Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Sosyal güvenlik reformu! Ne getiriyor? Kime hizmet ediyor?*

Sosyal güvenlik hakkı; işçiler ve emekçi sınıfların uzun yıllar sürdürdükleri ve büyük bedeller ödedikleri mücadeleleri sonucunda elde ettikleri sosyal haklardan biridir. İşçi sınıfının uzun soluklu mücadelesi ve özellikle sosyalizmin baskısı altında bulunan kapitalist sistem, kendisini ayakta tutmak amacıyla “Sosyal Devlet” ilkesini kabul ederek, bu çerçevede parasız eğitim ve sağlık, sosyal güvenlik vb. hakları tanımak zorunda kalmıştı.
Ancak Sovyetler Birliği ve diğer ülkelerdeki kapitalizme dönüş süreci ile birlikte ortaya atılan “Yeni Dünya Düzeni” / Küreselleşme / Globalizm gibi kavramlarla ifade edilen, emperyalist kapitalist tekellerin daha fazla kar amacıyla geliştirdiği özelleştirme ve esnek çalışma kuralları merkezli sistemin kaçınılmaz sonucu olarak, işçi sınıfı ve emekçilerin tüm kazanılmış haklarına saldırılıyor.
Özellikle eğitim ve sağlığın paralı hale getirilmesi ve giderek özelleştirilmesi, hizmetlerin piyasalaştırılması süreci, bugünlerde, sosyal güvenlik sisteminin “reform” adı altında özelleştirilerek tasfiye edilmesine kadar ulaşmış durumdadır.
Sosyal Güvenlik Reformu olarak adlandırılan düzenlemeler, yasalaştırılmak üzere gündemdedir.
Sosyal Güvenlik Reformu;
* Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası Tasarı Taslağı,
* Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısı (TBMM’ne gönderildi)
* Primsiz Ödemeler Yasası Tasarı Taslağı ile,
* bu yasalar uyarınca çıkarılacak yönetmeliklerden oluşmaktadır.

Bu düzenlemelerle öncelikle Sağlık Sigortası ve Emeklilik Sigortaları birbirinden  ayrılmaktadır.
Bu ayırma sonucunda, sistemin yerleşmesinden itibaren sağlık sigortacılığının özel sağlık sigortası şirketlerine, emeklilik sigortasının da bireysel emeklilik şirketlerine devredilmesi sağlanacaktır.
Sistemin belirgin özellikleri:
* hizmetten yararlanacak olanların, prim ödemesine ek olarak, katılım payı ödemek zorunda olması,
* prim gün sayıları ile miktar ve oranlarının yükseltilmesi,
* kurumun, hizmetleri, “hizmet satın alma” yoluyla yerine getirmesidir.
Hizmet satın alma yoluyla dolaylı özelleştirme, giderek bu hizmetlerin tamamının özel şirketlere devri ile tamamlanacaktır.
Sistemi oluşturan yasa taslak ve tasarılarına göre durum şudur:  

EMEKLİLİK SİGORTALARINDA DURUM
Türkiye’de özelleştirmenin ve esnek çalışma kurallarının mimarı, uluslararası sermaye kuruluşlarının gözdesi olan Turgut ÖZAL, Başbakanlık görevinde bulunduğu sırada, “Türkiye genç emekliler ülkesi. Devlet bir emekliye en çok iki-üç yıl emekli aylığı ödemeli.” demişti.
Bu sözün anlamı, “çalışanlar emekli olduğundan itibaren birkaç yıl içinde ölmeli”ydi.
Bugün yapılanlar, bu düşünceye uygun, ancak onu da aşar nitelikte düzenlemelerdir. Çünkü Özal, ölen emeklinin geride bırakacağı dul ve yetimlerine ödenecek aylıkların nasıl yok edileceğini hesaplamamıştı. Bugünkü yöneticiler öyle düzenlemeler yapıyorlar ki; artık emekli olmak mezarda bile mümkün olamayacak. Nasıl mı?
Öncelikle Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur, Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası ile, “Sosyal Güvenlik Kurumu” adıyla kurulan bir Başkanlık altında birleştiriliyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Başkanlık organlarından oluşuyor. Kurum bünyesinde taşra örgütü kuramayacak olan Emeklilik Sigortası Genel Müdürlüğü, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü ve Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü adıyla üç Genel Müdürlük kuruluyor. Böylece Emeklilik Sigortaları ile Sağlık Sigortaları birbirinden ayrılıyor.
Bu düzenleme, gelecekte sağlık sigortasının Özel Sağlık Sigortası şirketlerine, emeklilik sigortasının da Bireysel Emeklilik şirketlerine devredilmesini kolaylaştırıyor.
Bu devirlerin gerçekleşmesi için de, sağlık sigortasını ve emekliliği adeta ulaşılmaz hale getirmek gerektiğinden, emeklilik sigortası, mezarda bile emekli olunamayacak hale getiriliyor.

Yaşlılık (Emeklilik) Aylığı
Emeklilik Sigortaları Yasasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı olacak kişiler kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve 9.000 gün prim ödemiş olmaları halinde yaşlılık aylığı alabileceklerdir.
Yaş şartı yıllara ve cinslere göre 2075 yılına kadar düzenlenmiş olup, şöyledir:


Yıl                                     Kadın                      Erkek
01.01.2036-31.12.2036               59        61
01.01.2037-31.12.2039               60                    62
01.01.2040-31.12.2041               61                    63
01.01.2042-31.12.2043               62                    64
01.01.2044-31.12.2045               63                    65
01.01.2046-31.12.2047               64                    65
01.01.2048-31.12.2054               65                    65
01.01.2055-31.12.2064               66                    66
01.01.2065-31.12.2074               67                    67
01.01.2075  ve sonrası                68                     68



Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmasını gerektirecek derecede bir hastalığı veya arızası bulunan ve bu nedenle (hastalığı ve arızası sigortalı çalışmasından önce olduğu için) malullük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az 15 yıldan beri sigortalı olması ve 4.000 gün (506 sayılı SSY m. 60’da 3.600 gün) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak kaydıyla, yaşlılık aylığı bağlanır.
Kurum Sağlık Kurulları tarafından düzenlenen raporlar ve dayanağı belgelerle sakatlıkları kurumca kabul edilenlerden sakatlık oranı;
- % 60-65 arasında olanlara; en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4.000 gün,
- % 50-60 arasında olanlara; en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4.360 gün,
- % 45-50 arasında olanlara; en az 20 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4.720 gün
malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları ve kurumdan yazılı istekte bulunmaları kaydıyla yaşlılık aylığı bağlanır.
Sakatlığı olan sigortalılar için, 506 sayılı yasada, 15 yıldan beri sigortalı olmak ve 3.600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak koşulu yeterli görülmekteydi.
506 sayılı yasanın 69. maddesine göre, 50 yaşını doldurmuş olup, erken yaşlandıkları sağlık kurulu raporuyla saptanan sigortalılar ve yeraltında çalışanlara, en az 15 yıldan beri sigortalı olmaları ve 1.800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları kaydıyla, yaşlılık aylığı bağlanması olanaklıydı. Yeni düzenleme, bu olanağı ortadan kaldırmaktadır.
9.000 prim ödeme gün sayısını tamamlayamadığı halde emekli olmak isteyen sigortalı, 5.400 gün prim ödediği takdirde, yukarıda belirtilen yaşa 3 yıl eklenmek suretiyle kendisine yaşlılık aylığı bağlanabilecektir.
Bu durumda, örneğin yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olup, 5.400 gün prim ödemiş olan bir sigortalı, 2022 yılında emekli olmak isteğiyle kuruma yazılı olarak başvurursa, kadın ise 58+3=61, erkek ise 60+3=63 yaşında yaşlılık aylığı alabilecektir.
4857 Sayılı İş Yasası ile yasalaşan esnek çalışma (çağrı üzerine çalışma, kısmi zamanlı çalışma vb.) kuralları ve yüksek işsizlik oranı düşünüldüğünde, bir işçinin (kamu emekçisinin de) hiç işsiz kalmadan, kesintisiz ve her günü sigortalı olarak çalışma şansı olmadığı gibi, hiç işsiz kalmadan kesintisiz çalıştığını, çalıştığı her günün sigorta bildiriminin yapıldığını ve primlerinin de ödendiğini kabul edersek, 9.000 gün prim ödenebilmesi için 25 tam yıl çalışması gerekiyor.
Bu işçinin 18 yaşında sigortalı olduğunu kabul edersek, 18+25=43 yaşında (aralıksız ve tam zamanlı çalışması kaydıyla) emekli olması gerekir. Ancak yasada prim şartının yanı sıra yaş koşulu da arandığından, işçinin emekli aylığı alabilmesi için 68 yaşını doldurması, yani 18 yaşında sigortalı olsa bile, emekli aylığı alabilmek için, 9.000 gün prim ödenmesi kaydıyla, 50 yıl beklenmesi ve en az 25 yıl çalışmış olması gerekecektir.
Sözleşmeli öğretmenlerin, şu anda, günlük 4 ders saati bir işgünü sayılmak üzere, haftada en çok 4 işgününü aşmayacak şekilde ve en çok 10 ay süreli sözleşme ile çalıştıklarını biliyoruz. Sigorta yönünden bir işgünü 8 veya 9 saat olduğundan, öğretmenler, sözleşmelerinden kaynaklı olarak, aylık en çok 17-18 gün sigortalı olabilmektedir. 10 aylık sözleşmelerle çalıştıkları düşünülünce, bu öğretmenlerin 9.000 prim gününü tamamlayabilmeleri için, her yıl sözleşmeleri yenilenmek ve arada işsiz kalmamak kaydıyla, aylık 17 gün üzerinden sigortalı olursa, 17 gün x 10 ay = 170 gün ve  9.000 : 170 = 53 yıl; 18 gün üzerinden sigortalı olursa, 18 gün x 10 ay = 180 gün ve 9.000 : 180 = 50 yıl çalışması gerekiyor.
Bu öğretmenler, ortalama 24 yaşında işe başlayabildiklerine göre, aralıksız çalışsalar bile, en erken 24+50= 74 yaşında emekli olabileceklerdir.
İşsizliğin ve esnek çalışmanın çok yaygın olduğu Türkiye koşullarında, öğretmenlerin sözleşmelerinin her yıl ve yılda 10 ay olarak yenileneceğini düşünmek pek mantıklı olmadığına göre, sözleşmeli öğretmen, emekli olabilmek için, yaklaşık 100 yıl yaşamak zorundadır.
Durum, işçilerde çok daha vahimdir. Zira onların işsizlikte geçecek sürelerinin çok daha fazla olacağı mutlaktır.
Mevsimlik işçilerin ise, yılda en çok 120 gün sigortalı olabildikleri düşünüldüğünde, bu işçilerin prim gün sayısını tamamlayabilmeleri için, 9.000 : 120 = 75 yıl çalışmaları gerekiyor.  
“Ben nasılsa şimdiden sigortalıyım. O halde bu düzenlemeler bana uygulanamayacak.” diye düşünen, gelecekte bu durumun çocuklarının hayatını nasıl olumsuz etkileyeceğini de umursamayan şimdiki sigortalılar ve emekliler de, bu düzenlemelerden etkilenecekler. Çünkü taslak; aylık bağlama oranlarında da değişiklik yaparak, emekli aylıklarında azalmaya sebep oluyor.
Yürürlükteki 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 61. maddesinde Sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak geçen her 360 gün için 3600 güne kadar % 3.5, sonraki 5400 gün % 2, sonraki her 360 gün için % 1 olan aylık bağlama oranları, taslağın 37. maddesinde: “… her 360 gün için 2016 yılına kadar %2.5, 2016 yılından sonra ise % 2 olarak uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Bağlanacak yaşlılık aylığı; ortalama aylık kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucu bulunan tutardır.
Ortalama aylık kazanç, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yıl için gerçekleşen ortalama prime esas kazançta değişim oranının % 50’si ile, Aralık ayına göre DİE tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyat indeksindeki değişim oranının % 50’si toplanarak bulunacak kazanç toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi ile bulunacak ortalama günlük kazancın otuz katıdır.
Bu nedenle, evvelce 25 yılını dolduran Emekli Sandığı’na tabi sigortalının % 75, SSK ve BAĞ-KUR’a tabi sigortalının % 70 olan emekli aylığı, bu düzenleme sonucunda 2016’ya kadar % 67.5, 2016’dan sonra % 60’a indiriliyor.
Bu oranlar, 5.400 gün prim ödeyerek kısmi emekli aylığı alacak olanlarda, 2016’ya kadar % 37.5, 2016’dan sonra ise % 30’a düşecektir.
Taslak ile, halen SSK emeklileri için 422 YTL., Emekli Sandığı emeklileri için 543 YTL., BAĞ-KUR emeklileri için 299 YTL. olarak uygulanan emekli aylığı alt sınırı da kaldırıldığından, şu anda asgari kazançla çalışan bir işçi veya memur için hesaplanan emekli aylığı olan 305 YTL., artık SSK emeklileri için 422, Emekli Sandığı emeklileri için 543 YTL.’ye tamamlanmayacak ve 305 YTL. olarak ödenecektir.
2016 yılından sonra aylık bağlama oranı % 2.5 yerine % 2 olacağından, bugünkü asgari emekli aylığı da, o tarihten sonra, bugünkü rakamla 299 YTL.’ye gerileyecektir.
TBMM Komisyonlarındaki görüşmeler sırasında basına yansıyan en son bilgiye göre (9.5.2005-Milliyet), mevcut sigortalılardan emekliliğe hak kazanacak kadar çalışma yıllarını doldurmuş olanların aylık bağlama oranları hesaplanırken, mevcut yasaya göre; emeklilik için gereken çalışma yılını doldurmayanların ise, yasanın yürürlüğe gireceği tarihe kadar olan süreleri mevcut yasaya göre, sonraki yılları ise, bu yasaya göre hesaplanacaktır. Ancak bu düzenleme de her an bir önerge ile değiştirilebileceğinden güvenilirliği yoktur.

Malullük Aylığı
Yürürlükteki 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda (m.53/c), “Çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmiş olan, çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmemiş olsa da yapılan tedavi sonucunda kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca düzenlenecek raporlarda çalışabilir durumda olmadıkları belirlenen,  veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün % 60’ını kaybettiği Kurum Sağlık Değerlendirme Kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeyle belirlenmiş olan sigortalılar” malul sayılmaktadır.
Bu koşulları taşıyan malullere kurumdan yazılı istekte bulunmak ve en az 1800 gün yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak veya en az 5 yıldan beri sigortalı olup, sigortalılığının her yılı için ortalama 180 gün (5 yıl için 900 gün) yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak kaydıyla malul aylığı bağlanacağı hükme bağlanmıştır. (506 s.y. m. 54)  
Tasarıda ise, en az 5 yıldan beri sigortalı olup, sigortalılığının her yılı için ortalama 180 gün (5 yıl için 900 gün) yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak malul sayılmayı gerektiren sebepler arasında sayılmamıştır. 506 Sayılı yasada, malul sayılmak için % 60 olarak belirlenen meslekte kazanma gücü kayıp oranı % 66’ya çıkarılmakta; 506 sayılı yasada 1800 gün olan yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak koşulu da 3600 güne çıkarılmaktadır.
Ancak başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için 1800 gün prim yeterli sayılmaktadır.
Esnaf ve sanatkarlar ile bir işverene bağlı olmadan kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar, gelir vergisinden muaf olmakla birlikte esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, bazı şirket ortakları, köy ve mahalle muhtarları, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan kendi mülkünde veya ortaklık veya kiralama ile başkasının mülkünde veya kamuya ait yerlerde bitki, orman, hayvan ve su ürünleri üretimi, değerlendirilmesi ve pazarlaması işlerini yapanların malullük aylığından yararlanabilmeleri için, Genel Sağlık Sigortası dahil, kendi sigortalılığından prim borcu bulunmaması şarttır.
Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığında çalışma gücünün 2/3’ünü yitirmiş olduğu önceden veya sonradan yeterli belgelerle tespit edilen sigortalı, bu hastalığı veya arızası sebebiyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamaz. Ancak bu sigortalının başka bir hastalığı veya arızası maluliyetini gerektirecek derecede olursa, malullük aylığından yararlanabilir.

GENEL SAĞLIK SİGORTASI
Hükümet tarafından “Herkes doğduğu andan itibaren sağlık sigortasına sahip olacak” şeklinde sunulan Genel Sağlık Sigortasının amacı, tasarının 1. maddesinde, “…kişileri sağlık riskleri ve sağlık harcamaları bakımından güvence altına almak üzere, tüm nüfusu kapsayan genel sağlık sigortası sistemini kurmak…” olarak belirlenmektedir.
Gerçekten herkesi kapsayacak ve sağlık riskleri ve sağlık harcamalarına karşı güvenceye alacak genel bir sağlık sigortası mı hedefleniyor? Yoksa Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK’in “Ne kadar ekmek, o kadar köfte” sözünde anlatıldığı gibi, “ne kadar ödeme gücün varsa o kadar sağlık hizmeti” mi sunulmak isteniyor?
Bu soruların yanıtını alabilmek için, Tasarı’nın Genel Sağlık Sigortası bölümünü incelediğimizde, şöyle bir gerçekle karşılaşıyoruz.

Genel Sağlık Sigortalısı Sayılanlar:
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,
b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
1) Esnaf ve sanatkârlar,
2) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,
3) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek kuruluşlarına usûlüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
4) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,
5) Tarımsal faaliyette bulunanlar,
c) Kamu idarelerinde;
1) Kadrolu olarak çalışanlar,
2) (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı olmayı gerektirmeyecek şekilde sözleşmeli olarak çalışanlar ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar.
- İşçi sendikalarının yönetim kurullarına seçilenler;
- Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar; düşünür ve yazarlar;
- Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanuna göre çalıştırılan koruma bekçileri,
- Umumi Hıfzıssıhha Kanununda belirtilen umumi kadınlar hakkında da Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar hakkındaki hükümler uygulanır.
- Kuruluş veya personel kanunları gereğince seçimle veya atama yoluyla göreve gelenler;
- Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,
- Belediye başkanları,
- Harp okulları ile fakülte ve yüksek okullarda Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askerî öğrenci olanlar,
- Astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay nasp edilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adaylar,
- Fakülte veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına okuduktan sonra veya askerlik hizmetini müteakip muvazzaf subaylığa, astsubaylığa, uzman jandarmalığa veya uzman erbaşlığa geçirilenler hakkında da, Kamu idarelerinde; Kadrolu veya sözleşmeli olarak çalışanlar hakkındaki hükümler uygulanır.

Bazı sigorta kollarının uygulanacağı haller:
Ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular hakkında kısa vadeli sigorta kolları uygulanır. Bunlar ayrıca isteğe bağlı sigortalı olabilirler.
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde beceri eğitimi gören öğrenciler ile yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler, kısa vadeli sigorta kollarına tabi tutulur.
Harp malûlleri ile Terörle Mücadele Kanunu veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlardan bu Kanuna tabi çalışanlar hakkında, aylıkları kesilmeksizin, kısa vadeli sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar hakkında, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır.
Karşılıklılık esasına dayalı olarak ikili sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç, yüksek öğretim kurumlarında çalıştırılan yabancı uyruklu öğretim elemanları ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görevlendirilen yabancı uyruklu öğretmenler hakkında yalnızca kısa vadeli sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar hakkında, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır.
Sosyal güvenlik destek primine tabi olanlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları uygulanır.

Sağlanan Sağlık Hizmetleri:
Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sebebiyle gerekli olan sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlamak amacıyla Kurumca sağlanacak sağlık hizmetleri şunlardır:
a) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri,
b) Hastalık sebebiyle ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, tedaviyle ilgili tıbbî danışmanlık, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler,
c) Analık sebebiyle ayakta veya yatarak; hekim veya ebe tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, tedaviyle ilgili tıbbî danışmanlık, hasta takibi, rahim tahliyesi, tıbbî sterilizasyon ve acil sağlık hizmetleri,
d) 15 yaşına kadar; ağız ve diş muayenesi, diş hekiminin göreceği lüzum üzerine ağız ve diş hastalıklarının teşhisi için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, tedaviye yönelik tıbbî danışmanlık, hasta takibi, 60 yaş ve üzerindeki genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin diş protezleri,
e) Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri.
Birinci fıkranın (d) bendinin uygulanmasında; diş çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş eti hastalıklarının tedavisi, travmaya ve onkolojik tedaviye bağlı ağız ve diş hastalıklarının tedavisi ile travmaya ve onkolojik tedaviye bağlı protez uygulamaları ve ağız ve diş hastalıkları ile ilgili acil sağlık hizmetleri için yaş şartı aranmaz.
Hekimlerin ve diş hekimlerinin branşları, klinik ve laboratuvar bulguları, konulan teşhisler, sağlık hizmetlerinin sunulduğu basamak, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-fayda, maliyet-etkililik ve benzeri ölçütler dikkate alınarak, Kurumca sağlanacak sağlık hizmetlerinin cinsleri, belirlenecek zaman aralığında kullanım miktarları ve kullanım süreleri Kurumca Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak belirlenip Resmi Gazetede yayımlanacaktır.

Kurumca Sağlanmayacak Sağlık Hizmetleri:
1. İş kazası ve meslek hastalığı ile kaza veya hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan uzuv kayıplarının vücut bütünlüğünü sağlayacak şekilde tamamlanması dışında estetik amaçlı yapılan tıbbi işlemler,
2. Yardımcı üreme tekniklerine ilişkin tanı ve tedavi işlemleri, (Tüp bebek vb.)
3. Alternatif tıp uygulamaları kapsamındaki hizmetler kurumca sağlanmayacaktır.

SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI
I- Prim Ödeme Zorunluluğu:
* 18 yaşın altında olan kişiler,
* Tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler,
* Kurumun belirleyip duyuracağı acil haller,
* İş kazası ve meslek hastalığı halleri,
* Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar,
* Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri,
* Analık sebebiyle ayakta veya yatarak; hekim veya ebe tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbi müdahale ve tedaviler, tedaviyle ilgili tıbbi danışmanlık, hasta takibi, rahim tahliyesi, tıbbi sterilizasyon ve acil sağlık hizmetleri hariç olmak üzere, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yaralanabilmeleri için:
1. Sigortalının sağlık hizmeti almak üzere sağlık hizmeti sunucusuna başvurulan tarihten önce, son bir yıl içinde, en az 90 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısı olması,
2. a) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar,
b) İsteğe bağlı sigortalılar,
c) Yerleşim yerleri Türkiye olmayan Türk vatandaşları ile oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından zorunlu veya isteğe bağlı sigortalı sayılmayanlardan Türkiye’de bir yıldan fazla yerleşik olanlar,
d) Zorunlu sigortalılık kapsamında olmayıp genel sağlık sigortalısı sayılanların prim borcunun bulunmaması şarttır.   
Ayrıca; sağlık hizmet sunucusuna başvuru anında nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum tarafından resimli olarak verilen sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.
İş kazası, meslek hastalığı ve kurumun belirleyip duyuracağı acil haller dışında;
Sevk zincirine uymadan sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusundan hizmet alan sigortalı veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık harcamalarının ödenmesi gereken tutarının   % 70’i, faturalandırılmak kaydıyla, kurum tarafından ödenecektir.
Sevk zincirine uymadan sözleşmesiz sağlık hizmet sunucusunda hizmet almanın tercih edilmesi halinde, alınan hizmet faturalandırılmak ve sözleşmesiz sağlık hizmet sunucusunun şartlarının sözleşmeli sağlık hizmet sunucusunda aranan şartlara uygun olduğunun kurum tarafından kabul edilmesi şartıyla, ödenmesi gereken tutarın sözleşmeli sağlık hizmet sunucusundan hizmet alınması halinde ödenecek olan tutarının ( % 70’inin) % 70’i kurum tarafından ödenecektir.
Bu durumda:
- Herhangi bir nedenle kimlik veya kimlik yerine geçebilecek belgesi bulunmayan kişiler,
- 18 yaşından büyük olduğu halde herhangi bir nedenle primini kısmen ödeyememiş olanlar,
- İşsizlik ödeneğinden yararlanamayan ve asgari yaşam düzeyi olarak belirlenen (en çok asgari ücretin yarısı kadar ) gelir düzeyinin üstünde gelire sahip olan kişiler,
- Mevsimlik işçiler,
- Kısmi zamanlı çalışan işçiler,
- Sözleşmeli kamu emekçileri,
- yoksullar sağlık hizmeti alamayacaklardır.

II- Katılım Payı Ödeme Zorunluluğu:
Yukarıda belirtilen koşulları taşımak da, sağlık hizmetine ulaşmak için yeterli değildir. GSS Sistemi içinde yararlanılabilecek olan sağlık hizmetleri için, yukarıdaki koşullara ek olarak, katılım payı adı altında bir paranın hizmetin alınması sırasında ödenmesi gerekiyor.

Katılım payının oranı ve miktarları:
a) Ayaktan tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için (her yıl Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranı kadar artırılmak üzere) 2 YTL.,
Gereksiz kullanımı caydırma, sağlık hizmetlerinin niteliği itibariyle hayati öneme sahip olup olmaması ve benzeri ölçütler dikkate alınarak:
b) Ayaktan tedavide sağlanan ilaçlar, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri için   % 10 ila % 20 arasında,
c) Ayaktan tedavide sağlanan diğer sağlık hizmetlerinde % 3 ila % 6 oranları arasında olmak üzere Kurum tarafından belirlenecektir.
Bu katılım payları, sevk zincirine uyulmadan doğrudan diğer sağlık hizmet sunucularına başvurma halinde, % 50 oranında artırılarak uygulanacaktır.
Sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurum tarafından ödenecek bedellerini; hizmetin sunulduğu basamak, hizmetin maliyeti, devletin sağladığı sübvansiyonlar, kanıta dayalı tıp uygulamaları, teşhis ve tedavi maliyetini esas alan maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınarak, her bir sağlık hizmeti için belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir.
Sigortalının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmeti sunucusuna  ödeyecekleri katılım payının toplam tutarı net asgari ücreti geçemez.

Katılım Payı Alınmayacaklar:
* İş kazası ve meslek hastalıkları,
* Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri,
* Sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmek şartı ile Kurumca belirlenen kronik hastalıklar,
* Kontrol muayeneleri için katılım payı alınmayacaktır.
Katılım payı alınmayacak sağlık hizmetlerini tek tek veya gruplandırarak tespite Kurum yetkilidir.
* Yeşil Kartlılar,
* Vatansızlar ve sığınmacılar,
* 65 yaşını doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz aylığından yararlananlar,
* Şeref aylığı alanlar,
* Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlar,
* Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca aylık alanlar,
* Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu gereği korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar,
* Görev malullüğü aylığı alan er, erbaş ve sivil görevliler ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin ödedikleri katılım payları, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümlerine göre, kendilerine geri ödenecektir.
GSS gereği sağlık hizmetlerinden yaralanmak için:
Asgari ve azami sınırlar arasında kalmak kaydıyla prime esas kazançlar üzerinden, % 12.5 oranında ( %5’i çalışan, % 7.5’i işveren payı olarak) GSS primi alınacaktır.
İsteğe bağlı sigortalıların GSS Primi, prime esas kazancın % 12’sidir.
Prime esas günlük kazancın alt sınırı asgari ücretin otuzda biri, üst sınırı ise alt sınırın 6.5 katıdır.
Görüldüğü gibi, Genel Sağlık Sigortası herkesin doğduğu andan itibaren sağlık sigortasına sahip olduğu anlamı taşımamaktadır.
Aksine yürürlükteki Anayasa uyarınca sosyal devlet kavramı içinde kamu hizmeti olarak sunulması gereken sağlık hizmetlerini özelleştiren, sağlık hizmetlerinden yararlanmayı her insan için temel hak olmaktan çıkararak, herkesin ödediği para kadar sağlık hizmeti alabilmesini sağlayacak bir sistem oluşturulmaktadır.
GSS sistemi ile GSS Primi adıyla halkın üzerine yeni bir tüketim vergisi yüklenmektedir.
GSS sisteminde Genel / Herkesi kapsayan bir sağlık sigortası yoktur.
Devlet yurttaşlardan bu kamu hizmetlerini yerine getirmek üzere vergi aldığına göre, GSS yerine, tüm bu hizmetlerin giderlerinin vergilerden karşılanması ve sağlık hizmetinin de parasız olarak verilmesi gerekir.

PRİMSİZ ÖDEMELER YASASI TASLAĞI
Primsiz Ödemeler Yasası, muhtaç yurttaşlara:
1. Aile ödeneği,
2. Yaşlı aylığı,
3. Özürlü aylığı,
4. Genel Sağlık Sigortası Primi,
5. Özürlü Çocuklar için Eğitim ve Rehabilitasyon Yardımı ödemeleri ile ilgili olarak hak sahiplerinin belirlenmesi, ödemelerin yapılma koşul ve yöntemlerini, bu yardımların süresini ve kesilmesini, bu işlemleri yapacak olan kurulların yetkilerini ve görevlerini düzenlemektedir.
Primsiz Ödemeler Yasası uyarınca yapılacak olan ödemeler için talep genel bütçeden ayrılan kaynağın üzerinde bir harcamayı gerektirirse, bu haktan yararlanacak olan kişiler veya aileler bütçe olanakları çerçevesinde ve muhtaçlık düzeyi esas alınarak belirlenecektir. (m.4/c)
Bu hükümden anlaşılacağı üzere, her muhtaç kişi veya aile bu yardımdan yararlanamayacaktır.

Primsiz Ödemelerden kimler ve hangi koşullarla yararlanabilecekler?
Aile ödeneğinden;
- Sokakta yaşayan ve fiziksel, cinsel istismara uğrayan, madde bağımlısı olan, fuhuş ve dilencilik gibi sosyal tehlikelere karşı savunmasız bırakılan çocukları olan muhtaç aileler,
- Yukarıda belirtilen çocuklara Kurumca bakmasına izin verilen aileler (koruyucu aileler) yararlandırılacaktır.
Yaşlı aylığından; 65 yaşını doldurmuş olup, Emeklilik Sigortaları Yasasına göre bir gelir veya aylık almamak, aylık ve gelir bağlanma hakkını kazanmamış olmak, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmamak, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı geliri olmamak, muhtaç olmak şartlarını tümünü birden taşıyanlar yararlandırılacaktır.
Özürlü aylığından; 65 yaşını doldurmadığı halde, Emeklilik Sigortaları Yasası’na göre bir gelir veya aylık almamak, aylık ve gelir bağlanma hakkını kazanmamış olmak, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmamak, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı geliri olmamak, muhtaç olmak şartlarını tümünü birden taşıyan vatandaşlardan çalışma gücünün 2/3’ünü yitirdiği kurumca yetkilendirilen sağlık kurulu raporu ile saptanan veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda meslekte kazanma gücünün % 66’sını kaybettiği Kurum Sağlık Değerlendirme Kurulunca tespit edilen derecede özrü olan ve durumlarına uygun bir işe yerleştirilemeyen kişiler yararlandırılacaktır.
Sağlık yardımları için prim (GSS primi) ödemesinden;
- Kişisel yaşam düzeyi asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişiler ile aile yaşam düzeyi muhtaç evli olan vatandaşlardan hak sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin her birinin kişisel yaşam düzeyi tutarının toplamının kişi sayısına bölünmesi sonucu oluşan tutarı asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişiler,  
- Vatansızlar ve sığınmacılar ile bunların vatansız ve sığınmacı sayılan bakmakla yükümlü oldukları kişiler,
- Yaşlı ve özürlü aylığı alanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler,
- Şeref aylığı alanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler,
- Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler,
- Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca aylık alanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler,
- Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar (Korunmaya muhtaç çocuklar) yararlandırılacaklardır.
Özürlü çocuklar için eğitim ve rehabilitasyon yardımlarından; zihinsel, bedensel, fonksiyonel veya ruhsal özrü bulunan ve ailesinin geliri asgari ücretin üç katının altında olan çocuklardan, yapılacak eğitim ve rehabilitasyon sonucunda sakatlık derecesinde azalma ihtimali olan ya da sakatlık derecesinin artmasına engel olması mümkün görülen çocuklar yararlandırılacaktır.
Kişisel yaşam düzeyi asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişiler ile aile yaşam düzeyi muhtaç evli olan vatandaşlardan hak sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin her birinin kişisel yaşam düzeyi tutarının toplamının kişi sayısına bölünmesi sonucu oluşan tutarı asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilere yapılacak ödeme tutarını % 50’ye kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. (m.8) 
Aile ödeneği bir çocuk için aile muhtaçlık düzeyi tutarında aylık olarak ödenir. Bakmakla yükümlü olunan ikinci çocuk varsa, ilk çocuk için ödenen tutarın yarısı ayrıca ödenir. Varsa diğer çocuklar için ödeme yapılmaz.
Yaşlı aylığı, kişisel muhtaçlık düzeyi tutarında aylık olarak ödenir. Yaşlı aylığı alan kişinin bakmakla yükümlü olduğu aynı koşullara sahip eşi varsa, kendisine bağlanan aylığın yarısı kadar da eşine aylık bağlanır. 
Özürlü aylığı kişisel muhtaçlık düzeyi tutarında aylık olarak ödenir. Bunlardan evli olanların aynı koşullara sahip bakmakla yükümlü olduğu eşine kendisine yapılan ödemenin yarısı kadar aylık bağlanır. Ailede eş dışında bakmakla yükümlü olunan özürlü kimse varsa, her bir kişi için ilk bağlanan aylık, % 25 artırılarak ödenir.
Sağlık yardımı olarak, Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda belirtilen prim (Prime esas kazancın %12.5’i) kadar ödeme yapılır.
Özürlü çocuklar için eğitim ve rehabilitasyon yardımı olarak, en çok asgari ücret kadar ödeme yapılır.
Aile ödeneği, yaşlı aylığı ve özürlü aylığı hak sahiplerine ödenen tutar asgari ücretin yarısını geçemez.
Koruyucu ailelere yapılacak ödemelerde aile muhtaçlık düzeyi aranmaz. Bu ailelere ilk çocuk için asgari ücretin yarısı, ikinci çocuk için asgari ücretin % 25’i kadar ödeme yapılır.(m.10)
Yaşlı ve özürlü aylıkları en fazla bir yıl süre ile ödenir. Bir yılın sonunda yapılan değerlendirmede yararlanma koşullarını yitirmediği tespit edilenlere ödeme yapılmaya devam edilir. (m.12)
Asgari Yaşam Düzeyi, Asgari Yaşam Düzeyi Tespit Komisyonu tarafından asgari ücretin yarısını geçmemek üzere tespit edilir. Bu tespit, asgari ücretin uygulandığı süre için geçerlidir.
Kişisel yaşam düzeyleri asgari yaşam düzeyinin (En çok asgari ücretin yarısı) üzerinde olanlar ile yardımdan yararlanma koşullarına sahip olduğu halde kuruma başvurmayanlar, Genel Sağlık Sigortası Primlerini kendileri ödeyeceklerdir. (m.20)
Primsiz ödemeler için gereken şartları taşımadıkları halde, gerçek dışı bilgi veya belge vererek veya gerçeği gizleyerek kurum tarafından yersiz ödeme yapılmasına sebep olanlar hakkında, zararın tazmininin yanı sıra, asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası verilir. Ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır. (m.21)
Primsiz Ödemeler Yasası’nın yürürlüğe girmesi ile Yeşil Kart Yasası ve Muhtaç Aylığı bağlanmasına ilişkin yasa yürürlükten kalkacaktır. (m.26)
65 yaşını dolduran muhtaç ve güçsüz kişiler ile yeşil kart sahipleri, primsiz ödemelerden yararlanma hakkına sahip kabul edileceklerdir. Ancak yeşil kartlılar en geç bir yıl, muhtaçlık aylığı alanlar ise iki yıl içinde kuruma başvurarak, hak sahibi olup olmadıklarının değerlendirilmesini sağlamakla yükümlüdürler. (Geçici madde-1,2)
Primsiz ödemeler yasası uyarınca yapılacak aile ödeneği, yaşlılık aylığı ve özürlü aylığı ödemeleri, asgari ücretin yarısını geçmeyecek şekilde belirlenen asgari yaşam düzeyi ile hak sahibinin kişisel yaşam düzeyi arasındaki fark kadardır.
Örnek olarak, asgari ücretin yarısı 240 YTL. ve hak sahibinin kişisel yaşam düzeyi de (Para veya mal olarak her türlü geliri, taşınır ve taşınmaz malları ve hakları, taşınır ve taşınmaz mallarının faiz, temettü, kira ve diğer gelirlerinin toplamı dikkate alınarak yapılacak hesaplama ile tespit edilen miktar) 210 YTL. İse, kurum tarafından hak sahibine yapılacak olan ödeme, 240-210=30 YTL. olacaktır. 
Bu koşullarda primsiz ödemelerden yararlanmak oldukça zor olduğu gibi, yapılacak olan yardımlar da, gerçek anlamda asgari bir yaşam düzeyini sağlamaktan uzaktır. Bu düzenleme ile, devlet, var olan sosyal yardımlardan da kurtulmak istemektedir.

SON SÖZ
IMF; Stand-By anlaşmasının şartlarından biri olarak, Sosyal Güvenlik Reformu’nun yasalaştırılmasını istemektedir.
Adalet bakanı Cemil ÇİÇEK, Hükümet sözcüsü olarak açıklama yaparken sorulan bir soru üzerine, Sosyal Güvenlik Reformu’nu kısaca şöyle açıklayarak tanımladı:
“Ne kadar ekmek, o kadar köfte”.
Bu veciz anlatımdan da anlaşılacağı üzere, Sosyal Güvenlik Reformu’nu oluşturan tasarı taslaklarının yasalaşmasından sonra, sigortalıların;
- Sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için, ödemekte olduğu vergilere ek olarak prim ve katılım payı ödemesi,
- Emekli olabilmeleri için de, 9.000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödemeleri ve yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olanlar için, kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaştan başlayarak, kademeli olarak artan yaşlarla, 2075 yılında kadın veya erkek 68 yaşını tamamlamış olmaları gerekecektir.
İşsizliğin oldukça yüksek olduğu, esnek (çağrı üzerine çalışma, kısmi zamanlı çalışma vb.) çalışmanın yaygınlaştığı, iş güvencesinin olmadığı ülkemiz koşullarında, bir işçinin veya kamu emekçisinin emeklilik hakkı kazanabilmesi için, en az 50-60 yıl çalışması gerekecektir.
İşçi sınıfının yüzyıllar süren mücadelesi ile elde ettiği bütün hakları (8 saatlik işgünü, parasız eğitim ve sağlık hakları, sosyal güvenlik hakkı vd.) tek tek geri alınmaktadır.
Daha fazla kar için hiçbir şeyi yapmaktan kaçınmayan emperyalist-kapitalist tekellere ve onların tüm kurumlarına karşı emeğin iktidarı için birleşik bir emek mücadelesini daha fazla geciktirmemeliyiz.