“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Gençliğin örgütlenme çabaları ve gençlik evleri

Özgürlük Dünyası’nın 148. sayısında yer alan “Gençlik Evlerinin Kuruluş Çalışmaları ve Yönelimi” adlı makalede, gençlik evlerinin kuruluşu ve önemine ilişkin genel bir tablo ortaya konmuştu.
Gençlik evi vb. örgütlenmeler, sınıf partisinin gençliği içerisinde her dönem gündemde olan ve gençlik yığınları içerisinde kitle çalışması ve örgütlenmesine bağlı olarak tartışılan, az ama küçümsenmeyecek pratik deneylerin de biriktirildiği çalışmalardır.
Karşı devrim cephesinin gençlik yığınlarını çok yönlü bir kuşatma altında tuttuğu ve bu açıdan gençlik kitlelerinin bilinç ve yaşamında önemli tahribatlara neden olduğu günümüz koşullarında, bu kuşatmayı kıran ileri gençlik kümeleri, örgütlenme arayış ve yönelimlerinin bir sonucu olarak gençlik evleri kurmaya yöneliyorlar.
Bizde bu yazıda, gençlik evleri kurmaya yönelen uyanış içerisindeki ileri gençlik kitlelerinin sınıf partisinin gençlik örgütüyle birlikte sürdürdüğü çalışmaları, atılan adımları belli yönleriyle ele alıp değerlendireceğiz.

SİSTEM, GENÇLİĞİ YIKIMA SÜRÜKLÜYOR
Kısaca hatırlayacak olursak, 148. sayıda, iki araştırmanın sonuçları üzerinde gençlik yığınların eğilimi ve değer yargılarındaki farklılığa dikkat çekilmişti. 1979-2002 yılları arasında gençliğin istemleri karşılaştırılmış ve gençlik yığınlarının, 2002 yılının verilerine göre, mutluluk için tek çıkar yolun para olduğunu düşündüğünün ortaya çıkması üzerinden yaşanan değişime vurgu yapılmıştı.
Bir diğer araştırma ise, 262 öğrenciyle yapılan ve gençlerin yüzde 50’ye yakınının kendisini öldürmeyi düşündüğü sonucunun ortaya çıktığı araştırma idi.
Adı geçen araştırmalardan da görüldüğü üzere, gençliğin değer yargılarında, istem ve arzularında sistemden kaynaklı ciddi yanılgılar, yozlaşma ve sonu yıkımla biten tahribatlar yaşanıyor. Bu durumu sadece özenti ile açıklamak, binlerce ağacı görüp, ormanı görememekle aynı şeydir.
Çünkü; kapitalist emperyalizm, gençliği kendi stratejisine bağlamak için moda, müzik, spor vb. başta olmak üzere, her tür popüler alanı bir silah olarak kullanıyor. Hemen hemen çıkardığı her yeni ürünü devasa reklamlarla tanıtıp, gençlik yığınları içerisinde akım ve idoller yaratarak, gençliği içine ittiği uçurumu büyütüp, derinleştiriyor.
Piyasaya sürülen her ürün ve idol, gençlik yığınlarının çeşitli ihtiyaçlarını karşılama görüntüsü altında, emperyalist politikaların, kültürün pazarlanması ve gençlik yığınları arasında bir yaşam biçimi haline gelmesinin aracı olarak kullanılıyor.
“Yeni Dünya Düzeninin en önemli hedefi gençlik yığınları olmuştur. Gençliğe huzurlu bir bugün yaşatmayan ve güvenli bir gelecek konusunda inandırıcı kanıtlar sunmayan burjuvazi, onun kafasını karıştırmayı, olup bitenle düzen arasındaki ilişkiyi bulanıklaştırmayı kendisine başlıca amaç edinmiştir.” (EMEP, 3. Kongre Belgeleri, sayfa. 104)
Kuşkusuz gençliğe yönelik saldırılar ve kuşatma bunlarla sınırlı değildir. Bu açıdan dünün eskisi, fakat bugünün yenisi gibi gözüken birçok şey sıralayabiliriz. Gençlik yığınlarının içine itildiği bu tablonun nedenlerinin sisteme, sorumluluğunun burjuvaziye ait olduğu, kapitalist-emperyalist sistemin ve egemen sınıfların bu tabloyla yetinmeyip, gençlik yığınlarını daha büyük sözde değişim, özde ise yıkıma sürüklediği gerçeği, aklı başında herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir.
Gençliği kazanmanın geleceği kazanmak olduğunu bilen burjuvazinin, her gün yeni hamleler yaparak gençliğe dayattığı bu sahte değişim rüzgarıyla, kendi egemenliğini sürdürme çabasına karşı, gençlik yığınlarının bilinçlenme, gerçekleri görme ve mücadeleye atılma ihtiyacını karşılayabileceği uygun araçların yaratılması, her günkünden daha acil bir görev ve sorumluluk olarak, sınıf partisinin gençliğinin omuzlarındadır. Gençlik yığınlarının birleştirilmesi ihtiyacının gelip kapıya dayandığı bu süreçte, sınıf partisinin gençliği, bütün bu saldırılar karşında daha hedefli ve planlı çalışmak, cesaretle ve militan bir tutumla öne atılmak durumdadır.
Bu cesaretle öne atılmanın bir parçası olarak, Emek Gençliği örgütleri içerisinde tartışılan gençlik evleri türü örgütlenmelerin doğru kavranması, yaşananlardan doğru sonuçlar çıkarılması, pratik adımların buna göre atılması, gençliğin mücadele ve örgütlenmesi açısından hayati önemdedir.

AYDINLANMA, KÜLTÜR VE MÜCADELE MERKEZLERİ OLARAK GENÇLİK EVLERİ
Gençlik evleri, derneği, lokali, kulüpleri vb., adına ne dersek diyelim, gençlik yığınlarının bu sistemin ve burjuvazinin bu kuşatmasını kırmaya yönelmesinin bir parçası olarak gündeme gelen gençlik evlerini; gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini ve becerilerini sergiledikleri alanlar olarak tanımlayabiliriz. Ancak bu tanımlama, doğru olmakla birlikte, eksik bir tanımlamadır. Bu gençlik örgütlenmeleri, aynı zamanda, gençliğin aydınlanma ve mücadele merkezleri olarak da bir işleve sahip olmalıdır. Gençlik evlerini; karşı devrim cephesinin gençliğe dönük saldırılarının gençler tarafından görülüp kavrandığı, bu saldırılara karşı, gençlerin, kardeşlik, dayanışma, paylaşma, ortak iş yapma kültürünü kazanma, kendisiyle barışık yaşamayı öğrenme, gücünü ve enerjisini doğru yönde birleştirme ve kullanma, yeteneklerini ve becerilerini, kendisini yıkıma sürükleyen kapitalist-emperyalist sisteme karşı mücadeleye sunmayı, seferber etmeyi öğrendiği birer mücadele aracı olarak ele almalıyız.
Mevcut gençlik evi girişimlerinin bu çerçeveye ne kadar uygun ele alındığı, kuruluş çalışmalarının ne kadar buna uygun yürütüldüğü ve gençliğin kitlesel mücadele ve örgütlenme merkezleri olmaları için olanakların ne kadar doğru değerlendirildiği bugün tekrar gözden geçirilmeye muhtaçtır.
Bunun için Pendik Gençlik Evi deneyiminden kalkarak bir kaç temel hususa dikkat çekmekte fayda var.
1. Pendik’te Emek Gençliği’nin girişimi ve çabasıyla (tabii ki örgütsüz gençleri ve gençlik evi fikrine sıcak bakıp kuruluş aşamasında yer alan gençleri de katarak) kurulan gençlik evi, bir dönem, geniş gençlik yığınlarının geldiği, şu yada bu biçimde çalışmalarında yer aldığı gençlerin uğrak yeri-merkezi olmuşken, semtlere, mahallelere (kuruluş dönemini bir tarafa bırakıyoruz) dayanarak, temellerini ve varlığını buralarda kökleştirerek koruyamadığından kaynaklanarak güdükleşen, daralan bir pozisyona düşmüş, sınırlı sayıdaki gencin uğrak yeri haline gelmiştir.
2. Gençlik evi çalışması, bir partinin veya partinin gençlik örgütünün merkezi-çalışmasının yerine konarak (niyet bu değil kuşkusuz, fakat pratikte yaşanan bu), kitleselleşme konusunda sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Örneğin, Pendik Gençlik Evi’nin 40 resmi üyesi bulunmaktadır. Üye sayısı bile, durumun ihtiyaçlar ve olanaklarla ne kadar örtüştüğünün ya da nasıl bağdaşmadığının göstergesidir. “Niçin binlerce üyesi yok? Niçin yüzlerce genç gelip ucundan kıyısından tutmuyor?” soruları önem kazanmaktadır.
3. Daha çarpıcı olması açısından, örneğin kira borcu, elektrik borcu ve benzer sıkıntılarıyla az sayıda gencin uğraşması, gelen gençlerin, gençlik evini bütün yönleriyle sahiplenmesinin, her türlü çalışma ve ihtiyaçları kendi işi olarak görmesinin sağlanamaması. Ve gençlik evinin, gençlerin salt çay içecekleri, üç beş sohbetin yapıldığı, sonrasında işine gücüne baktığı bir mekan haline gelmesi.
Hemen belirtmekte yarar var, gençlik yığınlarının bu ve benzer örgütlenmelerde çeşitli sıkıntılar yaşaması doğaldır. Ancak sorun, bu sıkıntıların da çözüleceği ve daha başından, gençlik yığınları içerisinde kök salmış ve buna uygun olarak faaliyet sürdüren bir anlayışla gençlik evi örgütlenmesini ele almak ve gençlik evlerini, gençliğin kitlesel mücadele ve örgütlenmesi açısından bir “sihirli araç” olarak görmemek ve kolaycı eğilimlerden uzak durmaktır.
Pendik Gençlik Evi, bugüne kadar yaşadığı deneyler üzerinden, içinde bulunduğu kongre sürecini de dikkate alarak, yeni bir hamle yapma, çalışma ve örgütlenmesini yeni bir düzeye taşıma için bir dizi karar almıştır ve bu kararlar doğrultusunda faaliyetlerini yürütmektedir. Birkaç aydır, Pendik Gençlik Evi’nin sürdürdüğü tartışmalardan çıkarılan birkaç sonucu paylaşmakta yarar var.
* Her mahallede komiteler oluşturup, gençlik evi çalışmalarını ve örgütlenmesini, kuruluş sürecindeki yönelim ve adımlara uygun olarak, mahalle-semt gençlik örgütlerine dayandırmak. Bu örgütlerin seçeceği temsilcilerden oluşacak kurul aracılığıyla mücadele ve örgütlenmesini ilerletmek.
* Sanayi siteleriyle mahallelerdeki işçi, işsiz gençlik yığınları arasında özel bir çalışma sürdürmek. Bunun gençlik evi çalışmasının temel ayağı olması ve gençlik evinin, işçi, işsiz gençlerin talepleri için mücadele ettikleri bir merkez olarak güçlenmesi.
* Eğitim sisteminin paralı hale getirilmesi, sınav sistemindeki eşitsizlikler ve haksız rekabet, bilimin yozlaştırılmasına karşı talepler üzerinden mücadele içinde, mahalle ve semtlerdeki liseli gençliğin örgütlenmesi.
* Tiyatro vb. kültürel-sanatsal çalışmaların dört duvar arasından çıkarılıp, mahalle-semt merkezlerine taşınması, buralarda gösterilmesi ve ilerici, anti-emperyalist, demokratik kültürün gençlik yığınları içerisinde yayılmasını sağlamak.

SONUÇ OLARAK
Pendik Gençlik Evi deneyimi ve daha önceki deneyimler de göstermiştir ki, mahalle ve semtlerde, çeşitli gençlik kesimlerinin talepleri etrafında bir araya gelerek mücadeleye yönelmesine dayanmayan, varlığını ve güçlenmesini, bu alanlardaki gençlik kesimleri içerisinde dal budak salmaya bağlamamış ve daha kurulma girişimlerinden başlayarak, bu anlayış ve pratikle örgütlenmeyen gençlik örgütlenmeleri, bir dönem sonra, işlevsiz, dar ve gereksiz hale gelmektedir.
Bugün birçok yerde gençlik evi vb. örgütlenmelere yönelmiş ilerici, devrimci, muhalif gençlik grupları, bu gerçekleri dikkate alarak hareket etmelidir. Mevcut durum ve düzeylerini buna göre değerlendirip, yarına yönelik adımlarını bunun üzerinden planlayıp, atmalıdırlar.
Burada altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken bir diğer husus, gençlik evi çalışması yürüten gençlik gruplarının, muhtarlık, belediye, halk eğitim merkezleri, kaymakamlık vb. yerel yönetim merkezlerini zorlayıp, ihtiyaçlarını karşılamaları için talepte bulunmaları, “aşağıdan” baskı oluşturup buraların olanaklarından faydalanmaları, birçok maddi ve pratik sıkıntının çözümünün dayanaklarını buralarda aramayı asla ihmal etmemeleri gerektiğidir. Dahası, bunu yaparak, iyi niyetli bir tutumla gençlik evi vb. örgütlenmelerde birleşmeye yönelen gençlerin, başlattıkları girişimin sağlamlığını ve tutarlılığını kendilerinin ve gençlik kitlelerinin görmesini sağlamak da, yukarıda ortaya konan anlayış ve pratikle hareket edildiğinde mümkün olacaktır.
Bergama ve Akdere kampları, İstanbul futbol turnuvası, Merter İşçileri Derneği vb. deneyler, bu ve birçok açıdan öğretici sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Atılacak adımlar, bu deney ve birikimlerin sonuçları gözetilerek atıldığında, gençliğin mücadele ve örgütlenme çabası, öncekilerden daha ileri işlerin başarılmasına doğru ilerleyecektir. Aksi takdirde, dönüp, yeniden aynı şeyleri tartışan ve formüle eden, bildik genel doğruları ifade etmenin ötesine geçilemez, dar pratikçilikten kurtulunamaz.