“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Ekvadorlu Devrimciler Yeni Anayasayı Değerlendiriyor

Ekvador halkının yeni bir Anayasası var; onu, kıtanın en ileri anayasalarından biri haline getiren, ileri niteliğinden kuşku duyulamayacak, yeni kavramsal, hukuki ve politik unsurlar içeren bir Magna Carta kabul edildi. 28 Eylül referandumuyla hayat bulan yeni Anayasa, Rafael Carrea hükümetiyle başlayıp Kurucu Ulusal Meclis’in sekiz aydan fazla süren çalışmalarını içine alan uzun bir politik sürecin ürünüdür.

Bir Kurucu Meclisin toplanması talebi, yozlaşmış hükümetlere karşı baş gösteren kitlesel ayaklanmalar ve işbirlikçi oligarşilerin teslimiyetçiliğine karşı, egemenliğin savunulduğu halk hareketleri gibi, halkımızın çok çeşitli eylemlerle ortaya koyduğu mücadelenin ateşinde dövülüp biçimlendi ve gücünü bu mücadeleden aldı. Dahası, yeni Anayasanın içeriği, pek çok yönüyle belirli bir tarihsel anda çeşitli toplumsal katmanların mücadele bayrağı haline geldi. İşçi hareketi, çalışma yaşamının esnekleştirilmesine karşı kesintisiz bir direniş ve mücadele sergiledi ve nihayet aracılık ve taşeronluk sistemine son vermeyi başardı; eğitim emekçileri ve öğrenci gençlik, eğitime bütçeden yeterli pay ayrılması talebini sürekli gündemde tuttular ve bunu sağlayacak en iyi formülün, eğitim bütçesinin, gayri safi milli hasılaya göre oranlanması olduğunu öne sürdüler. Sağlık emekçileri de, kendi alanlarında aynı ölçütün kabul edilmesini savundular; halkımızın yurtsever duyguları, bölgemizde yabancı orduların varlığına kesin olarak son verilmesi gerektiği düşüncesini doğurdu. Tüm bu unsurlar, bugün maddeler halinde anayasaya girmiş bulunuyor ve onun bir parçasını oluşturuyor.

Önceki anayasada bunlara benzer birkaç madde bulmak çok güçtü; oysa bugün kadınların ve gençlerin haklarından, herkesin geçimini sağlamasının güvence altına alınmasından, halkın yönetime katılımından ve daha pek çok şeyden söz edebiliyoruz. Kesin olan şu ki, bu Anayasa, halk tarafından ve halkın eylemiyle yazılıp onaylandı.

Söz konusu eğilimin [halkın kendi kaderini kendi eylemiyle kendisinin belirlemesi eğiliminin-ç.n] siyasal-hukuki bir dayanağının olması son derece önemlidir; bu, Ekvador emekçileri ve halkları adına büyük bir zaferdir ve ülkede yaşanmakta olan yeni süreci açıklamaktadır.

Bu hiç kuşkusuz önemli, fakat yetersizdir. Bu adımın atılmış olması, tek başına, halkımızın uğruna mücadele ettiği değişimin gerçekleştiği anlamına gelmez. Anayasa –eğer tam olarak uygulanabilirse– önümüzdeki yıllarda Ekvador’un çerçevesini belirleyecek olan bir araçtır yalnızca.

Nasıl ki halk hareketinin Kurucu Meclis’in oluşturulması talebiyle sokaklara dökülmesi, kimi meclis üyelerini istemedikleri halde bunu yapmak zorunda bırakmış ve referandumdan zaferle –EVET’in zaferiyle– çıkılmasını sağlamışsa, aynı halk hareketi, anayasaya konan maddelerin ve kazanılan siyasal ve sosyal hakların hayata geçirilip, halkın Yeni Vatan’ı kazanma özleminin gerçekleşmesi için de, yığınları eyleme geçiren odak olmak zorundadır.

Akıl hocaları ortaya çıkmakta gecikmeyecektir. Sağın, kolunun bükülmesine izin verip kolayca teslim olacağı sanılmamalıdır. O da, siyasal sürecin ilerlemesini önlemenin yollarını arayacaktır. Ayrıca hükümet çevrelerinin ve ilerici akımın içinden de, burjuvaziyi provoke edip tepkisini çekmemek gerekçesiyle ya da salt kimi yönlerini benimsememeleri nedeniyle, Anayasanın getirdiği hükümlerin eksiksiz yaşama geçirilmesi konusunda ayak direyecek korkaklar çıkacaktır.

Halkımız değişimin tamamlanmasını istiyorsa –ki gerçekten de arzuladığı budur–, haklarını korumak için dönüşümün düşmanlarına karşı kesintisiz ve zorlu bir siyasal mücadeleye hazır olmak zorundadır. Unutulmamalıdır ki, siyasal süreçleri ileriye taşıyanlar (ve taşıyacak olanlar) yığınlardır.

***

HALK DEĞİŞTİRME YETENEĞİNDE OLDUĞUNU İSPATLIYOR

Ekvador emekçileri ve halkları; halkçı, ilerici ve sol örgütler, 28 Eylül referandumuyla yeni bir ideolojik ve politik zafer kazandılar. Oligarşiyi, emperyalizmi, sağcı güçleri ve referandumda “HAYIR” oyu verilmesi ya da GEÇERSİZ oy kullanılması çağrısıyla halkın yeni bir vatan uğruna verdiği mücadelede ileriye doğru bir adım daha atmasını önlemeye çalışan sahte solcuları büyük bir bozguna uğratmayı başardılar.

Halkımızın önemli bir bölümü, şimdilerde burjuva analizcilerin durumu açıklamak üzere öne sürdükleri gibi, hükümet propagandasına kanarak değil, aksine, yeni Anayasanın içeriği hakkında yürütülen tartışmalara aktif bir biçimde katıldıktan sonra referandumda “EVET” oyu kullandı.

“EVET” oylarının ezici zaferi, emekçilerin ve halkların politik bilincinin yükseldiğini, sağın kararsız ve dindar kesimleri manipüle etmek amacıyla kiliselerde yürüttüğü anti komünist söylemli saldırgan kampanyaya karşı direnme gücünün arttığını göstermektedir.

Sosyal-hıristiyanlık maskesiyle Jaime Nebot’un hareketine katılanlar, Gutièrrez kardeşlerin Yurtsever Toplum Partisi, bugün Diego Ordónez tarafından temsil edilen Hıristiyan Demokratlar, oligark Àlvaro Noboa’nın PRIAN’ı, Quito Ticaret Odası’ndan Blasco Penaherrea gibi ticaret odalarının temsilcileri, büyük iletişim araçları vb..., bu politik süreçte bozguna uğradılar. Onların gerçekleri çarpıtmaya dayalı aşırı gerici siyasi saldırıları, bekledikleri sonucu vermedi. Halk yalanlara kanmadı; neoliberalizme ve onların temsil ettikleri onursuz geçmişe karşı değişim yönünde oy kullandı.

Bu sürece rengini veren, keskin bir ideolojik ve politik çarpışmaydı; sınıf mücadelesi güçlü bir dinamizm kazandı ve belirgin biçimde keskinleşti. Anayasanın onaylanması sürecinin zirvesine ulaşması ve oligarşinin sonuçları kabul etmesi, sınıf savaşımının şiddetini azaltmadı, azaltmayacak. Bu, “yalnızca” bir çarpışmaydı; yeni Anayasanın yürürlüğe girmesi, politik eylemin yoğunlaştığı yeni bir dönemin başladığına işaret etmektedir. Söz konusu politik eylemin başlıca unsurlarından birini, anayasaya konan hüküm ve ilkelerin yaşama geçirilmesini sağlayacak yasal normların enine boyuna tartışılması ve onaylanması oluşturacak. Bu süreçte, bir tarafta emekçi sınıfların bakış açısıyla, diğer tarafta egemen sınıfların ve emperyalizmin bakış açısı çarpışacak. Siyasal mücadele devam ediyor ve daha da şiddetlenerek devam edecek.

Bu sonuç, halkımızın kendi politik eylemine, kendi kapasitesine ve gücüne olan güvenini gösteriyor; demokratik, ilerici ve sol eğilimi güçlendiriyor; Rafael Carrea hükümetine özel ve önemli bir destek sunuyor; halkın, ülkenin yaşamına ve politik meselelerine daha yoğun bir biçimde katılması için gerekli ideolojik ve politik koşulları yaratıyor. Devrimci sol, bu çarpışmada “EVET” oyu lehinde ve sosyo-politik değişim talebi altında bir araya gelen en tutarlı kesimlerden biri, oligarşiye ve emperyalizmi karşı en kararlı savaşçılardan biri olarak öne çıkıyor.

***

(MPD’nin referandum öncesi yaygın olarak dağıttığı broşürden)

evet demek için 15 neden

Yeni anayasanın hazırlanma süreci bitmek üzere. Hâlâ onaylanmayı bekleyen bazı maddeler olmakla birlikte, yeni metnin, esas itibarıyla, halk hareketinin, neoliberalizmin hakkından gelmek ve Ekvador’un devrimci dönüşümünün yolunu açmak için yükselttiği talepleri içerdiğini söyleyebiliriz. Oligarşinin dulları ağlayıp sızlanıyor, üstlerini başlarını parçalıyorlar; ayrıcalıklarını yitirmeye razı olmayan sağ, KENDİ işletme, pazar ve basın ÖZGÜRLÜĞÜNÜ savunma çağrısı yapıyor ve referandumda “HAYIR”ın kazanması için halkı manipüle etmeye çalışıyor.

Halkın yeni anayasaya “EVET” demek için yüzden fazla nedeni var; önemli ilerlemelere işaret eden, nüfusun tamamının haklarını tanıyan, halkın yaşamını ve refahını savunan, [ulusal-ç.n] egemenliğimizi yeniden kazanmamızı sağlayacak olan yüzlerce düzenleme bulunmakta.

Kısacası, emekçilerin, gençlerin ve halkların yeni bir vatana ve sosyalizme ulaşma mücadelesini yeni düzeylerde sürdürmesi için değerli bir araç olabilecek bu anayasaya “EVET”.

Bizler, Ekvador halkları, neden “EVET” lehine çalışacağımızı özetleyen 15 gerekçeyi ortaya koyuyor ve referandumda oligarşiyi bozguna uğratacağımızı ilan ediyoruz.

EVET demek:

1. Ücretsiz sağlık ve eğitim hizmeti;

Hastanelere, okullara, liselere ve halk üniversitelerine artık para ödememek; bütçeden eğitime ve üniversitelere ayrılan payın ikiye, sağlığa ayrılan payın üçe katlanması; ve böylece kötü durumda olanların onarılıp yetenekli öğretmen ve doktorların çalıştığı, mali yönden yeterince desteklenen tam donanımlı yeni okullar, yeni sağlık merkezleri ve yeni hastaneler inşa edilebilmesi demektir.

2. İnsana yaraşır çalışma koşulları ve ücretler;

Devlet yatırımları ve üretim kooperatiflerine sağlanacak desteklerle istihdam olanağı yaratılması; işçilerin tüm haklarının eksiksiz olarak tanınması; iş yaşamında bir daha asla aracı ve taşeron olmaması; emekçilere insana yaraşır bir ücret ödenmesi ve ücretlerin temel bir düzeyde eşitlenene kadar giderek arttırılması; küçük işletmelere yönelik baskılara ve zoralımlara son verilmesi demektir.

3. Halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması;

Ödeme kolaylığı tanınan kredilerle, tohum ve teknoloji yardımlarıyla köylünün desteklenmesi; tek ürüne dayalı tarım yerine üretimin çeşitlendirilmesi; latifundio’ların ve sulama suyunda özelleştirmenin yasaklanması; üreticiler ve tüketiciler için adil fiyatlar belirlenmesi amacıyla devlet tarafından mahsul toplama (stok) ve pazarlama sistemlerinin kurulması; devletin gıda ürünleri için resmi fiyatlar belirleyebilmesi; spekülasyonun ve istifçiliğin cezalandırılması demektir.

4. Su üzerinde herkesin hakkı olması;

Hepimizin yaşamımızı sürdürmek ve sulama yapabilmek için su üzerinde hakkımız olması; suyun özelleştirilmesinin yasaklanması; su üzerindeki stokçuluğa ve tekelciliğe karşı savaşım verilmesi; su kaynaklarının tüm Ekvadorlulara ait stratejik bir zenginlik olarak korunması demektir.

5. Herkes için sosyal güvenlik ve toplumsal dayanışma;

Özelleştirmenin yapılamaması; ev kadınlarının ve onların perakende satış yapan küçük işletmelerinin sosyal güvenlikten yararlanması; özerk IESS’nin (Ekvador Sosyal Güvenlik Kurumu’nun- ç.n) güçlendirilmesi ve üyelerin birikimlerinin korunması; üye bankasının kurulması; köylülerin ve balık üreticilerinin dayanışma ilkesi altında katılacakları Köylü Sosyal Güvenlik Kurumu’nun oluşturulması demektir.

6. Petrolden ve madenlerden elde edilen zenginliğin halka ait olması;

Yenilenebilir olmayan tüm doğal kaynakların devletin başkasına devredilemez mülkü olması ve halkların yararına kullanılması; zenginliğimizin uluslararası şirketler tarafından yağmalanmasına son verilmesi demektir.

7. Özgür ve egemen bir Ekvador;

Ekvador topraklarında bir daha asla yabancı askeri üs bulunmaması; [Uluslararası- ç.n] Para Fonu’nun müdahale edemediği bir Ekvador; kararların uluslararası güçler ve işletmeler tarafından değil, Ekvadorluların çıkarları doğrultusunda, yine biz Ekvadorlular tarafından alınması demektir.

8. Üniter ve çok uluslu bir Ekvador;

Ekvador’un [kültürel ve etnik-ç.n] çeşitliliğinin, onu meydana getiren melezlerin, yerlilerin, siyahların, cholo’ların ve mantubio’ların varlığının tanınması; ulusal birlik çerçevesinde halklara geleneklerini, dillerini, kültürlerini ve topraklarını korumaları için kolektif haklar verilmesi demektir.

9. Halklar için daha fazla demokrasi;

Halkların örgütlenme özgürlüğünü ve haklarını çiğneyenlere karşı direnme, yeni kazanımlar uğruna mücadele etme hakkının güvence altına alınması; her düzeydeki yönetim işlerine halkın katılımının sağlanmak ve güvence altında alınmak zorunda olması; 16 yaşını dolduran gençlere, askerlere ve polislere seçimlerde oy kullanma hakkının tanınması; Devlet Başkanı da dahil olmak ve seçimle işbaşına gelen tüm görevlilerin yine seçimle görevden alınabilmesi; halk kesimlerinin halk oyuna başvurulmasını talep edebilmeleri ve yasa tasarıları önerebilmeleri demektir.

10. Biyo-çeşitliliğin ve çevrenin korunması;

Yaşamın tüm çeşitliliğiyle birlikte korunması; korunma altına alınmış bölgelerdeki doğal kaynakların sömürülememesi; tarımda zehirli maddeler kullanılmasına son verilerek toprağın ve çevrenin kirlenmesinin önlenmesi; doğal çevreyi etkileyen projeler için önceden halkoyuna başvurulması demektir.

11. [Haksız edinilmiş-ç.n] zenginliklerin müsadere edilmesi ve cezalandırma;

Halka ve devlet hazinesine ait paralara el koyarak zenginleşen tüm yozlaşmış bankerlerin, şirket yöneticilerinin ve memurların mallarına el konulması ve bu kişilerin hapis cezasına çarptırılması demektir.

12. Adli hizmetlerin ücretsiz hale getirilmesi;

Adli vergilerin kaldırılması; adalete başvuran hiç kimsenin bunun için para ödemek zorunda olmaması demektir.

13. Konut edindirme ve tüm temel hizmetlerin sağlanması;

Konut edindirme programlarının devlet güvencesinde olması ve halka kredi verilmesi; elektrik, içme suyu, kanalizasyon, yol ve diğer hizmetlerin kaliteli bir biçimde ve herkesin ödeyebileceği uygun fiyatlarla sağlanması demektir.

14. Göçmenlerimize [yurttaşlık-ç.n] haklarının eksiksiz olarak tanınması;

Devletin göçmenlerin ve ailelerinin haklarını güvence altına alması, onları koruması ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar onlara yardım etmesi; Ekvadorluların çocuklarının ve torunlarının nerede doğduklarına bakılmaksızın Ekvador vatandaşlığına alınması; göçmenlerin her konuda oy verme hakkına sahip olması ve Ulusal Meclis’te temsil edildiklerini bilmeleri demektir.

15. Oligarşinin yozlaşmış vekillerinin tekrar işbaşına gelmemesi;

Partiokrasinin – Nebot’un, Àlvaro Noboa’nın ve Lucio Gutièrrez’in bir kez daha bozguna uğratılması; batık bankaların bir daha kurtarılmaması; maden ve petrol yataklarının yağmalanmasına son verilmesi, Yeni Vatan uğruna verilen mücadelede daha da ilerlenmesi demektir.