Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Demokratık merkezıyetçi parti yaşantısı üzerine

EMEP’in Mart 2005’te yapılan merkezi konferans sonuç bildirgesinde, partinin amaç ve bugünkü görevlerine ilişkin olarak şu vurgular yapılıyordu. “Konferansımız, partimizin uluslararası ve ulusal planda, işçi sınıfının; sınıfsız, sömürüsüz, barış içinde bir dünya kurma idealinin vazgeçilmez bir mücadele aracı olarak kurulduğunu ve temel görevinin de bu mücadeleyi yönetmek ve yönlendirmek olduğunu bir kez daha açıklıkla ortaya koymuştur.
“Bu amaçla konferansımız; bugün uluslararası sermayenin ve her ülkedeki uzantılarının, halklara ve işçi sınıfına karşı yönelttiği saldırıyı püskürtmek için, ekonomik, siyasi ve ideolojik, hayatın her alanında savaşacak bir parti olmanın bütün yükümlülüklerini yerine getirmenin zorunluluğuna dikkat çekmiştir. Partimizin örgütsel niteliklerini, çalışma tarzını bugün mücadelenin kendisinden istediği düzeye çıkarmanın önündeki tüm engelleri kaldırmayı ve sorunları aşarak ilerlemeyi pratik bir görev olarak belirleyen konferansımız, bunu, bugün partimizin en temel sorumluluğu olarak tespit etmiştir.”
Konferans’ın aldığı tüm kararların hayata geçirilebilmesinin ve parti çalışmasını, çalışmanın tüm yönleri ve alanlarında, derinlemesine ve genişlemesine geliştirebilmenin, sürecin ve işçi hareketinin sınıfın devrimci partisinin önüne koyduğu görev ve sorumlulukları gereken düzey, kapsam ve nitelikte yerine getirebilmenin yolunun; başta profesyonel parti kadroları, yönetici organlar ve ileri partililer olmak üzere, tüm parti örgüt ve üyelerinin, her kademede yüksek bir sorumluluk ve tam bir parti ve iş disipliniyle çalışmaya atılmaları ve çalışmayı ilerleterek sürdürmelerinden geçtiği açıktır.
Konferans sonuç bildirgesinde vurgulanan sınıf partisinin kuruluş ve varlık nedeni; parti ve parti çalışmasının bütün yönlerini, işçi sınıfı hareketine yaklaşımı ve onu ilerletme tutumundan, günlük çalışmaya; günlük parti çalışmasından, teşhir, ajitasyon ve propaganda faaliyetine ve bu faaliyetin içeriğine; örgüt tarzından, işçi sınıfı ve emekçilerin partide örgütlenmesine; parti yaşantısının düzenlenmesinden, parti içi demokrasi ve parti disiplinine kadar parti ve parti çalışmasına ilişkin tüm meselelerde belirleyici ve yönlendirici bir öneme sahiptir.
Bu yazıda amacımız; devrimci sınıf partisinin çözmek ve ilerlemek üzere belirlediği görev ve sorumlulukların yerine getirilmesindeki önemi nedeniyle; parti yaşantısı, parti içi demokrasi ve parti disiplini sorunları üzerinde durmaktır.

DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİ İŞLEYİŞ VE PARTİ YAŞANTISI
Sınıf partisi, konferans sonuç bildirgesinin de ortaya koyduğu varlık nedeni üzerinde; üyelerinin ideolojik, siyasal, örgütsel, gönüllü ve mücadeleci birliğidir. Ve parti, sınıf mücadelesinde, sermaye ve burjuvaziye karşı mücadelede örgütsel gücünü, bu irade ve eylem birliğinden alır.
Devrimci sınıf partisinin iç yaşamı, yaşantısı ve işleyişi, parti içi demokrasi ve disiplini; bu gönüllü ve bilinçli birlik üzerinden gelişir ve ancak bu zemin üzerinde hayat bulur.
Partinin iç yaşamı ve işleyişinin belirleyici ve düzenleyici ilkesi; demokratik merkeziyetçiliktir. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi, parti yaşantısı ve işleyişinin düzenlenmesinin, irade ve eylem birliğinin şekillenişi ve gelişiminin, parti çalışmasının ve bir bütün olarak partinin, işçi sınıfı ve emekçiler hareketini ve mücadelesini örgütleme, yönetme ve yönlendirme yetenek ve gücünü sürekli geliştirebilmesinin de ilkesi olarak işlev görür.
Demokratik merkeziyetçilik ilkesi, öznel bir seçim ya da tercih değil; sınıf partisinin kuruluş ve varlık nedeniyle koşullu ve işçi sınıfının, sınıfsal nitelik ve özelliklerinin yansıması olan parti yaşantısı ve işleyiş ilkesidir. Ki, parti yaşantısının gelişmesi ve sağlamlaşması, parti örgüt ve organlarının, partililerin işçi sınıfı ve emekçi kitleler içinde yürüttüğü her günkü çalışması ve bu çalışmanın genişleyen ve güçlenen bir tarzda sürdürülmesine bağlıdır. Çünkü; parti yaşamı ve işleyişi, sınıf mücadelesinden ve günlük parti çalışmasından, bu çalışma içinde işçi sınıfı ve emekçilerle kurulan ilişkilerden bağımsız, kendi başına bir şey olmadığı gibi; gelişkin ve sağlam bir parti yaşantısının dayanağı ve parti çalışmasının en önemli amacı; işçi sınıfı ve emekçi kitlelerle kurulan, giderek gelişen ve güçlenen ilişkilerdir.
Ve bu öylesine önemli ve temel bir amaçtır ki; parti örgütleri ve organlarının görevli oldukları birim ve alandaki işçi ve emekçi kitlelerle ilişkilerindeki zayıflama ve kopma, işçi ve emekçi kitlelerle günbegün genişleyen ve güçlenen ilişkilerin parti çalışmasının en temel yönü ve amacı olmaktan çıkması, hem parti örgüt ve organlarının yaşamını hem de doğrudan parti yaşantı ve işleyişini tehdit eder ve bozuşmalara yol açar.
Demokratik merkeziyetçilik; partinin her organında, fabrika, işyeri, okul, semt, tüm çalışma, örgütlenme birim ve alanlarındaki organlarının da yaşantı ve işleyişinin düzenleyicisidir. Parti temel organları olan fabrika ve işyeri organlarının çalışma ve iç yaşamı da, kolektif demokratik bir örgüt ve organ yaşantısıdır. Ve parti yaşantısının temeli ve esası da, bu parti organlarının yaşantısıdır.
Bir fabrika organını ele alalım: Fabrikada yürütülen çalışmanın tüm yönleri (propaganda ve ajitasyon faaliyetleri, parti örgütlenmesi, sendikal çalışma vb.) ve fabrikadaki hareketin ve mücadelenin tüm sorunları ve bilgisi, organın kolektif çalışmasında birleşir ve merkezileşirken; her organ üyesi de, çalışmanın, sorumlu olduğu yönü ve bölümündeki görevlerin yerine getirilmesinden organa karşı sorumlu ve organın denetimine tabidir.
Organ toplantıları; hareketin ve çalışmanın tüm sorun ve yönlerinin tartışıldığı, her organ üyesinin, eşit haklara sahip parti üyeleri olarak tartışmalara katıldığı ve tüm üyelerin, fabrikadaki çalışmanın sorunları ve geliştirilmesi üzerine kafa yorduğu ve geliştirici önerileriyle katıldığı, organ üyelerinin görevlerini yerine getirmedeki tutum ve gelişmelerinin gözden geçirildiği (denetlendiği), görevini yapma çabasında her bir organ üyesinin birbirlerine önerilerle yardımcı ve destek olduğu, görevini savsaklayan ve yapmayanların eleştirildiği, çalışmanın ve örgütlenmenin tüm yönlerde ilerletilmesine ilişkin yeni kararların alındığı, organ (parti) yaşamının somutlaştığı birleşimlerdir.
Organ toplantıları ve bu toplantıların gündem ve içeriği; sadece organın ve üyelerinin, sadece görevli ve sorumlu oldukları işler ve kendi fabrikalarındaki (birimlerindeki) mücadelenin, örgütlenmenin ve bunu ilerletmenin sorunlarından ibaret değildir, olamaz. Ülke ve dünyadaki ekonomik, politik gelişmeler, işçi hareketinin ulusal ve uluslararası gelişimi ve sorunları, tüm bunların, parti ve organın önüne koyduğu görevler, parti çalışmasının tüm ülkedeki çalışması, çalışma ve örgütlenmenin gelişimi ve sorunları; her bir parti organının toplantı gündemi olmak ve gereği yapılmak durumundadır.
Tüm bu sorunlar üzerine yapılan tartışmalar ve bu tartışmalara organ üyelerinin eleştiri ve önerileriyle katılımı; bir yönüyle, parti politikalarının daha ileriden kavranması ve bununla yakından bağlantılı olarak, hem organ çalışmasının hem de her bir organ üyesinin çalışmaya ilerleyen tarzda katılımının, bir yönüyle de, her bir parti üyesinin parti politikalarının oluşumuna doğrudan katılımının sağlanmasının yegane yoludur.
Böyle bir işleyiş ve yaşantı içinde, organ üyesi işçiler, yoldaşça güven, paylaşma, dayanışma, birbirine ve işçi sınıfı davasına adanmayı, demokratik ve özgürce tartışmayı, eleştiri ve özeleştiriyi mücadelenin ve çalışmanın gelişmesi için devrimci bir araç olarak kullanmayı, görevini yapmayan yoldaşlarından görevini yapmasını talep etmeyi öğreneceklerdir. Ve organ işi ve sorumluluğunu en ileriden yerine getirme üzerinden, organ üyelerinin politik eğitim ve gelişmeleri sağlanacaktır.
Böyle bir organ yaşantısı ve çalışmasının geçerli ve işlevli olmadığı bir partide, ne parti çalışmasının gelişen tarzda sürdürülmesi, ne parti üyelerinin çalışmaya inisiyatifle, fedakarca ve çalışkanlıkla katılmaları ve parti politikalarının oluşumuna (parti politikaları, sınıf mücadelesi içinde, parti organ ve üyelerinin günlük çalışması içinde tekrar tekrar sınanır) katkıda bulunmaları, ne de işçi sınıfının, örgütlü öncüsü olarak partinin tarihsel yükümlülüklerini yerine getirmesi mümkün olabilir.
Organların sorumlu oldukları birim ya da alandaki çalışmanın gelişerek sürdürülebilmesi ve organ üyelerinin çalışma içinde karakter sahibi işçi sınıfı devrimcileri olarak ilerlemeleri, ancak ve ancak, organ yaşantısının geliştirilmesi ve sağlamlaşması ile mümkündür.
Parti yaşamının esasını oluşturan temel organ (birim organları) yaşantısıyla birlikte, bu temel organlarla yönetici organlar arasındaki ilişki ve tüm organların, merkez yönetim organlarıyla ilişki ve bağlantısında somutlaşan organlar arası yaşantı; parti yaşantısının tümünü oluştururlar.
Devrimci işçi partisi, merkez yönetim organları etrafında birleşmiş, merkezileşmiş bir partidir. İşçi hareketinin, partinin ve parti çalışmasının tüm yönlerde yönetiminin ve yönlendirilebilmesinin yolu; bu merkezileşmeden, hareketin ve partinin, parti çalışmasının tam ve eksiksiz bilgisinin, merkez yönetim organlarında merkezileşmesinden (bu merkezileşme, organ toplantıları, yönetici organlar ve merkez organlarla yapılan toplantılar, rapor alış verişi ve yayın organları gibi çeşitli yöntem ve araçların işletilmesi ve kullanılmasıyla gerçekleşir) geçer.
Bilinçli irade ve eylem birliğinin parti yaşamı ve günlük parti çalışmasında uygulanması olarak, demokratik merkeziyetçilik; azınlığın çoğunluğa, alt organların üst organların kararlarına uyma zorunluluğu, alt organların üst organlara, tüm parti organ ve üyelerinin parti kongresine ve kararlarına, iki parti kongresi arasında da, tüm parti organ ve üyelerinin, parti kongresince seçilmiş ve görevlendirilmiş merkez yönetim organlarına bağlı ve merkez yönetim organlarının karar ve direktiflerine uyma gereği ve zorunluluğu anlamına gelir. İşçi sınıfı ve emekçilerin iktidarını kurma mücadelesinde; işçi hareketini ve mücadelesini tüm alanlarda yönetme ve yönlendirme sorumluluğunun yerine getirilebilmesi, ancak, böyle bir işleyiş ve organların ve parti üyelerinin birbirlerine karşılıklı olarak bağlılığı ve sorumluluğu ile mümkün olabilir.
İşçi sınıfı partisinin merkezi bir parti olmasının gereği ve zorunluluğu; sosyalizme saldırı amaçlı tüm burjuva propagandalarına ve bunların bir yansıması olan, işçi sınıfı ve onun tüm sömürüden kurtuluşu davasının partisi olma fikri ve tutumundan ürkme ve yüzgeri etmeye dayalı olarak soldan estirilen ‘demokrasi karşıtlığı’, ‘bürokratik diktatörlük’, ‘parti üyeleri için cendere, hapishane’ vb. yaygaralarına rağmen; işçi sınıfının baskı ve sömürünün her türünden kurtuluş mücadelesini, amatörlük ve yerellikten (çalışmanın yerelleşmesi ve yerel alanda derinleşmesinden değil) kurtarabilmenin ve siyasal iktidara yönlendirebilmenin, ancak merkezi bir parti olmakla mümkün olabileceğindendir.
Sınıfın devrimci partisinin, ‘parti olmayan parti’lerden en temel farklılığı; ‘sol’un ‘birlik’ ya da herhangi başka bir ihtiyacını karşılamak üzere ve kendisi için kurulmuş, varlık nedeni bu olan bir parti değil; işçi sınıfı için ve ‘…işçi sınıfının tüm sömürüden kurtuluşu ve sınıfsız, sömürüsüz, barış içinde bir dünya kurma idealinin vazgeçilmez bir mücadele aracı olarak…’ kurulmuş olmasıdır.
Bu nedenle de, işçi sınıfının devrimci partisinin iç yaşam ve işleyiş ilkesi; sınıf dışı ‘sol’a ve solculara, sosyalizmden ürkmüş, ‘reel sosyalizmin eleştirisi’ adına sosyalizme saldırmayı marifet sayan, burjuva kulvarlara savrulmuş ‘aydın’a ve hatta burjuvaziye hoş gelecek, merkeziyetçi olmayan, grupların ve hiziplerin resmi olarak kabul gördüğü, isteyenin istediğini, kafasına yatanı yapıp, istemediğini, kafasına yatmayanı yapmadığı, ‘neşeli bir aşk ve devrim partisi’ işleyişi değil; demokratik merkeziyetçiliktir.
Gönüllü ve bilinçli bir birlik, bir irade ve eylem birliği olarak sınıfın partisinde; ayrı ‘işleyiş’ ve ‘disiplinlere’ sahip, birbirine güvensiz, birbirini kollayan, ‘parti’de “egemen eğilim” olma çabası içinde, ülkenin, işçi sınıfı ve emekçilerin en temel sorunlarında (örneğin 28 Şubat, Kürt  sorunu, özelleştirme saldırıları, Avrupa Birliği gibi sorunlar ve bunlar karşısında alınacak tutum, geçtiğimiz dönemde açığa çıkmış bazı sorunlardır) dahi ‘parti’ olarak tutum alamayan/almayı “özgürlüğünün kısıtlanması” olarak gören gruplara yer yoktur. Ve işçi sınıfı ve halka ve birbirine adanmış, tam ve eksiksiz bir güvenle kaynaşmış yoldaşlar, parti üyeleri açısından sorun; işçi hareketinin ilerletilmesi, hareketin ve mücadelenin sınıf partisinden gereksindiği parti çalışması ve örgütlenmesini gelişen tarzda sürdürebilmek için, demokratik merkeziyetçi işleyişin ve onun temel bir yönü olan merkeziyetçiliğin güçlendirilmesi ve sağlamlaştırılmasıdır.
Sınıfın partisinde demokratik merkeziyetçi işleyiş ve parti yaşantısı; hareketin ve partinin tüm yönlerden yönetim ve yönlendirilmesinde tam ve eksiksiz bir merkezileşme (merkeziyetçilik), parti çalışmasının tüm yönlerinde işbölümü ve kişisel sorumluluk, üstlenilmiş görevlerin yerine getirilmesinde inisiyatif ve sorumluluktan (ademi merkeziyetçilik) oluşur. Demokratik merkeziyetçi işleyiş ve parti yaşantısının aslı ve esası budur.
Sınıf partisinin demokratik merkeziyetçi işleyişi; hem görev ve sorumlulukların inisiyatif ve çalışkanlıkla, giderek gelişen ve etkinleşen tarzda yerine getirilebilmesinin, hem işçi hareketi ve parti çalışmasının tüm yönetiminin, hem de işçi sınıfı ve emekçi halka karşı tarihi görev ve sorumluluğu başarıyla üstlenmenin güvencesidir.

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ
Parti içi demokrasi; demokratik merkeziyetçi parti işleyişi içinde, parti organları ve üyelerinin görev ve sorumluluklarını giderek gelişen ve mümkün olan en verimli tarzda yerine getirmeleri üzerinde gerçekleşir. Ve parti organ ve üyelerinin çalışmalarını ilerletmelerinin, gelişmelerinin; demokratik tartışma, eleştiri ve özeleştirinin sağlam ve devrimci bir zeminde işlemesinin, parti üyeleri arasında yoldaşça kaynaşma, birbirine güven, dayanışma, paylaşma, sınıfa ve yoldaşlara adanma tutum ve ruhunun, kolektif örgüt, kolektif çalışma anlayışı ve ruhunun tüm parti örgütleri, organları ve partililerde gelişip güçlenmesinin aracı olarak işlev görür.
Demokrasinin de gelişip işlevini göreceği zemin; demokratik merkeziyetçi işleyiş ve parti yaşantısının da aslı olan organ yaşantısı ve organ çalışmasıdır.* Sorumlu olduğu birimde, hareketin ve parti çalışmasının mümkün olan en ileriden sürdürülmesi ve geliştirilmesi için çalışmanın değerlendirilmesi ve eleştirisi, tüm organ üyelerinin, organ çalışmasının tüm yönleri ve sorunları üzerine görüş, düşünce ve önerileriyle canlı ve demokratik bir tartışma yürütmeleri, sorumlu oldukları çalışmanın eksik ve aksayan yanlarıyla görevini yerine getirmeyen, sorumluca işe sarılmayan organ üyelerinin eleştirisi ve bu organ üyelerinin özeleştiri yapması ve hatta görevini yapmayan yönetici organ üyelerinin eleştirisi ve görevini yerine getirmesinin talep edilmesi; organ (birim organı) üyesi işçilerin, yetkin işçi önderleri ve partililer olarak gelişmeleri ve ilerlemeleri – işte işçi sınıfının devrimci partisinde parti içi demokrasinin gerçek amacı ve işlevi budur.
Parti içi demokrasinin bu asıl işleyiş ve işlevinin yanısıra; sınıf partisinin çeşitli kurulları, il, ilçe, bölge ve merkez konferansları ve kongreleri de, parti içi demokrasinin araçları olarak işlev görmektedir. Ve ilçe, il, bölge ve merkez organlarının oluşumu, bu parti platformlarında delegeler ve parti üyelerinin seçim ve onayı ile oluşmaktadır.
Kaldı ki, işçi sınıfının devrimci partisinde, demokrasi; seçimlik bir olay değildir. Yerel ve merkezi yönetim organlarının oluşturulması sözkonusu olduğunda, seçimden öte, asıl olan; görevlere, görevi yapabilecek en iyi ve en gelişkin kadroların seçimi ve görevlendirilmesi, görevin üstesinden gelemeyenin, görevini yapamayanın görevden alınıp, yerine daha uygun bir parti kadrosunun görevlendirilmesidir. Temel kıstas, organ ya da parti kadrosunun sorumlu kılındığı görevi, olabilir en ileriden ve en verimli tarzda yapması ve sürdürmesidir. Ve sınıf partisinin merkez yönetim organları bundan görevli ve sorumludur.
Görevini yapmayan, kitle ilişkilerinden ve sınıftan kopma ve yozlaşma içindeki bir partilinin, görevden alınması değil, alınmaması; parti demokrasisine terstir. Çünkü işçi sınıfı partisinde demokrasi, kendi başına amaç değil, işçi hareketinin önümüze koyduğu parti işleri ve görevlerinin mümkün olan en ileriden ve en verimli tarzda yürütülmesi ihtiyacından doğar, ve işleyişi, parti işleri ve görevlerinin daha ileriden ve daha verimli olarak yürütülmesini sağlar.
Böyle ele alınmadığında, demokrasi; partinin amaç ve varlık nedeninden, görevlerden ve sorumluluklardan soyutlanmış ve amaç haline getirilmiş olur. Bu da, işçi demokrasisinin bir ifadesi ve unsuru olan işçi sınıfının devrimci partisinin iç demokrasisi değil, olsa olsa küçük burjuva “demokratçılık” olur.
Burada,’80’li yılların sonlarında Kuruçeşme toplantılarıyla başlayan ‘sol’u birleştirme amaçlı çabalar, bitmek bilmez ‘tartışma süreçleri’ sonunda, ‘parti olmayan parti’ kurma sonucuna varılarak kurulan ÖDP’nin, gruplar ve fraksiyonlar koalisyonu bileşimindeki ‘demokrasi’, ‘demokratik işleyiş’ ve bunların üzerinde şekillendiği parti anlayışına kısaca değinmek gerekiyor.
Bir kere, bu partiyi oluşturan anlayış ve anlayışların, kendi ifadeleriyle; partinin bir işçi emekçi partisi olma diye temel bir kaygısı yoktur ve olmamalıdır. Belki ‘emekten yana’ bir parti olunabilir, ama ‘işçi-emekçi’ partisi asla olunmamalıdır. Çünkü ‘sınıf eksenli siyaset’ yapmak; ‘ortodoks sola özgü bir geçmiş dönem özelliği’dir ve geçmiş dönem, her şeyiyle, özellikle olumlu yanları reddedildiği için, reddedilmelidir. Sosyalizm sorgulanmalı ve ‘yeni bir sosyalizm’, bir “özgürlükçü sosyalizm” aranmalı, bulunmalıdır. Ama bulunacak ‘yeni sosyalizm’, ‘…emek/işçi sermaye çelişkisi esası üzerine kurulu’ olmamalıdır. Çünkü, böylesi bir sosyalizm; ‘… totaliter, merkeziyetçi, devletçi, özgürlüklerden nasipsiz yapılar oluşturmak’tadır ve bu da, ‘karşıtlarının en fazla eleştirdiği, en fazla prestij kaybına neden…’ olmuştur, olacaktır.
Kuruluşunda bu tartışma ve arayışların, yani bozuk bir mayanın belirleyici olduğu ‘parti olmayan parti’, 13 sol grup ve eğilimi ‘birleştirerek’ kuruldu. İşçi sınıfının yüzelli yıllık mücadele, örgütlenme ve parti deneyimine, bilimsel sosyalizme saldırı ve inkar, bu ‘birleştirici’, ama ‘parti olmayan parti’nin asıl niteliğini oluşturuyordu. Ama olsun, bu kadarcık kusur, kadı kızında da bulunabilirdi.!
Evet, bu partide tüm gruplara, eğilimlere özgürlük ve demokrasi vardı ve bu parti merkeziyetçi değildi. Her grup kendi yayın organını, bültenini çıkarabilirdi. Gruplar, ülkenin, işçi sınıfı ve emekçilerin temel meselelerinde (AB, 28 Şubat, Kürt sorunu vb.) birbirine zıt tutumlar alsalar ve birbirlerine karşı ‘bülten savaşları’na girişseler de, işçi ve emekçilerin talepleri ve çıkarları için ‘parti’olarak hiçbir şey yapılamasa da, 13 sol grup ve eğilim, ‘demokrasi’, ‘hak eşitliği’ ve ‘merkeziyetçi olmayan bir parti’ ortamında ‘birleştirilmiştir’. Önemli olan da zaten bu değil miydi?! İşte ‘parti olmayan parti’nin manzara i umumi’si tamamıyla ve aslen budur.
Ancak, manzaranın özelliği ve güzelliği, bilindiği gibi, fazla uzun ömürlü olamadı. Parti yönetiminde egemen olan grup, partide geçerli onca ‘demokrasi’ye ve ‘hak eşitliği’ne rağmen, ‘disipline’ uymayan grup ve eğilimleri tasfiye ediverdi. Sihir bozuldu, ‘solun birliği’, ‘demokrasi’ filan da fayda etmedi.
ÖDP’nin parti, parti içi demokrasi, grupların ve hiziplerin varlığı ile bağdaşabilen parti disiplini vb. anlayış ve uygulamalarının, sınıfın devrimci partisi açısından bir değeri yoktur, ve sınıf partisi açısından, bu anlayışlarla tartışma da geride kalmış tartışma ve meselelerdir. Ele alışımız ve değinmemiz; karşılaştırma amaçlıdır.
Sınıf partisinin varlık nedeni temelden farklı olduğu için, parti içi demokrasi anlayışı ve parti içi demokrasinin amaç ve işleyişi de temelden farklıdır. EMEP, işçi sınıfının partisidir ve varlık nedeni; işçi sınıfının tüm sömürüden kurtuluşu, sosyalizm ve sınıfsız toplum için mücadeledir. Sınıfın partisinde demokratik merkeziyetçi parti yaşamı ve işleyişi de, parti içi demokrasi ve parti disiplini de, partinin varlık nedeniyle doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle sınıfın partisi; grupların ve hiziplerin varlığı ile bağdaşmaz, hizip ve grup örgütleme girişim ve çabalarına yer olmayan bir partidir. Dolayısıyla gruplar ve hizipler için hiçbir hak ve hukuka sınıf partisinde yer yoktur ve olmayacaktır.
İşçi sınıfı partisi, üyelerin, herhangi bir kişisel çıkar ya da çıkarlar için değil, işçi sınıfının kurtuluşu davası için üye oldukları, organlarda örgütlendikleri bir partidir. Bu durum, partide, tüm üyeler arasında gerçek anlamda bir eşitliğin, hak eşitliğinin temelini ve ortamını oluşturur. Sınıfın partisinde geçerli demokrasi ve eşitliğin, işçi sınıfının sınıfsal niteliklerine, dolayısıyla partisinin mücadele ve örgüt tarzına aykırı ‘grup ve eğilimlerin hakları ve eşitliği’ ve burjuva ‘bireysel hak’ ve ‘hak savunusu’ ile hiçbir ilgisi yoktur.
İrade ve eylem birliği olarak partiyle parti üyesi arasındaki ilişki; “haklar” üzerine değil, parti işi, parti görev ve sorumlulukları üzerine kuruludur. İşçi sınıfının devrimci partisinde, parti üyelerinin görev ve sorumluluklarından soyutlanmış “hakları” yoktur. Eğer görev ve sorumluluklardan soyutlanmış ve öncelikli hale gelmiş “haklar” sözkonusu olursa, tartışılan, işçi sınıfı partisi değil, sınıf dışı küçük burjuva bir parti, yukarıda andığımız türden ‘parti olmayan parti’dir. Çünkü işçi sınıfı partisinde haklar, görev ve sorumlulukların mümkün olan en ileri ve en verimli tarzda yerine getirilmesi içindir, başkaca bir şey için değil.    Dünya işçi sınıfı ve işçi sınıfı devrimcileri açısından bu tartışma, geçen yüzyılın başlarında sonuçlanmış bir tartışmadır. Ve sonuç; “demokratçılık” yerine, içerisinde eksiksiz karşılıklı güvenin, paylaşma, dayanışma ve adanma ruhunun hüküm sürdüğü, yakın ve kaynaşmış yoldaşlar topluluğundaki gerçek demokratik işleyiş ve işçi sınıfının kurtuluşu davası ve işçi sınıfı partisinin çıkarlarının her şeyin üzerinde olduğudur.

PARTİ DİSİPLİNİ
Sınıf partisinin gönüllü ve bilinçli bir irade ve eylem birliği oluşu üzerinden doğan ve gelişen parti disiplini de, gönüllü ve bilinçli bir disiplindir. Sınıf partisinin disiplini; demokratik merkeziyetçi parti işleyişi, parti yaşantısı ve parti içi demokrasi ortamında şekilenir. Mücadelenin ve parti çalışmasının gelişip güçlenmesinde ve sınıf dışı eğilim ve alışkanlıklara karşı bağışıklık kazanılmasında güçlü bir araç olarak işlev görür.
Sınıf partisinin disiplini, herşeyden önce bir iş disiplinidir. İşçi sınıfının tüm sömürüden kurtuluşu davasına gönüllüce bağlanmış, parti birliği olarak, irade ve eylem birliğini gönüllü ve bilinçlice benimsemiş işçi sınıfı devrimcilerinin, üstlendikleri parti işini verimlilik ve giderek gelişen tarzda ve sınıf disiplini içerisinde yerine getirmesidir.
Demokratik merkeziyetçi işlerlik içinde çalışan parti organları ve üyelerinin üstlendikleri parti görevleri ve işini verimlilikle yaparak, parti içi demokrasi ortamında, görevlerin ve parti işlerinin daha ileriden, daha verimli ve gelişen tarzda yapılabilmesi için değerlendirme, eleştiri ve tartışmalar sonucunda kararlar alındıktan sonra, tüm organ üyelerinin kararları canla başla sahiplenerek, bu kararları büyük bir enerji ve atılganlıkla uygulamak, hayata geçirmek için çalışmalarıdır. Ve işçi sınıfı partisinde disiplinin en önemli işlevlerinden biri de; işini yapanla, işini yapmayanın ayrıştırılması, sınıfa ve partiye yabancı unsurların, organ ve parti yaşantısı ve parti içi demokrasi ortamında ortaya çıkarılıp gereğinin yapılmasıdır. Parti disiplininin özü budur: parti işinin yapılması, parti çalışmasının tüm yönlerde ilerletilmesi ve geliştirilmesi.
Sınıfın partisinde demokratik tartışma ve eleştiri ortamı; isteyenin istediği konu ya da sorunu, istediği yer ve platformda tartışmaya açtığı bir karmaşa ortamı değildir. Her şeyin, her konunun yerinde ve zamanında tartışılması ve sonuca bağlanması esastır. Bu bizi, demokratik merkeziyetçi işlerlik içindeki parti organ yaşantısına, her parti üyesinin, konu ve sorunları organında tartışmaya açmasına ve organ olarak sonuçlandırılmasına götürür. Kaldı ki, her şey gibi, tartışma ve görüşlerin söylenmesi ve savunulması da kendi başına bir şey olarak değil; parti işinin ve çalışmanın ilerletilmesi, özünde işçi sınıfı davasının ilerletilmesi amacı ve içeriğiyle ele alınmak durumundadır. Tartışma ve eleştiri de, iş ve sınıf disiplini içinde yürütülmelidir.
İşçi sınıfı partisinin disiplinini üyeler için ‘cendere’ olarak anlayan ve reddedenlerin feryadı; ele alındığı üzere, işçi sınıfı ve işçi sınıfının kurtuluşu davası için, sosyalizm için mücadele adına bir sorun ve çabaları olmayan ‘sol’ grup ve bireyleri ‘birleştirmiş’ olmaktan ve buna uygun ‘disiplin’ ve ‘demokrasi’ arayışlarından kaynaklıdır. Ve işçi sınıfı partisinin disiplininden korku ve ürküntülerinde haklıdırlar. Çünkü, işçi sınıfı partisinde grup ve hiziplere yer olmadığı gibi, grupların ayrı ‘disiplin’lerine de, ‘parti’de egemen olma amaçlı rekabet ve çatışmalara da yer yoktur.
Baskı ve sömürünün her türünü, özel mülkiyet sistemini ortadan kaldırmaya, sosyalizmi ve geleceğin sınıfsız, özgürlükler toplumunu kurmaya yetenekli tek sınıf olan işçi sınıfının, kıymeti kendilerinden menkul ‘solu’ ‘birleştirme’ye ve böyle bir ‘birliğe’ ihtiyacı yoktur.
İşçi sınıfının ihtiyacı; sınıf olarak birleşme, irade ve eylem birliği olarak kendi partisinde örgütlenme ve proleter sınıf ve iş disipliniyle, mücadeleye atılma, mücadele ve örgütlenmesini her alanda geliştirmedir.
Parti disiplini; parti ve organ yaşantısının, demokratik merkeziyetçi parti işleyişinin bir unsuru olarak güçlendirilmeli, tüm parti örgütüne ve partililerin çalışmasına, proleter sınıf ve iş disiplini egemen kılınmalıdır.
Yazıyı, Parti Konferansı’nın belirlediği bir göreve dikkat çekerek noktalayalım: “Partimizin örgüsel niteliklerini, çalışma tarzını bugün mücadelenin kendisinden istediği düzeye çıkarmanın önündeki tüm engelleri kaldırmayı ve sorunları aşarak ilerlemeyi pratik bir görev olarak belirleyen konferansımız, bunu bugün, partimizin en temel sorumluluğu olarak tespit etmiştir.”** “Ve GYK’mız, bütün örgüt ve üyelerimizi, partimizin 4. Kongresi’ne giderken, bu koşulları ve olanakları devrimci bir tarzda değerlendirmeye, görev ve sorumluluklarımızı yerine getirme konusunda ileri adımlar atmaya çağırmaktadır.”***
----------------------------------
Dipnotlar:
*Sınıfın devrimci partisinde, parti üyelerinin bir parti işi üzerinde ve parti organlarında örgütlenmesi ve buna bağlı olarak, organ çalışması ve organ yaşantısına ilişkin sorunların olduğu bir gerçektir. Ancak bu sorunlar, zaten yerel konferansları ve merkezi konferansı zorunlu kılan nedenler ve bu konferansların amaçları arasındadır. Ve merkezi parti konferansı gündem ve tartışma raporu, hem parti örgütünün zayıflıkları ve sorunlarını, hem de parti çalışmasındaki zaafları enine boyuna ve devrimci eleştirel bir tutumla ve parti örgütünün yeniden inşasının ve parti çalışmasındaki zaafların aşılması planı olarak ortaya koymaktadır. Konferans raporu, konferans sonuç bildirgesi ve GYK’nın konferans değerlendirmesi; partinin yukarıdan aşağıya yeniden inşası ve çalışmasının zaaflarından arındırılarak, tüm yönleriyle geliştirilip güçlendirilmesi faaliyetinin temel belgeleri olma özelliği taşımaktadır.
**  Merkez Konferans Sonuç Bildirgesi’nden.
***  GYK konferans değerlendirmesinden.