Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

“Bu istem [eşitlik], ya -özellikle ilk başta, örneğin köylüler savaşında durum budur- apaçık toplumsal eşitsizliklere karşı zengin ile yoksul, efendi ile köle, harvurup harman savuranlar ile açlık çekenler arasındaki karşıtlığa karşı kendiliğinden bir tepkidir; böyle bir tepki olarak o, yalnızca devrimci içgüdünün dışavurumudur ve doğrulanmasını da burada –yalnızca burada– bulur. Ya da burjuva eşitlik istemine karşı, bu istemden az çok doğru ve daha ileri giden istemler çıkaran tepkiden doğmuş bulunan bu istem, işçileri kapitalistlere karşı, kapitalistlerin kendi savları yardımıyla ayaklandırmak için bir ajitasyon aracı hizmeti görür ve bu durumda bu istem, burjuva eşitliğin kendisiyle ayakta durur ve onunla birlikte yıkılır. Her iki durumda da proleter eşitlik isteminin gerçek içeriği, sınıfların kaldırılmasıdır. Bundan öte bir eşitlik istemi, zorunlu olarak saçmadır.”

F. Engels, Anti-Dühring'ten

Kadın Kitleleri İçinde Parti Çalışması

kadın kitleleri içinde parti çalışması*

CEVRİYE AYDIN

A- BUGÜN KADINLARIN DURUMU

a- Genel olarak

Bugün Dünyanın bütün ülkelerinde emekçilerin emeklerinin karşılığı bir avuç uluslararası tekelin kasalarına akıyor. Son otuz yılda dünyanın zenginliği 5 kat artmasına karşın en zengin %20’lik nüfus ile en yoksul %20’lik nüfus arasındaki gelir uçurumu ikiye katlandı. Tek tek ülkeleri incelediğimizde de dünyanın “az gelişmiş, gelişmekte olan” diye ifade edilen ülkelerinin çoğunun ekonomileri, hükümetleri tarafından IMF aracılığıyla uluslararası tekellere sermaye aktarımının aracısı durumuna getirilmiştir.

Bu durumun sonucunda dünyanın en zengin ülkelerinin geliri, en yoksul ülkelerin gelirinin 59 katına ulaştı (60’lı yıllarda 30 katıydı). Ama aynı zamanda bu ülkelerin sermaye sınıfları uluslararası sermayeyle işbirliği yaparak bu aktarımdan pay almaktadırlar. Küreselleşme, sermayenin bütün dünyada sınırsız ve engelsiz dolaşımının ifadesi olarak yaşam bulmaktadır. Sadece tek tek ülke ekonomileri değil, bilim, kültür, sanat, siyaset, felsefe vb. insanların bilincinin şekillenmesinde önemle olan ne kadar maddi-manevi insan yaratımı varsa, sermayenin bu sömürü çarkının hizmetine koşulmuş durumdadır.

b- Sermayenin dünya ölçeğindeki saldırıları kadınlara nasıl yansıyor?

1. Emek sömürüsünün yoğunlaştırılması ve çalışma hayatının “esnekleştirilmesi” ucuz işgücü durumundaki kadın işçilerin belirle sanayi sektörlerinde kölece çalıştırılmasını hızlandırmaktadır. Dünyada ve Türkiye’de emek yoğun ve niteliksiz işlerde daha çok kadınların çalıştırıldığı bilinen bir gerçektir.

2. Aynı şekilde geçim sıkıntısı içindeki yüz binlerce, dünya çapında milyonlarca ev kadının emeği, evinde parça başı işlerle üç-beş kuruş uğruna sabahtan gece yarılarına kadar sömürülmektedir.

Bütün dünyada mutlak yoksulluk sınırının altında yaşayan 1.3 milyar kişinin %70’ini kadınlar oluşturuyor.

3. Emekçi sınıflar, emekçi aileler, ekonomik ve sosyal açıdan güçsüzleştikçe ekonomik güçsüzlük, sosyal güvencesizlik içindeki kadının genel anlamda sermaye düzenine, patronuna ve erkeğe (babaya, kocaya, aynı işlevi gören diğerlerine) bağımlılığı artmaktadır.

4. Kitlesel olarak toplumsal örgütlenmenin içindeki geriliği, eğitimsizliği, soyutlanmışlığı pekişmektedir.

5. Bir yandan sınıfsal eşitsizlikler içinde en eşitsiz kesimin üyeleri durumundaki yeri, öte yandan da kadın cinsiyetinin aleyhine oluşturulmuş olan toplumsal iş bölümü içinde cinsiyet olarak da ezilen ve sömürülen statüsü sürmektedir.

6. Dolaysıyla kadın için bu düzen, bu toplumsal örgütlenme iki kat daha zor, daha eşitsiz, daha baskıcı ve daha ağır sonuçlar getirmektedir.

7. Ayrıca ülkemizde önemli bir nüfus oluşturan Kürtlere ve onların kadınlarına bir de ulusal olarak yüklenen baskı ve eşitsizlik eklenmektedir. Sadece iki konudaki durumu karşılaştırdığımızda bile bu çıplak gerçek görünmektedir.

2001 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın kişi başına 1000 doların altına düştüğü 14 ilden 9’unu Kürt nüfusunun yoğun olduğu iller oluşturuyor. Türkiye genelinde ise kişi başına düşen GSYİH 2.146 dolar. GAP Bölgesinde 5 ili kapsayan kırsal ve kentsel alan bulguları kadınların %76,4’ünün okuma yazma bilmediğini ortaya koyuyor. Türkiye genelinde ise bu oran %27’dir.

Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur ki, bu düzen, bu toplumsal örgütlenme; üretimin, mülkiyetin ve bölüşümün mevcut durumu bugün de işçi ve emekçilerin tamamen aleyhine işliyor.

c- Kadınlar içinde özel bir çalışma neden gereklidir?

1. Geçen yüzyılın sınıf mücadelesi olgusu ve mücadelenin tarafları bugün de değişmemiştir. Kadın kitlelerinin durumu da özü itibarıyla değişmemiştir. Bu duruma yukarıda değindik. Kadın kitleleri hala toplumun en eğitimsiz, politikadan ve toplumsal yaşamdan dışlanmış, geri kesimleridir.

2. Yüzyıl başlarına kadar kadınların talepleri olan genel oy hakkı, medeni ve siyasi haklarda eşitlik, çalışma yaşamına katılmasından dolayı bir dizi sosyal hak gibi pek çok mücadele nedeni, yasalara geçmesi nedeniyle başta Batı dünyası olmak üzere pek çok ülkede 20. Yüzyıl başlarına kadar olan yakıcılığını kaybetmiştir. Ama bu hakların yasalara geçmiş olması, var olduğu ülkelerde bütün kadınların bu haklardan yararlanması sonucunu getirmemiştir. Ayrıca, yasalarda bile birçok alanda eşitsizlik sürmektedir.

3. Ülkemizde de bilindiği gibi Medeni Kanunda değişiklikler yapıldı. Aile reisliği, çocukların velayeti vb. konularda geleneksel olarak erkeğe üstünlük tanıyan hükümler kaldırıldı. Ama örneğin evlilik içinde edinilen malların paylaşımında bir eşitlik getirilmiş olmasına karşın, bu hüküm, 2000 yılından önce evlenmiş kadınları dışında bırakarak yeni bir eşitsizliğin kaynağı haline geldi. Kaldı ki, öteki tarihsel ve toplumsal eşitsizlikler yerinde durduğu için ve hakkın kendisi mal mülk sahibi olmakla gerçekleşen bir hak olduğu için daha doğuşunda malsız mülksüz aileler içindeki kadınlar açısından pratik bir değer taşımıyordu.

4. Öte yandan kadınların yasalar önünde eşitliği bakımından ülkeler çok farklı tablolara sahiptir. Din ve kültürel farklılıklarla birlikte ülkelerin kapitalist gelişmişlik düzeyi, kadın emeğinin üretimdeki yerinin değişkenliği oranında bu hakların durumu ve kapsamı değişmektedir. Bunlarla birlikte kesin olan bir yön her ülkenin sermaye ve emekçi kesimlerinin kadınlarının mevcut hakların kullanılmasında eşitsiz bir pozisyonda olduklarıdır.

5. Ama bunları bir yana bıraksak bile, bugün dünyanın durumu kadın kitleleri açısından hiç iç açıcı değildir. Yukarıda sayılan hakların pek çoğu mülk ve kazanç sahibi kadınlar için kullanılabilir olan haklar durumundadır. Ezilen sınıfların, sermaye sınıfı ve politikasından bağımsız politik bir tutumu olarak yansımadığı koşullarda genel oy hakkı bugün, kadınların oylarını kapitalist düzenin dayanaklarını sağlamlaştırma işlevinin hizmetine sokmaktadır. Çalışma yaşamında söz konusu olan koruyucu haklar ile sosyal haklar da hemen tüm dünyada sermaye tarafından el konulan, geri alınan haklar durumundadır.

6. Öte yandan; burjuvazi, kapitalist üretimin tarihi boyunca kazandığı deneyimlerin bütün sonuçlarını bugün büyük bir ustalıkla kullanmaktadır. Ekonomik, siyasi ve askeri saldırılarıyla elde ettiğinden çok daha fazla başarıyı sinsi ideolojik saldırılarıyla elde etmiştir.

İdeolojik saldırıların en önemli hedef kitlelerinden birisi kadınlardır. Bu nedenle mücadeleye, örgütlenmeye kazanılmamış her kadın, emekçi ailesinde burjuva gericiliğinin dayanağı durumuna gelmektedir. Zaten ahlaki, dinsel değerlerin, toplumsal önyargıların etkisindeki bir kesim olarak, eğer sınıfsal bir bilinç ve uyanışa ulaşmamışsa burjuvazinin ideolojik etkileriyle de en sıkı bağları kolayca kurmaya açık olan kesimdir. Sermayenin artan kapsamlı saldırıları karşısında, hakları için mücadele eden eşinin paçasına yapışan, çocuklarını bencil, bireyci, her türlü gerici önyargı ve eğilimle bu saldırılardan “korumaya çalışan” odur. Burjuvazinin, her türlü kitle iletişim aracıyla kışkırttığı bu eğilimler bir de kadının şahsında anne olarak, eş olarak canlı tutulmaktadır.

Bu nedenle,

1. Milyonlarca kadının, burjuvazinin dayanağı durumunda kurtarılmasında propaganda ve ajitasyonumuzun rolü, sistemli ve sürekli hale getirilmesi, günlük olarak kadın kitlelerine ulaşması (ve bunun üzerinden örgütlenme) bugün işçi-emekçi mücadelesinin geleceği açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.

2. Öte yandan kadın, ailesi içinde ezilenin ezileni durumunda, toplumda ikinci sınıf insan durumunda, işyerinde patronun kölesi durumunda, çoğu zaman da içinde bulunduğu durumu kaderi sayıp sineye çeken edilgen bir pozisyondadır. Kadının bu durumunun kaderi olmadığının farkına varması, durumunu değiştirmeye istekli hale getirilmesi ve bunun için aktif, bilinçli mücadele çekilmesi gereği, özel propaganda ve ajitasyonumuzun (özel çalışmamızın) öteki zorunlu nedenidir.

Özetle;

Kadınların gerçek eşitlik ve özgürlük için kat edeceği daha uzun bir yol vardır. Bu durum, kadın kitleleri içinde propaganda ve ajitasyonu, çalışmayı özel olarak örgütleme gereğinin nesnel zeminini oluşturmaktadır.

Bu durum, kadınlar içinde parti çalışmasının özel önemini artırdığı gibi ihtiyacı da acil hale getirmiştir.

B- MÜCADELEMİZİN İLKESEL TEMELLERİ

Bütün bu olguların bugün bize gösterdiği sonuç şudur:

1. Sorun; sadece toplumsal yapının şurasındaki, burasındaki aksaklıkta değil, ekonomik, sosyal ve cinsiyetler arası eşitsizliği, büyüyen gelir uçurumunu, işsizlik ve yoksulluğu üreten en temel yapıda, bu düzenin, bu toplumsal örgütlenme aygıtının kendisindedir.

Sorun aynı zamanda, bu temel yapının; üretim araçlarını ve üretimin yönetiminin, dağıtımının bu bir avuç sermaye sınıfı tarafından kendi çıkarları doğrultusunda bir yandan silahlarla öte yandan ekonomik sömürü araçlarıyla sürmesine dur denip denmeyeceğinde düğümlenmektedir. Ve tabii ki, emekçilerin sınıfsal egemenliğini sağlayacak bir düzen kurmak amacıyla hareket edilip edilmeyeceğinde düğümlenmektedir. Yani bir emekçi iktidarı ile bu duruma son vermek bugün de güncel ve zorunludur. Bilindiği gibi partimiz, böyle bir iddia ve özlemin siyasal örgütü olarak doğmuştur.

2. 20. yüzyıl başlarında olduğu gibi bugün de işçi ve emekçiler ile bu kesimlerin kadınları açısından sorunun özü, temel çelişki, bu açıdan değişmemiştir. Sorunun kadınlarla ilgili yönüne bağlı olarak kadın kitleleri içindeki çalışmamızın esasını, işçi, emekçi, ev kadını, işsiz, köylü vb. kadın kitlelerini sermayeye karşı işçi ve emekçilerin iktidarı için tayin edici mücadelelere kazanmak üzere onları mücadeleye katılımda aktif, bilinçli ve istekli duruma getirecek her türlü hazırlık ve çalışmalar oluşturmaktadır.

Bu nedenle; bu düzenin işçi emekçi kitlelerin örgütlü mücadele ve katılımı ile alt edilmesi temel amacı, çalışmamızın her aşamasının bağlanacağı, gözeteceği bir hedeftir.

3. Dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin emekçi kitleler ve kadın kitlelerini sürüklediği koşullar, kadının kurtuluşu sorununu bugün de gündemimizin en üst sıralarına taşımaktadır. Tek tek ülkelerde sermayenin ve özel mülkiyetin iktidarı varlığını korudukça bu gidiş tersine dönmeyecektir. Tek tek ülkelerde sermayenin ve özel mülkiyetin iktidarı sürdükçe kadının erkeğe bağımlılıktan kurtuluşu söz konusu değildir. Bu sadece –varsa– kadının kendi mülkü ve kazancı üzerinde söz sahibi olma ve çocukların kaderi üzerinde erkekle eşit söz sahibi olmanın ötesine geçemez. Yasalardaki bütün öteki siyasi ve medeni haklar, ancak bu çerçevede bu sınırlılıkla gerçekleşebilir. Mevcut hakların bu tür gerçekleşme biçiminin de mülksüz sınıfların milyonlarca kadınının gerçek eşitliğe kavuşması sorununa çözüm getirmediği yaşanarak görülmüştür. Nitekim, bugüne kadar ülkemizde bu haklar, genel oy, seçme, seçilme, aile hukuku içinde eşitlik, iş yaşamındaki yasal haklar vb. mevcut olmasına karşın, kadın yığınlarının toplumsal hayattan dışlanmışlığını ve yaşamlarındaki eşitsizliği ortadan kaldırmaya yaramamıştır. Aksine, süren sermaye düzeninin “küreselleşme” dönemi, kapitalizmin yeniden yapılandırma süreci, yasalarda mevcut hemen bütün hakları geçersizleştiren bir zemine doğru yol almaktadır.

Bu durumda işçi ve emekçiler ile bu kesimlerin kadınlarının çözüm ve çıkar yolu ortaktır. Bu çözüm ve çıkar yol, sınıfsal eşitsizliğe ve cinsiyet eşitsizliğine hem yasal hem de pratikte, günlük yaşamda nihai olarak son verecek bir mücadeleyi hedeflemektir. Öyleyse kadın ve erkek emekçilerin çıkarları ve hedefleri ortaktır. Mücadelelerinin de bu ortak hedefe bir işçi-emekçi iktidarına beraberlik içinde yönelmesi gerekir.

4. Böyle bir hedefe ulaşmak için kadınlar içinde yürütülecek bir çalışma gerekli ve zorunludur. Ancak bir işçi emekçi iktidarı, sömürünün tamamen ortadan kalkacağı gerçek eşitlik, değişik sınıflardan kadınların birleşik çabasını değil, tüm sömürülenlerin birleşik mücadelesini zorunlu kılar. Bu nedenle kadınlar içindeki çalışmamızın ideolojik ve politik çizgisi, cinsiyetçi, burjuva-feminist bir çizgi olarak değil, işçi-emekçi sınıfının ideolojisi ile, bu hareketin bir parçası, bileşeni olarak yaşam bulmaktadır.

5. Bugünün dünyası hemen bütün ülkelerin kadın-erkek işçi ve emekçilerinin aynı koşullar içinde, benzer temel sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dünyadır.

Kapitalizmin sömürü temellerini yenilemeye çalıştığı “küreselleşme” saldırısı bütün dünyanın işçi ve emekçilerinin sömürü koşullarını aynılaştırdığı gibi, kaderlerini de aynı ortak yola itmektedir. Sömürü koşullarının uluslararası karakterinden dolayı işçi ve emekçilerin mücadelesi uluslararası (enternasyonal) bir karakterdedir. Aynı şekilde, bütün kapitalist ülkelerdeki kadınların durumları ve mücadeleleri de (ulusal ve yerel çeşitliliklerine, özgünlüklerine karşın) uluslararası bir karakterdedir.

Sonuç olarak kadının köleliğinin kökü kapitalist toplum yapısındadır. Bu köleliğin ortadan kaldırılması için de bu yapıya son vermek ve yeni bir toplum düzenine geçmek zorunludur.

Öyleyse bu durumu nasıl değiştireceğiz?

C- KADIN KİTLELERİ İÇİNDE PARTİ ÇALIŞMASININ TEMEL UNSURLARI

1- Genel olarak

Yukarıda açıklanan nedenlerle her gün yaptığımız küçük işlerin en temel işlevi işçi ve emekçileri; kendilerini köleleştiren bu düzenden kurtulmaları ve kendi düzenlerini kurmaları için mücadeleye çekmektir. Bıkmadan usanmadan bu amaca varıncaya kadar, işçi ve emekçi kitlelerin önlerindeki irili ufaklı engelleri aşmak, haklar kazanmak, bunları genişletmek, sermayeye karşı bağımsız bir sınıf olarak örgütlenmek ihtiyacına yol göstermek, partinin temel işlevidir. Parti bunun için işçi-emekçi kitleleri ideolojik ve politik silahlarla donatmaya çalışmaktadır. Kadın kitleleri içindeki çalışmamızın özü de bu amacı gerçekleştirmek üzere kadın kitlelerini aydınlatmak, örgütlemek, işçi ve emekçi sınıfların her türlü eylemine çekmek, buralarda onların eğitimini ve iktidar mücadelesine katılmasını, kadın kitlelerinin işçi sınıfının iktidar mücadelesinin aktif bileşeni haline gelmesini sağlamaktan ibarettir.

Peki bunu nasıl yapacağız?

Aşağıda buna değineceğiz.

2- Propaganda ve ajitasyon

Propaganda ve ajitasyonumuz aşağıdaki temel özellikleri kapsamalıdır:

1. Propaganda ve ajitasyonumuz siyasi iktidarın karar ve uygulamalarını kadınlar için aydınlatıcı hale getirmelidir.

İşçi-emekçi haklarına yönelik saldırılarını; ABD’nin Irak’ı işgali; AB, ABD ile ilişkiler;

İran ve Suriye’ye ABD’nin tehditleri karşısında iktidarın ABD’nin yandaşı olarak hareket etmesini, Irak’a asker göndererek komşu halkların emperyalizme boğazlatılmasına Türkiye’yi ortak etme tutumunu,

IMF dayatmalarını, bu olup bitenlerin emekçilerin ve kadınların yaşamını nasıl etkilediğini,

Sermaye ve siyasal iktidarın özel olarak kadınları hedefleyen uygulamalarını, bu bağlamda hamilelik dolayısıyla kadınların işten atılmasını, hamilelik testi istenmesini, hamile kadın işçilerin kürtaja zorlanmasını, iş koşullarının kadın sağlığına aykırı diğer uygulamalarını, Gülbahar Gündüz’e işkence ve tecavüz olayını, N.Ç., Ş.A. gibi birçok genç kız ve kadının çaresizlikten kadın pazarcılarının elinde yaşamlarının karartılmasını, gecekondu semtlerinde altyapı sorunlarını, susuzluk vb. sorunlardan kadınların yaşamının nasıl işkenceye dönüştüğünü vb. işçi ve emekçilerin gündemine giren her türlü gelişmeyi ve konuyu kadınlar için aydınlatıcı ve onlara bilinç kazandırıcı bir hale getirmektir.

Bütün bu sorunlar bize, devleti, sermayeyi, üretim ilişkilerini, bu ilişkiler içinde işçi-emekçi kesimlerin sınıf olarak durumunu, sınıflar sorununu, bu güncel koşullarda o somut alanda, o yerin kadınları içinde bu somut sorunlar karşısında yapılabilecekleri söyleme, bu fikirlere kazanma ve kadınları seferber etme olanağı sağlayacaktır.

2. Propaganda ve ajitasyonumuz yerel sorun ve taleplerle sıkı bir iç içelik taşımalıdır.

Bu yerellik, propaganda ve ajitasyonumuzun mahalle-semt, işyeri, ilçe, il ve bölge düzeyinde etkileyici ve belirleyici sorun ve taleplerle birleşmeyi kapsamalıdır. Altyapı sorunlarından, sağlık ve eğitime ilişkin yerel kurum ve ilişkilerin söz konusu olduğu durumları, yerelde gelişen olayları kapsamalıdır. Beykoz’da fabrikaların kapatılması ve Beykoz’un emekçilerden arındırılması sorununu, Diyarbakır’da bölgesel eşitsizliklerin yol açtığı yüksek işsizlik oranlarının Kürtler üzerindeki özel baskıları da kapsayan yönlerini, İzmir Çiğli Organize sanayinde fabrika ve atölyelerde tuvalet ihtiyacının sınırlandırılmasını, bir başka yerde susuzluk sorunu gibi daha pek çok yerel sorun ve talebi günlük politik çalışmanın bir unsuru haline getirmelidir.

3. Yerel sorun ve taleplerle genel sorun ve talepler arasındaki bağıntıyı açıklayıcı olmalıdır.

Örneğin: Bir semtteki sağlık sorunlarından kalkılarak sağlık ocağı talebini içeren bir yerel çalışma, sağlıkta özelleştirme kapsamında sermayenin ve iktidarın ülke genelindeki planlarını, IMF dayatmalarıyla bağını, emperyalizm politikalarıyla ilişkisini, sağlık hizmetlerinin kamusal bir hizmet olarak ulaşılabilir, ucuz ve hatta parasız gerçekleştirilmesi talebini, tüm halk kesimlerinin genel sağlık sigortası hakkının güvenceye alınması talebiyle, dolayısıyla sosyalizm propagandası ve talepleriyle bağını kurmalıdır. Halkın en temel gereksinmelerinin çözülmemiş sorunlar olarak yerel düzeyde açığa çıkmış olan her yönü, tıpkı sağlık sorunlarında olduğu gibi ülkenin uluslararası sermayeye bağımlılığının bir sonucu olarak yaşanmakta ve derinleşmektedir. Bunların tamamıyla yerel olarak çözüme kavuşturulmasının, ancak ülkenin genel politikalarının işçi ve emekçiler lehine değiştirilmesinin sağlanmasıyla mümkün olabileceği her bir sorun üzerinden işlenmeli ve aydınlatma konusu yapılmalıdır.

4. Propaganda ve ajitasyonumuz kadınların şu ya da bu nedenle yaşadıkları sorunlarla, kadınlar olarak yaşadıkları sorunları ve talepleri birleştirmelidir.

Yine sağlık örneğinden yola çıkarsak; sağlık sorunlarında kadın ve çocukların sağlığının korunmamasının teşhiri ve eleştirisi ile toplumsal olarak korunması gerekliliğini, buna ilişkin talepleri, aşılamanın zorunlu hizmet olarak devletçe yapılması, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, gebeliğin parasız izlenmesi, eğitim sorunlarının kadınların her türlü (iş ve meslek eğitimi dahil) eğitim sorunlarıyla birlikte ele alınması, ekonomik güçlük içindeki ailelere aile ve çocuk yardımı talebinin propagandası gibi bir dizi genel talep, bu başlıkta yerel bir sorundan yola çıkarak aydınlatıcı, bilinç kazandırıcı ve uğruna mücadele edilecek genel talep olarak kadınlara mal edici bir şekilde ele alınmalıdır. Ülkede yaşanan ve kadınlar üzerindeki baskı, sömürü, töre ve geleneksel değer yargılarının yol açtığı çeşitli olay ve sonuçlar, propaganda ve ajitasyonumuzun konusu olmalı ve tüm ülkedeki çalışmamızın ortaklaştığı eylem ve etkinliklerin konusu olmalıdır. Yakın geçmişte kamuoyuna yansıyan Şemse Allak’ın taşlanarak öldürülmesi, Gülbahar Gündüz’e işkence ve tecavüz edilmesi, N.Ç., G.K. ve Ş.E.’nin pazarlanması ve onlarca kişinin tecavüzüne uğraması, hamile kalan işçi kadınların kürtaja zorlanması vb. olaylar, kadın yığınlarının tepki göstereceği olaylardır. Hem bu tepkinin kadınların ortak sesi haline gelmesi hem de bu olayların teşhiri çalışmasının kadınların bilinçlenmesine ve kendi mücadeleleriyle öğrenmelerine olanak sağlayacak ortak refleks gösterilmesi gereken olaylardır. Ayrıca bulunduğumuz yerlerde diğer kadın örgütleriyle ortak tepkiler gösterebileceğimiz olaylar olarak da birleşmeyi sağlamaktadır.

5. Propaganda ve ajitasyonumuz sistemli ve günlük olmalıdır.

Siyasal iktidar ve sermaye sınıfı ellerinde bulundurdukları devlet aygıtı ve onun olanakları ile sınıfsal olanaklarını toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için kullanmaktadırlar. Bunun en etkili araçlarından biri günlük basın ve televizyonlardır. Bu araçlar, sermaye sınıfı ve onun iktidarının politikalarına, halkı, emekçileri günlük olarak kazanan bir aygıt olarak işlemektedir. Olayları, gelişmeleri, sermaye sınıfının çıkarları çerçevesinde işleyerek ve yorumlayarak tüm bir topumun olaylara sermayenin penceresinden bakmasını, öyle düşünmesini ve ona göre davranmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.

Biz ise, olayların sermaye çıkarları penceresinden ortaya konmasının en hafifinden gerçeklerin çarpıtılması olduğunu biliyoruz. İşçi ve emekçilerin, kendi çıkarları aleyhine bir tutum almaları için bilinçli bir yönlendirme olduğunu biliyoruz. İşçi ve emekçilerin çıkarlarının sermayeye karşı bağımsız bir politika ve bağımsız bir hareket geliştirmekten geçtiğini biliyoruz. Öyleyse, bizim de bu durumu gelişen olaylar üzerinden her gün yeniden işçi ve emekçilere anlatmamız, çarpıtılmış gerçekleri gerçek boyutlarıyla ortaya koymamız ve işçi ve emekçileri kendi çıkarları, hak ve gelecekleri için yönlendirmemiz, belli tutumlar almalarını sağlamamız gerekiyor. Yani bizim de bu işi her gün yapmamız gerekiyor.

Bunu nasıl gerçekleştireceğiz?

Bizim söyleyebileceklerimizin tümünden daha fazlasını, birçok haber, yazı, fotoğraf, mizah vb. ile çok çeşitli sorunlara çok çeşitli yönlerden açıklama getiren, bakış açısı sunan, işçi sınıfının olayları değerlendirme ve yorumlama sistematiği olan “dünya görüşünü” kazandıran gazetenin hem bize bu çalışmayı yaparken rehberlik etmesi hem de ulaştığı herkese az-çok sistematik bir şekilde izlediği taktirde bütün bu özellikleri kazandırması nedeniyle kadınlara ulaştırılması tartışılmaz bir gerekliliktir.

Gazete, sadece ulaştırdığımız insanların okuyup geçecekleri bir materyal midir? Böyle olmaması için daha neler yapmak gerekir?

İlk olarak ulaştırmak ve okunmasını sağlamak şarttır.

Ama biliyoruz ki, kadınların genel eğitim düzeyi ve toplum sorunlarına yabancılaştırılmış olmasından dolayı hem okuma alışkanlıkları yoktur, hem de böyle işlerle uğraşmanın günlük işlerini aksatacağını düşündükleri için zaman kaybetmek istemezler.

Demek ki bunu dikkate alarak, kadın grupları içinde mümkün mertebe günlük bir şekilde gazeteyi okuma ve tartışma fırsatları da yaratmamız gerekir. Evdeki çocuğumuzun ev ödevlerini yapması, bunu bir alışkanlık haline getirmesi, zihinsel aktivitesini artırması için nasıl ona yardım etmemiz gerekiyorsa, aynı yardımı kadınlara da yapmamız gerekiyor. Eğer onların ilerlemesini, düşüncelerimizi anlamasını ve paylaşmasını, zenginleştirmesini, kısaca katılımını istiyorsak, bu kaçınılmaz bir görevdir.

Öte yandan, biz partililerin günün olaylarını değerlendirmesinde, politik gelişmeleri açıklayabilmemizde, dünyayı işçi sınıfının dünya görüşünden algılayabilmemizde çok önemli bir yer tutan gazeteyi, kendileri için aynı yaşamsal önemde olduğunu bildiğimiz ezilen kadın gruplarına, kitlelerine neden ulaştırmayalım? Neden onları böyle bir aydınlatma aracından yoksun bırakalım? Elbette bu yönden de bilinçlenen, aydınlanan her kadının, diğer kadınlara da aynı olanağı sunması bir görev olduğu kadar, bir sınıf dayanışmasıdır.

Bununla yetinecek miyiz?

Kadınların gazetemize mektup, haber, yazı, röportaj vb. vermesi, kendi çevresinde bu gibi işleri üstlenmesi için de her kadın grubunu sürekli bu konularda yüreklendireceğiz, yazmasına yardım edeceğiz. Haber toplamasına yardım edeceğiz.

Bunu yaptığımızda, başardığımızda kadınların gazete ile bağını iki kere pekiştirmiş olacağız. Birincisi okumakla, ikincisi muhabiri, yazarı olmakla.

Daha da yetinmeyeceğiz. Aynı gruptaki kadınların kendilerinin yararlandığı, bilgilendiği, aydınlandığı, yazı vb. yazdığı bu gazeteyi en yakınlarındaki kadınlara aynı günlük bağlar içinde ulaştırması ve bizim kendilerine yaptığımız yardımı yakınlarındaki kadınlara sunması için görevlendireceğiz, heveslendireceğiz.

Kadınların gazeteyle bağlarını pekiştirmeleri için yazdıkları haber, yazı, röportaj vb’ni daha çok kadına ulaştırmaları için onlardan görev isteyeceğiz.

Böylece kadın gruplarımızla gazetemiz arasında organik, kopmaz bağlar kurmuş olacağız.

Bu bağlar kopmaz mı?

Bu bağı günlük ve sistematik bir bağ olarak sürdürmezsek, kadınlar çok kısa bir süre içinde eski hamam, eski tas mutfak-çocuk-temizlikle başlayıp biten yaşamlarına geri dönerler.

Görevlerimizi günlük ve sistemli bir şekilde sürdürdüğümüz zaman, her bir kadın grubumuzun kendi yakını ve çevresindeki kadınları da kapsayan yeni gazete okurları ve bunların birlikte hareketini sağlayarak yeni partisiz kadın gruplarıyla çoğalmasını sağlamış olacağız.

Örgütlenme faaliyetimizin, günlük gazetenin böyle bir ele alışla merkezinde yer aldığı bir çalışmadan beslenmesi ve bu çalışmayla çakışması, örtüşmesi şarttır.

Öyleyse partimizin kadınlar içindeki çalışmasında da;

a- Gazete alıp okunmadan bu çalışmanın yürütülemeyeceği,

b- Partisiz bir kadın grubuna, bir kadına gazete ulaştırmayan parti görevlisinin bir parti çalışması yürütmüş olmayacağı, yürüttüğümüz çalışmanın parti çalışması sayılmayacağı açıklık kazanmış olmalıdır.

6. Propaganda ve ajitasyonumuz aynı zamanda eylemli olmalıdır.

Propaganda ve ajitasyonumuzun her konusu, her talebi aynı zamanda eylem ve etkinlik hedefine bağlanmalıdır. Bu hedef, bizim kadınları harekete geçirmemiz, bu talep etrafında inisiyatif kazanacakları, iktidarın bu talep karşısındaki tutumunu bizzat görerek, yaşayarak deney yoluyla öğrenecekleri ve aynı zamanda kimi kez taleplerini elde edip, daha ileri mücadelelere atılmak için güç ve güven kazanacakları politik, demokratik, ekonomik, kültürel vb. hedefler olmalıdır. Sağlık ocağı talebinden tutalım, katkı payının kaldırılması, kreş ve çocuk yuvaları, işyerlerinde iş koşullarının kadın sağlığına uygun hale getirilmesine ilişkin somut talepler, basın, söz, örgütlenme özgürlüğü, işkencecilerin yargılanması, işkencenin yasaklanması, Kürtlerin anadilde eğitim, kültürel, siyasal özgürlükleri vb. gibi genel, yerel ve kadınlara ilişkin talepler için yürütülen çalışmaya, sorunun güncelliğine bağlı olarak bir dizi somut eylem ve etkinlik talebi bunlar arasında sayılabilir.

7. Diğer araçlardan yararlanmalıdır.

Partimizin süreli yayınları ve kitaplarının okunması en başta kadınlar içinde parti çalışması yürüten görevlilerin, militan ve taraftarların çalışmalarının niteliğini yükseltme ve gelişmeleri daha geniş bir ufuktan değerlendirmelerinde, daha zengin bir politik-ideolojik ve kültürel temel kazanmalarında gerekli ve zorunludur. Aynı yayınların partisiz kadın grupları içinde de eğitim aracı olarak kullanılması önümüzdeki dönem daha da yaygınlaşması gereken bir yön olmalıdır.

Bunun dışında toplantı, panel, konferans, tiyatro, sinema gösterimleri vb. politik, kültürel, yazılı, sözlü, görsel vb. bütün araçlar propaganda ve ajitasyonumuzda yararlanmamız gereken araçlardır.

Halk toplantıları, semt ve işyeri toplantıları gibi genel kamuya açık toplantılar yapılabileceği gibi, işçi emekçi kadınların çeşitli işkolu ve meslekleri itibarıyla bir araya getirildiği toplantılar (metal, tekstil, ilaç, gıda, hizmet, ev kadınları, öğretmenler, sağlıkçılar vb.) aynı meslekten kadınların kamuya açık toplantıları da propaganda ve ajitasyonumuz için gerekli araçlardır.

3- ÖRGÜTLENME

a- Kadınların parti içinde örgütlenmesi

1. Parti kendi örgütlenmesini cinsiyet ayrımı esasına dayandırmaz. Partinin kendi örgütlenmesi kadın-erkek ayrımı yapmaz.

Partinin programı için mücadele etmek isteyen, tüzüğüne uymayı kabul eden kadın-erkek herkes doğrudan partide örgütlenir ve parti planları içinde istediği alanda çalışma yürütür.

Örgütsüz kadın yığınlarının örgütlenmesi, kendi kurtuluşları için mücadeleye çekilmesi, parti içindeki kadın üyelerin değil, partinin, her düzeydeki parti organlarının görevidir.

Parti, kadınların parti organlarında yer almasını teşvik eder, destekleyici bir tutum içinde olur. Parti organları içinde kadınların yer almasını ve kadınlar içinde çalışmanın parti organlarında her düzeyde temsil edilmesini gözetir. Kadınlar içinde çalışmayı parti organlarına bağlı olarak yürütecek partili kadın görevliler görevlendirir, komisyon ya da gruplar kurar.

Bu nedenle, partinin kendi örgütlenmesi içinde kadınlara yönelik her iç örgütlenme ve görevlendirmenin temel işlevi kadın yığınları içinde çalışma ihtiyacının gerekleri olacaktır.

Parti bu görevlendirmede de ilke olarak kadın-erkek ayrımı yapmaz. Çünkü her parti organı, bulunduğu yerdeki kadın yığınlarını örgütleme görevini yüklenir. Kadın yığınları içinde özel bir çalışma gerekliliği ve bunun örgütlenmesinde partili kadın görevlilerin tercih edilmesi, pratik bir amaca uygunluk sorunudur. Bu da, yazının başında uzunca bir bölümde açıklandığı gibi, kadın yığınlarının içinde bulunduğu durumun bir gereği olarak karşımıza çakmaktadır.

Bizi diğer partilerden ayıran, partinin kendi örgütlenmesinde şimdiye kadar ayrı bir hiyerarşisi olan bir kadın kolu vb. gibi bir örgütlenmeye gitmemesinin nedeni budur.

Kadın kitleleri içinde parti çalışmasının özü, esası, kadınların mücadelesi ve hareketinin kendi kurtuluş amaçlarıyla birlikte işçi sınıfının mücadelesinin bileşeni ve desteği olarak yaşam bulmasını sağlamaktır.

Parti, bu mücadele ve taleplerin işçi sınıfının mücadele ve talepleriyle paralel bir içerik ve yön kazanması için kadın yığınları içindeki çalışmasını özel olarak örgütler.

2. “Bu nedenle parti, özel görevi en geniş kadın kitlelerini uyandırmak, onları partiyle bağlamak ve sürekli olarak onun etkisinde tutmak olan çalışma gruplarına, komisyonlara, komitelere, kollara ya da başka nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, organlara sahip olmalıdır.

Bunun için tabii ki, bu kadın kitleleri arasında tamamıyla sistematik bir çalışma yapmamız gerekiyor. Uyanan kadınları eğitmemiz ve partinin önderliği altında proleter sınıf mücadeleleri için kazanmamız ve silahlandırmamız gerekiyor.

3. Bu da kadın kitleleri, çeşitli sendikal, mesleki örgütler ve birlikler, yerel ve demokratik örgütler, bağımsız kadın örgütleri ve kitle örgütleri içinde çalışan üyelerin (komisyon, grup veya komitelerin) yürüttüğü parti çalışması aracılığıyla gerçekleşir.

4. Bu bakımdan kadın kitleleri içindeki çalışmamız, kadınlara yönelik propaganda ve ajitasyonumuzun, kadınları kendi bağımsız örgütlerinde örgütleme çalışmamızın özel niteliği yanında her yerde yürüttüğümüz parti çalışmasının tüm koşullarını taşımak, partinin bütün genel ilke ve kurallarına göre şekillenmek ve güncel talimat ve çalışmalarını kendi alanında gerçekleştirmekle yükümlüdür.

5. Kadınlar içinde çalışma yürüten partililer olarak bir diğer görev de kadın yığınlarının mücadelesi içinde onların ileri ve politik olarak gelişen unsurlarını partiye kazanmaktır.

6. Ayrıca, kadınlar arasında parti çalışmasının bir yönü olarak partinin maddi olarak desteklenmesini örgütlemektir.

b- Kadınların bağımsız kadın örgütlenmesi

Aslında propaganda ve ajitasyon çalışmamızın anlattığımız bütün yönleriyle tamamı, partinin kadın kitleleri içindeki örgütlenme çalışmasının önemli ve esaslı bölümünü kapsamaktadır.

Onları akılda tutarak, bu başlıkta ayrıca belirtilmesi gereken yönler şunlardır:

1. Bütün propaganda ajitasyon çalışmamızın her aşamada gözeteceği, gerçekleştireceği şey, günlük ve sistemli ilişki içinde bulunduğu kadınları (oturduğu yer itibarıyla, işyerindeki tezgahı, bölümü vb. itibarıyla, çalıştığı kurum, büro vb. itibarıyla) birbirine doğal yakınlığını gözeterek gruplar halinde örgütlemektir.

Gruplar halinde örgütlemek nedir?

Yukarıda saydığımız propaganda ve ajitasyona dair, bütün işleri bu gruplarla birlikte onların katılımıyla gerçekleştirmeyi başarmak, bunda ısrarcı olmaktır.

2. Propaganda ve ajitasyonumuzun çalışmamızın en önemli ve esaslı yönünü oluşturduğunu belirttik. Bu doğrudur. Fakat eksiktir. Çalışmamızın bütün unsurlarıyla, bütün koşullarıyla yerine getirildiğinden söz edemeyiz. Aydınlanıp, aydınlanıp da ne yapacağını bir türlü bizim partili yoldaşlarımızdan öğrenemeyen kadınlar ne yapacaktır?

En iyi ihtimalle kendi kavrayışlarıyla partiye katılacaklar, görev isteyeceklerdir. Ama çoğu zaman bıkıp, “buradan bir şey çıkmıyor” diye çalışmamıza karşı ilgisizleşecek, bizi pek de becerili bulmayacak, ya da daha fazla bir şeyler yapmak ümidiyle başka kapılara yöneleceklerdir.

Çalışmamızın sonuç vermesi, büyümesi, çaresizlik içindeki daha fazla kadını çekim alanına kazanması için onları kendi aralarında örgütleme fikri ve pratiği ile yürütmemiz gerekir.

Örgütlemenin ilk adımı, her gün başta gazete olmak üzere çeşitli propaganda ve ajitasyon araçlarıyla gittiğimiz kadınların en doğal ilişkileri içinde grup olarak yaptığımız işlere katılımlarını, bu işler için kendi aralarında işbölümü yapmalarını sağlamaktır. Gazetenin dağıtımı başta olmak üzere, diğer araçların kendi çevrelerinde dağıtımı, duyuru ve çağrıların aynı işbölümü içinde gerçekleşmesi, diğer üretken ve pratik işlerin, ideolojik ve politik eğitimin bu grupların çalışması içinde yaşam bulmasının sağlanmasıdır. Çalışmanın her aşamasının birlikte değerlendirilmesi, sonuçlar çıkarılması, yeni kadın gruplarının saptanması ve bunun için görev paylaşımı olabildiğince bu grup fikri içinde gerçekleştirilmelidir. Bu, aynı zamanda, tüm bu çalışmaların bilgisinin de aynı yollardan gruplarda merkezileşmesi ve grup temsilcileri aracılığıyla daha üst örgüt ya da sorumlu gruplara ulaşmasını da içermelidir. Çalışma yerel bir kadın örgütü kurmayı somut olarak hedefleyen bir kitle/grup tabanına ulaştığında, bu çalışmanın pratik, bürokratik ve örgütlenmeye dair bütün yükü ve görevlerini de bu çalışması üstlenmelidir.

Kuşkusuz bu, askeri bir disiplin ve şaşmaz bir mekanizma olarak anlaşılmamalıdır. Yaşamın canlı ve dinamik ilişkileri için çalışma yürüttüğümüz alandaki kadınlardan örgütlediğimizi varsaydıklarımızdan bir bölümü tam olarak böyle bir çalışmaya ayak uyduramayacak, aksaklıklar yaşanacaktır. Hatta bir kısmı her şeye karşın gidecek –tutamayacağız– yeni başkaları gelecektir. Böyle bir sirkülasyon örgütlenme çalışmamızın her alanında yaşanmaktadır. Ama biz, örgütlenmekte fayda uman ve bizimle birleşenlerle sağlıklı yolumuzda ilerlemekte ısrar edeceğiz.

3. Her zaman, örgütlerimizin sayısı daha az, çalışmamızın etki alanı bu sayıdan çok daha fazla, birkaç misli boyutlarda olacaktır. Bunu bileceğiz. Bugün etki alanımız içinde olup da henüz örgütleyemediklerimiz, –çalışmamız gruplar temelinde ısrarcı ve istikrarlı bir şekilde sürdüğü müddetçe– yarın örgütlenmeye hazır olacaklardır.

4. Çalışmamızı birbiriyle en doğal ilişkiler içindeki kadınları küçük 3-5 kişilik gruplar üzerinden yükselttiğimiz taktirde;

aa- Bu grupların kendi başına işler kotarma ve baylaşma becerisi gelişen ve inisiyatif kazanan örgütler almalarına yol açmış olacağız.

bb- Onlarla yakın bağlarımız nedeniyle kişisel özellik ve becerilerini, düzeylerini tanıma imkanı bulacağız. Daha ileri kavrayışlı olanlarıyla daha yakından ilgilenme, politik ve ideolojik gelişimine yardım etme olanağı sağlayacak.

cc- Kendi deneyleri üzerinden öğrenme, güven ve daha ileri mücadelelere atılmak için hazırlanmalarının en elverişli koşullarını sağlayacak.

çç- Kadınların politik ve ideolojik eğitimini yine aynı gruplar üzerinden daha etkili yollarla ele almamıza olanak verecek.

dd- Gruplar içindeki kadınların çevre ve olanaklarının partinin ve çalışmanın, işçi-emekçi hareketinin hizmetine sunulmasının yollarını açacak.

ee- Mücadelenin bilgi ve deneylerinin birikmesini tüm çalışmanın gelişmesine sunulmasını sağlayacak.

ff- Her il, ilçe, semt, işletme, fabrika vb. yerlerde doğal ilişkiler içindeki kadınları gruplar halinde örgütlememiz, toplumun bütün emekçi katmanlarından (işçi, köylü, ev kadını, kamu emekçisi, tarım işçisi, ev-büro hizmetlisi, evde parça başı iş yapanı vb.) kendi talepleri etrafında oluşan gruplar üzerinden yerel (semt, ilçe, il) bağımsız kadın örgütleri çatısı altında birleştirip mücadelelerini ve güçlerini aynı hedefe yöneltmelerini sağlayacaktır.

5. Kadın kitleleri içinde ve örgütlü kadın hareketi içinde partinin etkisini genişletmek ve derinleştirmek.

1- Yukarıda açıklamaya çalıştığımız temelde bir çalışma, partimizin kadın kitleleri içinde ve örgütlü kadın kesimleri üzerinde onları işçi-emekçi mücadelesinin saflarına, sosyalizm mücadelesinin saflarına kazanmak bakımından değiştirici, dönüştürücü bir etkide bulunmaktadır, bulunacaktır.

2- Az-çok örgütlü çalışmamızın başladığı ve asgari bir kitle temeli kazanma yoluna girdiği bu aşamada, çalışmalarımızı bu temel ilkeler ve koşulları yerine getirerek sürdürmenin önemi, kadın kitlelerinin geleceğini tayin edici niteliktedir.

3- Aynı zamanda partinin kadın kitleleri içinde etkisinin genişlemesi ve derinleşmesinin güvencesi de böyle bir çalışma tarzı ve yöntemidir.

4- Bu çalışmanın geleceği ve ülkenin her tarafında kadınların bağımsız yerel örgütlerinde örgütlü mücadele katılması böyle örgütlü bir çalışmanın ürünü olacaktır. Örgütlü bir kadın hareketinin işçi-emekçi hareketinin bir bileşeni olarak şekillenmesi, ülkede güçlü bir dinamik olarak ortaya çıkan Kürt kadın hareketiyle birleşme ve onu bu temelde etkileme olanaklarını artıracaktır.

5- Eğer bu çalışma sistemli, düzenli, her geçen gün eksiklerini tamamlayarak ve genişleyerek yürütülürse, ülkemizin uyuyan muazzam bir potansiyeli, kadın yığınları; işçi-emekçi kitlelerin yaşamının iyileştirilmesi, demokrasi ve özgürlüklerin kazanılması ve toplumsal eşitlik ve kurtuluş yolunda başarı amacının hizmetine girecektir. Bu yönüyle de burjuvaziye hizmetten ve onun düzenini sağlamlaştıran yapı taşları olmaktan kurtulacaktır.



* Kaynak: 28-29 Haziran 2003 Ören Kadın Toplantısı Seminer Sunumları, Emeğin Partisi Bülteni Özel Sayı: 27, sf. 62-75