’u güçlendirme, yayınlararası bağı geliştirme...

Kürt Kültür-Sanat Dergisi Tiroj’un 5. sayısı da çıktı. Tiroj, yalnızca ileri Kürt emekçileri, aydınları ve uyanış içindeki genç kuşakları saflarında değil, Türk milliyetinden ileri işçi, emekçi ve aydınları içinde de, yeni bir dergi için küçümsenmemesi gereken bir ilgi gördü. Yeni bir dergi olmasına ve aynı alanda yayınlanan başka kültür dergileri bulunmasına  karşın, kısa zamanda birkaç binlik tiraja ulaştı.
Tiroj, “bir boşluğun doldurulması” amacıyla yayımlanmaya başlamadı elbette. Birçok kültür dergisinin, günlük politik bir işçi-kitle gazetesinin, yerel gazete ve dergilerin, Tiroj’un “el atmaya kalkıştığı konular”da yayım yaptığı düşünüldüğünde, Tiroj gibi bir dergi, ancak Kürt kültürel yaşamının dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin bilimsel, demokratik ve halkçı bir yayım politikası üzerinden Türkiye, bölge ve dünya halklarının demokratik ve evrensel ilerici kültür hazinesine bağlandığı oranda üstlendiği sorumluluğu taşıyacak ve yerine getirebilecekti.
Bu sorumluluk, yapılmış ve yapılmakta olanlardan öğrenmeyi, halkın biriktirip bugüne taşıdığı kültürel zenginliklerden –irdeleyici ve ayrıştırıcı olmaya özen göstererek– yararlanmayı, bu birikim ve zenginliğin, işçi ve emekçilerin sermaye ve gericiliğe karşı mücadelesinin dayanaklarından biri olarak kullanılmasını gerektiriyordu. Günlük işçi-emekçi gazetesinin bölge sayfalarının zenginleştirilmesi, gazete ve emek hareketinin öteki yayın organlarının Kürt kültürü ve Kürt emekçi mücadelesine daha fazla yer ayırması, ona kürsü olması, kesin bir gereklilik olmakla birlikte, yine de yetersiz kalmaktaydı. Tiroj, bu yetersizliğin bir ölçüde de olsa giderilmesi için yeni bir olanak ve mevzi olacaktı.
Burada Tiroj’u başlıca iki yanıyla ele alacağız. Birincisi, derginin yayın politikasını başarıyla sürdürebilmesi için konu içeriği, çeşitliliği ve kapsamı bakımından zenginleşme zorunluluğudur. İkincisi ise, bu birincisini de kapsamak üzere, Tiroj ve öteki yayın organlarının güçlendirilmesinin parti çalışması ve emek hareketinin mücadele olanak ve araçlarının geliştirilmesi konusundaki sorumluluklarla ilişkilidir.

İlk beş sayı üzerinden bakıldığında, Tiroj’un emek örgütünün diğer yayınlarını güçlendirici-destekleyici bir rol üstlenmiş olduğunu, çıkış amacına uygun düşen bir yayımcılıkta ilk adımları attığını, işlevinin bu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de, ele aldığı konular, konuların içeriği, kapsamı ve çeşitliliğiyle, ve ilk beş sayısı itibarıyla Tiroj’un, henüz “acemice sayılacak” bir başlangıç noktasında bulunduğunu söylemek gerekiyor. Tiroj’un ileri işçi-emekçi, genç ve aydınlar arasında ilgi gördüğünü belirttik. Bu ilgi öngörülebilirdi ve öngörüldü. Ancak, derginin çıkış hazırlıkları yapılırken –ilk iki sayı çıkarıldığında da– “emek hareketinin bugünkü hazırlık düzeyi ve olanaklarıyla böyle bir dergiyi ‘kaldırıp-kaldıramayacağı’” biçiminde bir tereddüt, saflarımızda belli oranda var oldu. Zayıf bir eğilim biçiminde de olsa,  Tiroj’un yayımlanmasını, emek hareketinin birikimi üzerinden yayımlanan diğer yayınlara ve kültür dergisine ilgiyi zayıflatıcı bulan arkadaşlarımız oldu. Bu, bir anlayış düzeyinde şekillenmedi elbette. Daha çok bir tereddüt ve kaygı olarak ortaya çıktı. Kuşkusuz parti ve bölge örgütü bünyesinde Kürt dili ve kültürü üzerindeki baskının son bulması ve ulusal-demokratik hakların engelsiz ve ayrıcalıksız kullanılması önündeki engellerin kaldırılması mücadelesine hizmet edecek ve bu mücadeleyi sermayeye karşı toplumsal kurtuluş mücadelesine bağlayacak değişik araç ve yöntemlere ihtiyaç olduğunu yadsıyan yoktu. Kaygı, esas olarak “başarabilir miyiz?” noktasındaydı. Dergi ön hazırlıklarının yetersizliği ve denebilir ki, bir heyecan eksikliği gerekçe olarak gösteriliyordu. Bu, haksız bir kaygı da değildi. Ancak, ne yapacağını baştan belirleyerek işe koyulduğumuzda, önümüzdeki zorluklara karşın, mevcut güç ve olanaklarımızı yetenekle ve sorumluluk duygusuyla harekete geçirdiğimizde bu zorlukların üstesinden gelebildiğimizi de, bu vesileyle bir kez daha gördük. Bugün daha ilerde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu vesileyle şunu da vurgulamak mümkün. Tiroj ve diğer yayınların durumu da içinde olmak üzere, politik-örgütsel çalışmada karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar, esas itibariyle, nesnel etkenlerin ya da emekçi hareketiyle parti güç, araç ve olanaklarının görev olarak aldığımız işlerin üstesinden gelmeye “yetmemesi”inde değil, bu imkan ve güçleri yetenekle değerlendirmede, görevlere uygun düşen verimlilikle harekete geçirmede yattığı bir kez daha açıklık kazandı. Görüldü ki, hareketin güç ve olanaklarının yetenek göstererek ve azimle doğru bir hat üzerinde seferber edilmesi, örgütsel politik çalışmanın başarıyla yürütülmesinin koşullarından biri olduğu gibi, bu olmaksızın ileriye doğru adım atma olanağı da hemen hemen yoktur. Parti ve örgütleri, işçi-emekçi hareketi içinde, onun organik bir parçası ve ileri kesimi ve örgütü olarak varolduğunda, mücadeleyi ilerletme, hareketin mevzilerini geliştirme, güçlendirme ve çeşitlendirme olanağı yalnızca var olmakla kalmamakta, genişlemekte ve Tiroj gibi dergilerin yayımlanması ve geliştirilerek güçlendirilmesinin imkanları açığa çıkarılmaktadır. Tiroj’un yayınlanması, bu bakımdan, parti hattını pratiğe geçirme ısrarının ve Kürt emekçi hareketinin ihtiyaç duyduğu araçları oluşturma sorumluluğu yönündeki ilerleyişin yeni bir adımı ve göstergesi sayılabilir. Sorun şimdi, derginin nasıl daha verimli ve yararlı hale getirileceği, diğer yayınlarımızla, yayın hedefi-amacı ve çizgisinde, birliğinin nasıl sağlanacağıdır.
Kürt kültürel-tarihsel birikimi, kuşkusuz özgün özellikleri olan tüm öteki ulusal kültürler gibi, ‘kendine has’ yanları içerecektir. Bu birikimin araştırılması, bugüne dek yapılanların daha ileriden irdelenmesi ve emekçi mücadelesinin hizmetine sunulması görevi, bizim açımızdan, esas olarak henüz ulaşılması gereken bir “hedef” durumundadır. Kürt kültürü, elbette bölge halklarının kültüründen ve insanlığın uluslararası ilerici uygarlığından soyutlanmış değildir. Aksine, bu birikimden beslendiği ve ondan yararlandığı ölçüde ileri gidecek, gelişecek ve zenginleşecektir. Bu bakımdan, insanlığın ilerici kültür birikiminin Kürt halk kitlelerine ulaştırılması, tanıtılması ve halkın zihinsel-kültürel gelişimi için bu birikimden yararlanmasını sağlamak zorundayız. Tiroj bu kapsamlı görevi, –asgari ölçüde de olsa– başarmadığı sürece, üstlendiği misyonu layıkıyla yerine getirmiş olmaz.
Kürt ulusal kültürünün ilerici ve geliştirici unsurları her şeyden önce işçi-emekçi mücadelesi ve yaşamı içinde üretilmiştir; ancak buradan ilerleyip evrensel olana bağlanabilecektir. Halk kültürünün hangi evrelerden geçtiği, hangi tür mücadelelerde nelerin biriktirildiği, bugünün ve geleceğin kuşaklarına aktarılırken, geliştirici ve ilerletici olan kültür ögeleriyle geriye düşüren, geleneksel ilişki tarzlarına bağlı olarak fikri gelişmeye ayak bağı olan öğeleri ayrıştırmak önem taşımaktadır.
Tiroj, uzak geçmişten bugüne, Kürt şairlerini, edebiyat insanlarını tanıtan, eserlerini irdeleyen ve bugünkü ulusal-siyasal ve sosyal kurtuluş mücadelesine bağlayan yazıların yanı sıra, yakın dönem ve güncel toplumsal yaşama ilişkin sorunlarla kültürel gelişmeleri de konu edinebilmelidir. Dergide, örneğin Ünaldı işçilerinin “geçmişte kalmış” denilip geçilemeyecek 40 günlük direnişinin nasıl örgütlendiği, 20 bin civarındaki işçinin duygu ve tutum birliğinin nasıl sağlanabildiği, hangi zorlukların göğüslenip, hangi tür fedakarlıkların gösterildiği, o günden bugüne nelerin kaldığı ve bunun ileriye nasıl taşınabileceği vb. konuları ele alan inceleme yazıları yer alabilmelidir. Tiroj’un işçilerin ve Kürt emekçilerinin “yaşam dersleri”ne dayanarak, onların bir mücadele ve zihni gelişme aracı olarak yayın faaliyeti, ancak böylesine geniş konu zenginliği üzerinden ilerleyebilecektir. Yoksul ve topraksız köylüler, iflasa sürüklenmiş eski küçük üreticiler, işsizler, kadın ve gençler, sorunlarını irdeleyen ve çözüm yolu hakkında fikir veren yazıları Tiroj’da görebilmelidirler. Böylece onların elinde fikri değişimleri ve ilerlemelerinin bir aracı, mücadelelerine güç veren ve yol gösteren bir işlev de görebilmelidir. Kadın yaşamı, sosyal-ekonomik yaşamdaki yeri, “gelenek-görenek” adına sürdürülen geri toplumsal ilişkilerin oluşturduğu köreltici etki, derginin ana ilgi konularından biri olmak durumundadır.
Günlük gazete ve öteki yayın organlarıyla ilişkinin geliştirildiği emekçi kesimlerde, işçi-emekçi hareketinin sorunları daha ileriden tartışılabilmekte, çözümler aranırken gazete, kültür dergileri ve öteki parti yayınlarından eylem ve örgütlenme pratiği bakımından yararlanılabilmektedir. Salt bu olgu bile, yönelinecek ve yapılacak işin ne olduğunu göstermeye yeterlidir. Kaldı ki, Kürt bölgesinde işçi-emekçi mücadelesinin günlük mevzisi olacak yeni yayınlar da gerekli hale gelebilir. Günlük gazetenin bölge sayfasının önce birden fazlaya çıkarılması bugün de hareketin ihtiyaçları arasındadır. Bunun başarılması üzerinden ayrı bir bölge gazetesi önümüzdeki dönemlerde daha ivedi bir ihtiyaca dönüşebilir. Tiroj’un aylık periyoda çekilmesi ise, daha bugünden hedeflenmesi gereken bir ihtiyaçtır. Bugünden bunun için hazırlıklar, doğal olarak öncelikle ve ancak elimizde var olanların güçlendirilmesi, içerik ve konu zenginliğiyle ilgi odağı haline getirilmesi üzerinden yapılabilir.
Bölge haberlerinin olduğu kadar, sosyal-kültürel ve politik-ekonomik yaşama ilişkin röportaj, inceleme vb.nin gazeteye aktarılması; işçi-emekçi, gençlik ve kadın yaşamı ve mücadelesinin sorunlarının daha kapsamlı irdelenmesiyle hazırlanmış araştırma-inceleme yazılarının dergide yer almasına engel oluşturmaz; aksine buna ihtiyaç vardır. Dergide kültür-sanat ve edebiyat eserlerine, kültürel birikim ve sosyal sorunlara ilişkin yazıların daha fazla yer alması doğaldır. Kentlerin sanatsal yapıları, kültürel geçmişleri ve birikimlerinin tanıtılması, bölgenin kültürel birikiminin yansıtılması için daha fazla çaba gerekli olmaya devam ediyor. Tiroj henüz bu alanda önemli sayılacak bir adım atmış olmaktan uzaktır.
Tiroj, Kürt işçi ve emekçilerinin kültürel-sanatsal eser ve etkinliklere ilgilerini geliştirmeye gayret gösterirken, onların tiyatro, müzik, resim ve edebiyat eserleri ortaya koymaya yetenekli olanlarının doğrudan görev aldıkları bir kürsü olabilirse, işlevine uygun bir yönelişi geliştirmiş sayılır.
Kültür cephesindeki mücadele ekonomik, politik ve teorik alandaki mücadeleden koparılamaz. Burjuva baskısının yaşamın her alanını kapsadığı, özellikle düşünce ve davranış üzerindeki etkilerini geçmiş ve bugünkü gerici kültürel gelenek, görenek, anlayış ve etkinin bugüne taşınmasıyla sürdürdüğü, yığınlar üzerindeki uyuşturucu etkinin aracı olarak bunları kullandığı düşünüldüğünde, kültür cephesindeki mücadelenin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Kürtler gibi, kültürel-ulusal ve dilsel tüm haklarının baskı altına alındığı ve dil ve kültürü gelişme olanağını ancak halkın inatçı ve sabırlı korumasında bulan bir toplumun kültür cephesindeki gelişmesi de, bu alanda daha hassas bir tutum ve politika izlenmesine bağlıdır.
Burjuva emperyalist ideolojik kuşatmanın gemi azıya aldığı günümüzde, Kürt işçi ve emekçilerinin yolunu şaşırmamaları, kapitalist ayrımcı ulusal baskı politikalarının saptırıcı etkisinden kurtulmaları ve yönlerini bilinçle seçebilmeleri için kültür-teori-bilim vb. yayın organlarının rolü ve buna duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Parti bölge örgütü ve yayın kurulları için, ileri işçi ve emekçiyle genç kuşak kız ve erkeklerin devrimci eğitimi için bu yayınların kullanılması, aynı zamanda, onların propaganda-ajitasyon ve siyasal teşhir faaliyetine katılmada en yetenekli olanlarının bu yayın organlarının yazarları haline getirilmesi, belirlenmiş ve başarılması yönünde adımlar atılmış bir  hedef olmak zorundadır. İşçi sınıfının “tarihsel devrimci rolünü yerine getirmesi”nin teminatı, ancak bu ileri sınıf bilincinin hareket içinde yönlendirici-öncü bir örgütlü güce dönüşmesiyle sağlanabilir. İşçi sınıfının kendiliğinden hareketinin içinden doğrudan çıkması olanaklı olmayan ve ancak yeterli zaman ve bilgilenme olanağına sahip aydınlar aracılığıyla oluşturulabilen işçi sınıfının sosyalist teorisi, işçi kitlesine; kent ve kır proletaryasına, ancak onun günlük mücadelesi ve yaşamının içinde yer alarak taşınabilir. Bu ise, bütün bu yayınlar arasında amaç ve hedef birliğinin olmasını, tüm parti örgütlerinin de bu anlayışla hareket etmelerini gerektirir.

YAYINLAR ARASI BAĞI GÜÇLENDİRME SORUMLULUĞU
Emek örgütü yayınlarının hiçbiri ötekine göre “önemsiz” görülemez. Her birinin kendi alanında işlevini başarıyla yerine getirmesi ise, bütün parti güçleriyle ileri işçi-emekçi, genç ve aydın kesimlerinin kesin bir sahiplenmesini gerektiriyor. Ancak, Tiroj’un çıkışıyla birlikte, Kürt emekçi yaşamı ve mücadelesinin sorunlarını Tiroj dışındaki emek hareketi yayınlarına yansıtma, emek örgütü yayınlarının tümünü aynı sorumluluk anlayışıyla ve önem vererek değerlendirme; gazete, kültür, politika-teori ve bilim dergilerini güçlendirme, ve daha geniş emekçi (ve okur) kitlesinin etrafında bir araya geldiği organlara dönüştürme konusunda, –örneği az olmakla birlikte– bazı yalpalamaların görüldüğü de bir gerçektir. Oysa yayın organları arasında ayrım yapmamak, tümünü aynı ciddiyet ve sorumlulukla ve hareketin ve mücadelenin hizmetine vermek üzere güçlendirmeye çalışmak, baştan aşağı tüm örgütlerin ve her bir bireyin başlıca sorumluluğudur; ve eğer bir ayrıcalıktan söz edilecekse, bu, ancak günlük gazeteden yana; ve onun ajitasyon-teşhir ve örgütlenme aracı olarak kullanılmasının başarılması için belirlenmiş görevlerin yerine getirilmesi için çabanın azamiye çıkarılması olabilir. Gazete işin merkezinde yer alıyor ve diğer yayınlarımız için de önemli bir kaynak oluşturuyor. Bu, başka etkenlerin yanı sıra, günlük yayınlanma avantajı ve bugünkü tirajı, etki alanı genişliği ne olursa olsun, aslında milyonlarca emekçiye hitap eden bir mücadele ve örgütleme aracı olması nedeniyle de böyledir. Doğru olan, Kürt ve Türk işçi-emekçi hareketinin ideolojik, ekonomik-politik ve kültürel tüm cephelerine ilişkin mücadele araç ve mevzileri arasında tam bir koordinasyon-dayanışma ve birbirini güçlendirici bir anlayışın hakim kılınmasıdır. Tiroj’la birlikte, gazetenin bölge sayfasını güçlendirme, olanaklı bir süre içinde birden fazla sayfaya genişletme, giderek ve süreç içinde Kürtçe bir gazetenin de çıkarılabilmesini olanaklı kılacak bir çalışmayı daha ileriden yürütmek gerekirken, bir tür rehavete kapılma ya da “rahatlama” tutumu oluşabilmiştir. Bu “rahatlama” tutumu terk edilmedikçe, yayın organlarının güçlendirilmesi çabasında başarıyla ulaşılamaz. Kültür dergileri, kuşkusuz, günlük örgütsel-politik çalışmanın temel aracı ve dayanağı olarak kullanılması zorunlu olan gazetenin işlevini üstlenemezler. Ancak gazetenin örgüt çalışması ve emekçi mücadelesinin günlük politik organı olarak güçlendirilmesi, Tiroj ve öteki yayın organlarıyla bilim dergisinin etkisini artıracak, onlara alan açacaktır. Tersinden, gazetenin edebiyat-kültür ve bilim cephesinden ve bu alandaki dergilerin desteğiyle takviyesi, ülkenin ilerici aydınları ve gençlik kuşaklarının doğrudan destek ve katılımıyla güçlendirilmesinin araçları olabilirler. Bu bakımdan işçi-emekçi gazetesiyle Tiroj ve öteki yayınlar arasında, birbirine mevzi yaratan, birbirini güçlendiren bir ilişkinin kurulması zorunludur. Yayın organlarının yetenekle kullanılması, devrimci işçi partisinin kitlelerle ilişkilerini geliştirmesinin ve kitleleri mücadele içinde aydınlatma ve örgütlemesinin ilk koşulunu oluşturur.
Tiroj ve partinin, gazete başta olmak üzere, bütün öteki yayınlarının yayın çizgi ve politikası, bu yayınların birbirini besleyen ve güçlendiren, birbirine konu, ilgi ve gelişme alanı açan bir anlayışla ele alınmazlarsa, ne örgüt çalışmasının ideolojik-politik, kültürel vb. alanlarının zorunlu birliği sağlanabilir, ne de gelişen ve genişleyen bir örgüt çalışması teminat altına alınabilir.
Tiroj ve öteki parti yayınlarının ileri Kürt işçi ve emekçisinin eğitiminin, demokrasi ve sosyalizm için mücadelede birliğinin araçları olarak işlevlerini layıkıyla yerine getirmeleri, bu organların ileri işçi-emekçi ve genç kuşakların aydınlatılması ve örgütlenmesinde yetenekle kullanılmasına bağlıdır. Bunun, en azından bugüne kadar başarılamadığı ya da esas olarak başarılamadığı bir gerçektir. Tiroj’un ele aldığı konuların günlük gazete üzerinden ve gazete formuna uygun hale getirilmesiyle ve tersinden gazetenin günlük olarak işlediği, bölge işçi ve emekçilerinin yaşam ve mücadelesinin sorunlarının derinlikli irdelemelerle dergide yer alması sağlanamadığı gibi, dergi ve gazetenin güçlendirilmesi yönünde tüm parti örgütü ve il-ilçe-birim-semt-okul alt birim örgütlerinin seferber edilmesi de, henüz esas olarak sağlanamamıştır. Kuşkusuz, “Kürt Kültür Dergisi”nin yayımlanmış olması, değişen ölçüde de olsa bir heyecan ve ilgi uyandırmış, ancak bunun tüm örgütün daha güçlü ve geliştirilmiş organlar yaratmak için seferber edilmesinin araçlarından biri olarak kullanılması yönünde yeterli sayılabilecek adımlar atılamamıştır. Bu, hâlâ, başarılması zorunlu bir görev olarak önümüzde durmaktadır.
Kültür- politika, teori ve bilim dergileriyle günlük ajitasyon-teşhir  ve örgütlenme (örgütleme) aracı olarak gazete, işçi ve emekçilerin “yaşamına girdikleri”, ileri işçi ve emekçilerle onların genç kuşaklarının eğitimi, örgütlenmesi ve mücadelesinin aranır, ilgiyle okunur, ve araştırılır ‘araçları’ haline geldikleri oranda, sermayeye karşı mücadelenin politik sınıf mücadelesi yönünde yol almasının araçları olma işlevini yerine getirmiş olurlar..
Bunun gerçekleşmesi, her şeyden önce, parti ve onun bölge örgütünün, yayın organları karşısındaki bir tür kendiliğindenci, beklemeci tutum ve anlayışlarla, lafızda mücadele ve çalışkanlık üzerine keskin söylevlerden geri durmazken, pratik çalışma, iş ve görev karşısında atıl duran ve ayak sürüyen kişi ve kesimlerle ayrışmayı, bu tutum ve anlayışları etkisiz kılmayı başarmasına bağlıdır. Bu başarıldığında, daha fazla işçi ve emekçinin gazeteye ve kültür-politika ve teori dergilerine ilgiyle yaklaşımı, okuyup-okutması, yazarak katılması, eleştirmesi ve sorunlarını gazete üzerinden tartışması sağlanacak, bu yöndeki eğilim geliştirilebilecek, gazete ve dergilerimizin içerik ve konu zenginliği, tiraj vb. sorunlarının aşılması kolaylaşacaktır. Biri ötekinin alternatifi olmayan ve her biri ötekini güçlendirerek işçi sınıfı ve emekçilerin kitlesel örgütlenmesine ve onlar içinde parti politikalarının etkisinin geliştirilmesine hizmet eden tüm yayınlara özenli ilginin, devrimci sınıf partisinin ve tüm örgütlerinin başlıca görevi olarak alınması üzerine parti belirlemeleri ve vurgusuna uygun düşen işin üstesinden gelme yetenek ve azmi göstermek, anlayış ve tutumda devrimci ve militan olana sıkıca sarılıp, onu sürdürmek kesin bir ihtiyaç ve gerekliliktir. Yayın organlarımız ve özellikle de günlük gazete üzerine ısrarla tekrarlanan parti belirlemelerini aktarmacı ve bıktırıcı bir söyleme dönüştürmekle alınacak yol ise, esas olarak yoktur. Eğer parti örgütü, günlük faaliyeti ve yaşamıyla işçi ve emekçilerin yaşamı ve mücadelesine bağlanacaksa –bu olmaksızın herhangi bir ilerleme sağlanamaz–, parti yayınlarıyla ilişki de, bu günlük yaşam ve mücadelenin kopmaz bir parçası olmalıdır.
Günlük gazete için haber, röportaj, inceleme vb. türden yazıların yazılmış olmasının kültür-politika dergileri karşısındaki sorumluluğu azaltmadığı, aksine bunu gereksindiği bilinerek, bu yayınları materyal bolluğuyla daha nitelikli, içerik ve kapsam bakımından gelişmiş yazılarla beslemek gerekmektedir. Dergiler halk yaşamının ve emekçi hareketinin mücadele deneylerinin kültürel-politik birikimini kendinde ne denli merkezileştirebilirlerse, Kürt işçi ve emekçilerinin sınıf bilincinin geliştirilmesine o oranda hizmet etmiş olurlar. İşçi ve emekçilerin eylemlerinin birleştirilmesi ve mücadele içinde parti olarak örgütlenmelerinin sağlanmasında, günlük merkezi gazete, en önemli ve başlıca araç ve kürsü olmakla birlikte, işçi hareketinin bilinçli sınıf hareketine dönüştürülmesinde, onun, tek başına yetersiz kalacağı açıktır. Böyle bir dönüştürme, gazetenin daha gelişkin bir yetenekle kullanılmasının yanı sıra, teorik-kültürel, bilim vb. yayınlar üzerinden yürütülecek politik-ideolojik bir mücadeleyi gerektirir. Emek hareketinin, bugünkü olanakları üzerinden oluşturduğu kültür-teori-bilim dergilerinin yetenekle ele alınması ve zenginleştirilerek aydınlatma-eğitim ve propaganda ve örgütleme faaliyetinin etkili araçları olarak kullanılmaları, bu bakımdan, önümüzdeki uzun erimli bir hedefi değil, güncel, ve acil olarak başarılması gereken bir zorunluluğu oluşturuyor.
Kültürel-teorik cephedeki mücadelenin –bu, bütün öteki mücadele alanlarıyla kesin bağlıdır– işçi ve emekçiler yararına gelişmesi, genç kuşak aydın hareketinin ilerici-devrimci ve halka bağlı bir akım haline gelmesine bağlıdır. Bu alanda kültür-teori ve bilim dergileri, özel bir role sahiptirler. Bu yayınların parti örgütlerinde ve ileri Kürt işçi ve emekçilerinin saflarında  dağıtılması, eğitim ve aydınlanmalarının organları olarak değerlendirilmeleri ve okunmalarının sağlanması, hareketin devrimci bir hatta ilerlemesinin sağlanabilmesi için yaşamsal bir önem taşıyor.
Parti örgütlerinin bütün bu görevleri yerine getirdikleri ölçüde gelişebildikleri, emekçiler içinde sağlam ve yaygın bir örgüt ağı oluşturabildikleri kanıtlanmıştır. Yayın organlarının niteliklerinin yükseltilmesi ve her türden burjuva ideolojik-kültürel ve politik saldırı dalgası karşısında dirençle ayakta kalmaları da ancak böylesi bir örgüt anlayışı ve ağının varlığıyla mümkün olacaktır. Bu, elbette öncelikle tüm bölge parti görevlilerinin, tüm parti üyelerinin, ileri işçilerin, işçi sınıfı mücadelesine bağlanmış aydınların ve eğitim gören genç kuşak devrimcilerin bu organlar karşısındaki tutumlarının devrimci bir tutum olarak sağlamlaşmasına bağlıdır. Böylesi bir tutum değişikliği, henüz parti ve ileri işçi-emekçi hareketiyle sıcak bağ içinde olmayan ve fakat toplum içinde aydın ve genç bir kesim olarak varlığından kuşku duyulamayacak kesimlere ulaşmak, onların kültür-teori ve bilim dergileri etrafında kümelenmeleri ve yeteneklerini işçi hareketi yararına kullanmalarının sağlanması için de zorunludur.
Tiroj’un önüne, gerçekleştirmek üzere aldığı görevleri önümüzdeki dönemde daha ileriden gerçekleştirmesi, burada kısaca üzerinde durduğumuz görevlerin başarılmasına bağlıdır.